25 Tem 2022

Tenkis Davası

Tenkis Nedir? Tenkis Ne Anlama Gelir?

Tenkis arapça kökenli bir kelime olup eksiltme azaltma anlamlarına gelmektedir.

Tenkis Davası Ne Demektir?

Miras hukukunda yer alan tenkis davası miras bırakanın, saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası karşılıksız kazandırmalarının hukuki alana çekilmesini amaçlayan ve geçmişe yönelik yenilik doğurucu etkili (inşai) davalardandır (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2012/701, 2012/3648- 29.03.2012).  

Tenkis davası Türk Medeni Kanunu’nun 560. maddesinde düzenlenmiştir:

“Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler. Yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak tasarrufta yer alan kurallar, miras bırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, sadece paylaştırma kuralları sayılır.”

Saklı Paylı Mirasçı Kimdir?

Saklı paylı mirasçılar TMK 506. maddesinde belirtilmiş olup; miras bırakanın altsoyu yani çocukları, evlatlıkları, torunları ve onların çocukları ile miras bırakanın anne-babası ve miras bırakanın eşi saklı paylı mirasçıdır.

TMK’nda yer alan saklı paylı mirasçı haklarından yararlanabilmek için kişilerin resmi olarak miras bırakanın nüfusuna kayıtlı olması gerekir.  Miras bırakanın alt soyundan olan bireylerin tamamı saklı paylı mirasçıdır. İlgili kanun maddesinde sayılan kişiler haricinde miras bırakanın kardeşleri, yeğenleri, teyzeleri ya da amcaları gibi akrabalarına saklı pay hakkı tanınmamaktadır. Kardeş, yeğen, kuzen, dede, nine saklı paylı mirasçı değildir. Bu kişilerin saklı paylı mirasçı sıfatıyla tenkis talebinde bulunması mümkün değildir.

Saklı paylı mirasçılar miras bırakanın birinci zümresinde bulunan altsoyu ile ikinci zümrede bulunan akrabalarıdır. Üçüncü zümrede saklı paylı mirasçı bulunmamaktadır. Saklı paylı mirasçılar ve saklı pay oranları aşağıdaki şekildedir :

  • Miras Bırakanın Altsoyu: Altsoyun saklı pay miktarı toplam yasal miras payının (½) yarısıdır. Evlatlık olup murisin resmi olarak nüfusuna kayıtlı olan çocukları da toplam yasal mirasının yarısı ( ½ ) oranında saklı pay hakkına sahiptir.
  • Miras Bırakanın Anne ve Babası: Murisin anne ve babası, ikinci zümreden üstsoy mirasçılar olarak saklı pay sahibi mirasçılardandır. Miras bırakanın anne ve babasının saklı payları yasal mirasın (¼) çeyreğidir. Ayrıca miras bırakanın tüm üst soyları için de bu oran geçerlidir.
  • Miras Bırakanın Sağ Kalan Eşi: Miras bırakanın sağ kalan eşi de saklı paylı mirasçılardandır. Miras bırakanın sağ kalan eşi eğer altsoyu ile birlikte saklı pay sahibi mirasçı olmuş ise saklı payı yasal miras payının tamamı kadardır. Sağ kalan eş murisin anne ve babası ile birlikte mirasçı olmuş ise saklı pay miktarı yasal miras payının tamamı (%100) kadardır. Ancak, yalnızca sağ kalan eş mirasçı olmuş ise saklı pay hakkı yasal miras payının ¾ ü kadar olmaktadır. Bu oran, sağ kalan eşin mirasçının anneanne, babaanne ve dedelerden biri veya birkaçı ile mirasçı olması durumunda da ¾ olmaktadır.

Tenkis Davasını Kimler Açabilir?

Tenkis davası, yalnızca saklı pay sahibi olan mirasçılar tarafından açılabilmektedir. Saklı paylı mirasçılar bir arada tenkis davası açabileceği gibi ayrı ayrı da tenkis davası açabilir. Burada önemli olan husus; saklı paylı mirasçılar yalnızca kendileri için tenkis davası açabilmektedir.

Tenkis davasının açılması saklı paylı mirasçıya sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan bir başkası, mirasçıya ait bu hakkı öne sürerek dava açamamaktadır. Ayrıca miras bırakan tasarruf sınırını aşmış dahi olsa mirasçılar terekeden saklı paylarını elde edebiliyorsa tenkis davası açılamaz, açılması halinde ise tenkis davası mahkeme tarafından reddedilmektedir. Tasarruf sınırı, kişinin mirası üzerinde yapabileceği tasarrufa saklı paylar vasıtasıyla yapılan sınırlama anlamına gelir. 

Miras payını devralanlar veya vasiyeti yerine getirme görevlisi, tereke temsilcisi ve tafsiye memuru tarafından da tenkis davası açılamamaktadır. Ancak saklı pay sahipleri 18 yaşından küçük ya da kısıtlı ise yasal temsilcisi tarafından da tenkis davası açılıp saklı payın zedelenmesi iddiasında bulunulabilmektedir. Eğer saklı paylı mirasçılardan biri saklı payı için mahkemeye başvurur ise yalnızca kendi saklı payını tenkis edebilmektedir. Her saklı pay sahibi mirasçı kendi adına saklı paylarının zedelendiğine dair tenkis davası açmalıdır.

Saklı Paylı Mirasçıların Alacaklıları Tenkis Davası Açabilir mi?

Türk Medeni Kanunu 562. maddesi saklı paylı mirasçıların alacaklılarının da bazı hallerde tenkis davasını açabileceğini düzenlemiştir:

“Miras bırakan, tasarruf edebileceği kısmı aştığında, saklı payı zedelenen mirasçı, iflâsı hâlinde iflâs dairesinin veya mirasın geçtiği tarihte kendisine karşı ellerinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklıların ihtarına rağmen tenkis davası açmazsa, iflâs idaresi veya bu alacaklılar, alacaklarının elde edilmesi için gerekli olan oranda ve mirasçıya tanınan süre içinde tenkis davası açabilirler. Mirasçılıktan çıkarılanın çıkarma tasarrufuna itiraz etmemesi durumunda da iflâs idaresi veya alacaklılar, aynı koşullarla tenkis davası açabilirler.”

Alacaklıların tenkis davası açabilmesi çeşitli şartlara bağlanmaktadır:

  • Alacaklıların elinde saklı paylı mirasçı hakkında mirasın açıldığı tarihte aciz vesikası bulunmalıdır. Miras açıldıktan sonra alınacak olan aciz vesikası alacaklının tenkis davası açması için geçerli bulunmamaktadır.
  • Alacaklılar ve iflas masasının, saklı paylı mirasçıya tenkis davası açması için bir süre vermiş olması, bu süre içinde borçlu dava açmamış olmalıdır.

Tenkis Davası Kime Karşı Açılır?

Tenkis davasının davalısı miras bırakanın tasarruf etme oranını aşarak mirasçıların saklı paylarını ihlal etmek suretiyle kazandırılan ve tenkise tabi olabilen kazandırmaların yapıldığı kişidir. Bu kişi yasal mirasçı olabileceği gibi üçüncü bir kişi de olabilmektedir. Dava açılacak kişi hayatını kaybetmişse mirasçılarına da tenkis davası açılabilmektedir. Birden fazla kişiye karşı tenkis davası açılması gerekiyorsa bu kişilerden her biri davalı olmaktadır. Tenkis davası nispi bir davadır. Dolayısıyla, istisnai durumlar hariç olmak üzere tenkis davası miras bırakanın tenkise tabi kazandırma yaptığı kişiden başkasına açılmamalıdır.

Tenkis Davası Hangi Hallerde Açılır?

Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisi için dava açabilmektedir.

Tenkis Davası Açabilmek için Sağlanması Gereken Şartlar

Tenkis davasının açılabilmesi için temelde iki şart bulunmaktadır. Bunlar;

  • Saklı paylı mirasçıların, mirastan kalan haklarını kazanamamış olması ve
  • Miras bırakanın sağlararası ya da ölüme bağlı tasarrufu ile tasarruf sınırını aşmış olmasıdır.

Murisin (miras bırakanın) tasarruf sınırını aşması hakkında mirasçıların dava açabilmesi için miras bırakanın tasarruf yaptığı zaman içerisinde mirasçı olması gerekmektedir. Örneğin; muris ölmeden önceki 1 sene içerisinde evli olmadığı bir tarihte taşınmaz mülkünü bağışlamış, ardından evlenmiş ve daha sonra hayatını kaybetmişse saklı paylı mirasçı olan eş bu gayrimenkul üzerinde saklı pay iddia edememektedir. Nitekim bu husus Yargıtayın verdiği bir kararda da vurgulanmıştır:  

“...Miras bırakan evlenmeden önce bağışta bulunduğundan, sonradan evlendiği karısının saklı payını zedeleme kastının varlığından söz edilemez...”  

Tenkis davası şartları için (ii) ilk koşul, miras bırakanın yaptığı sağlararası ya da ölüme bağlı tasarruflarında tasarruf özgürlüğünün sınırını aşmış olmasıdır. Miras bırakanın bu sınırı aşıp aşmadığını belirlemek için öncelikle terekenin ölüm tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerekir. Ardından kanunda belirlenmiş olan hesabın yapılarak net terekenin ve bu net terekeden saklı payların toplamı çıkarılmalıdır. Tereke, murisin ölümünden sonra geride bırakmış olduğu tüm aktif ve pasif haklarıdır. Murisin sahip olduğu taşınır ve taşınmazlar ile borçları terekesidir. Tereke tümüyle mirasçılara geçer. Esas tereke ise miras bırakanın pasiflerinin aktifinden çıkartıldığı an belirlenir. Terekenin tam olarak belirlenmesi ancak mahkemeye başvuru ile mümkündür. Keza Yargıtay da bir kararında şöyle bir ifadede bulunmuştur:

“Tenkisin gerekip gerekmeyeceği, gerekiyorsa ne oranda ve ne miktarda gerekeceği önceden bilinemez. Bunun için, mahkemece öncelikle tereke mal varlığı tespit edilmeli, uzman bilirkişi heyetine tenkisle ilgili ayrıntılı bir hesap yaptırılmalı, oluşacak sonuç dairesinde tenkis talebiyle ilgili bir hüküm kurulmalıdır.” (3. HD, E.2013/3129, K.2013/4626, T.19.03.2013)

Tenkis davası şartları için (ii) ikinci koşul, mirasçıların saklı paylarını elde edememiş olmasıdır. Miras bırakanın yapmış olduğu kazandırmalarda tasarruf miktarını aşması tek başına tenkis davasının açılabilmesi için yeterli değildir; mirasçıların, saklı paylarını elde edememiş olması gerekmektedir.

(iii) Üçüncü koşul olan önemli bir diğer husus ise; tenkis davasının açılabilmesi için saklı paylı mirasçıların saklı paylarını elde edememiş olmasının sebebi murisin tasarruf miktarını aşması olmalıdır. Mirasçılar, bu sebebe dayanmaksızın saklı paylarını elde edemiyorlarsa tenkis davasının açılması mümkün değildir.

Tenkis davası özetle aşağıdaki şartlar sağlandığı takdirde açılabilmektedir:

  1. Murisin sağlararası ya da ölüme bağlı tasarruflarında tasarruf sınırını aşmış olması gerekmektedir.
  2. Saklı pay sahibi mirasçıların terekeden saklı paylarını tahsis edememiş olması gerekir.
  3. Saklı paylı mirasçıların saklı paylarını elde edememiş olmasının sebebi murisin tasarruf miktarını aşması olmalıdır.
  4. Tenkis davasının kanunda öngörülen zamanaşımı süresini aşmamış ve hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması gerekir.
  5. Tenkis davası yalnızca saklı pay sahibi mirasçılar tarafından açılabilmektedir. Bir başkası mirasçı adına dava açamamaktadır.
  6. Tereke mahkemeye başvurularak belirlenmelidir.

Tüm bu hallerin tamamı bir arada mevcut ise tenkis davası açılabilir.

Tenkis Davasında Saklı Pay Nasıl Hesaplanır?

Saklı payın hesaplanması için öncelikle net terekenin belirlenmiş olması gerekmektedir. Net tereke hesaplandıktan sonra saklı pay hesaplanabilir.

Saklı paylı mirasçıların, saklı paylarının hasar gördüğünü iddia etmeleri için kazandırma konusu tereke ile temlik dışı terekenin yani net terekenin tamamen bilinmesi gerekir. Tereke, miras bırakanın ölmüş olduğu tarihte mirasçılarına bırakmış olduğu kazandırmalar (terekenin aktifi) ile borçların (terekenin pasifi) tümüdür. Terekenin aktifinde miras bırakanın gelirleri ile maliki olduğu mülkler bulunmaktadır. Pasifinde ise murisin borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin üç aylık geçim giderleri, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi ve cenaze masrafları gibi giderler bulunur. Terekenin aktifinden pasifi çıkartıldığında ortaya net tereke çıkar. Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesi hükmünce net terekenin tespitinin ardından mirasın açıldığı tarihteki fiyatlar ile kıyaslanarak maddi açıdan terekenin miktarı belirlenir. Bu miktar üzerinden saklı paya herhangi bir tecavüzün olup olmadığı ortaya çıkar. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre saklı payların hasar alıp almaması objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar da dikkate alınarak hesaplanmalıdır. Bunun sebebi, tasarruf oranını aşan her kazandırmada tenkis davası açılamaması ve saklı payların zedelendiği iddiasında bulunulamamasıdır.

Neler Tenkise Tabidir ve Tenkis Hesaplaması Nasıl Yapılmaktadır?

Miras bırakan, tasarruf edebileceği mirastan fazlası hakkında tasarrufta bulunmuşsa saklı paylarının karşılığını alamayan saklı paylı mirasçıları; miras bırakanın tasarruflarının tenkisini (indirilmesini) dava edebilecektir. Ayrıca miras bırakanın arzusu vasiyetnamenin iptali ve tenkis davası veyahut başka türlü olan hallerde bu durum ölüme bağlı tasarruftan anlaşılmadıkça da yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak ölüme bağlı tasarrufta yer alan hükümler yalnızca paylaştırma kuralları sayılmaktadır.

Tenkise bağlı sağlararası kazandırmalar Türk Medeni Kanunu'nda şu şekilde sıralanmıştır:

  • Ölümden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,
  • Alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,
  • Geri verilmemek üzere altsoyuna yaptığı malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar,
  • Miras bırakanın; mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya, miras payına var olan bir alacağa sayılmak üzere yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar,
  • Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,
  • Miras bırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar,
  • Miras bırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.

TMK’nun 565. maddesinde açıklanan bu maddeler dışında kalan kazandırmalar istisnai haller dışında tenkise bağlı sayılmamaktadır.

Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar, önce ölüme bağlı tasarruflardan; bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlararası kazandırmalarda yapılır. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmaların tenkisi en son yapılmaktadır.

Tenkis Davasında İspat Yükü Kimdedir?

Tenkis davasında ispat yükü davacıya ait olup davacı; (ii) saklı paylı mirasçı olduğunu, (ii) saklı payının ihlal edildiğini, (iii) saklı payına haksız olarak el atıldığını ve (iv) benzeri tüm iddialarını ispatlamakla yükümlüdür.

Tenkis Davasında Zamanaşımı

Tenkis davası zamanaşımı süresi TMK md. 571’de düzenlenmiştir;

“Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.”

Dolayısıyla, saklı paylı mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrenmesinden itibaren 1 yıl içerisinde dava açma hakkı vardır. Bununla birlikte, mirasın açılmasının üzerinden 10 yıl geçmesi ile saklı paylı mirasçıların tenkis davası açma hakkı ortadan kalkmaktadır. Tenkis davasında iki farklı hak düşürücü zamanaşımı süresi bulunmaktadır, 1 yıl ya da herhalde 10 yıl içerisinde tenkis davası açma hakkı ortadan kalkmaktadır.

Görüldüğü üzere ileride doğabilecek hak kayıplarının önüne geçebilmek adına tenkis davası açma süresi ve yetkili mahkeme gibi hususlara dikkat edilmesi önem arz etmektedir.

Muvazaa ve Tenkis Davası

Muvazaa; genel anlamıyla tarafların; üçüncü kişileri aldatmak amacıyla,  gerçek iradelerini saklamak adına görünürde aslında iradelerini hiçbir suretle yansıtmayan, gerçekte var olmayan bir hukuki işlem yapmalarıdır. Muvazaalı işlemlerde; tarafların gerçek iradesini görünüşte yapılan işlemlerin aksine gizli işlemler yansıtmaktadır. Muvazaanın amacı, mal kaçırmak ve üçüncü kişileri zarara uğratmaktır.

Muris muvazaası günlük hayatta sıkça karşılaşılan hukuki bir problemdir. Muris muvazaası, yani mirastan mal kaçırma, bir kimsenin mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla yaptığı örnek vermek gerekirse aslında bağışlanmış olan taşınmazın tapuda satış olarak gösterilmesi ya da tapuda gösterilen satış bedeli ile gerçek satış bedeli arasında ciddi bir fark olması gibi hallerde ortaya çıkmaktadır. Muris muvazaası, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile taşınmazların devredilmesi şeklinde de gerçekleştirilebilmektedir. Bu işlemin tarafları, mal kaçıran kimse ile mirasçı olmayan farklı bir kişi ya da herhangi bir mirasçı da olabilir. Muris muvazaası karşısında mağdur olan yani miras hakkı tamamen ya da gerektiği gibi verilmeyen mirasçıların her biri tapu iptali/tescili ve tenkis davası yollarına başvurabilmektedir.

Mirasta Denkleştirme (İade) ve Tenkisin (İndirme) Farkları

Miras hukukunda denkleştirme, tenkis kavramına nazaran daha dar bir kavramdır. Denkleştirme; miras bırakanın ölümünden önce, mirasçılarından birisi veya bir kaçına, miras haklarına mahsuben yaptığı sağlararası kazandırmalar için söz konusu olmaktadır. Miras bırakan, böyle bir tasarrufta bulunmuşsa yani vasiyetname ile yapılan kazandırmalar hariç olmak üzere sağlararası kazandırma yapmışsa, diğer mirasçılar bu kazancın terekeye iadesini talep edebilmektedirler. Mirasçıların miras payları terekeye iade edilen tutarlar da dikkate alınarak hesaplanmaktadır.

İade (denkleştirme) davası açabilmek için saklı paylı mirasçı olmak gerekmezken tenkis davası açmak için saklı paylı mirasçı olunması gerekmektedir. Halbuki denkleştirme davası için saklı payı bulunmayan yasal mirasçı da denkleştrime (iade) davası açabilmektedir.

Mirasta denkleştirme işleminde; sadece miras bırakanın sağlararası tasarrufları dikkate alınırken tenkis davasında, miras bırakının hem ölüme bağlı tasarrufları hem de sağlararası tasarrufları dikkate alınmaktadır.

Diğer bir fark ise tenkis davası, hem yasal mirasçılara hem de atanmış mirasçılara karşı açılabilirken denkleştirme davası atanmış mirasçıya karşı açılamamaktadır. Bu sebeplerle tenkis davası ve denkleştirme davaları her ne kadar teoride birbirine benzese de teknik olarak farklı talepler içeren ve sonuçlar doğuran davalardır.

Tenkis Davası Nerede Açılır? Tenkis Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir.” Dolayısıyla, tenkis davasının konusunun değerine ve miktarına bakılmadan yalnızca malvarlığı haklarına ilişkin olması ve şahıs varlığı ile ilgili olması gerekçesiyle tenkis davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Özel hükümlerce aksine bir düzenleme de bulunmamaktadır.

Tenkis davasında yetkili mahkeme konusu hem Türk Medeni Kanunu’nda hem de Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 576. maddesine göre mirasın açılıp malvarlığının tamamının belirlenmesi miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesinde yapılmaktadır. Miras, murisin yerleşim yeri mahkemesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre; “Miras bırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür.” Dolayısıyla, tenkis davası da murisin yerleşim yeri mahkemesinde görülmektedir. HMK m. 12’de ise: “Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir” der. Bununla birlikte HMK m. 11/1-b’de: “Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar” da ölen kimsenin “son” yerleşim yerinin kesin yetkili olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak kesin yetkili ibaresine de dikkat çekerek miras bırakanın en son yerleşim yerinin kesin yetkili yer mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır.

Tenkis Davası Emsal Yargıtay Kararları

“Davacı vekilinin 25.3.1999 tarihli son oturumdaki beyanı haktan feragat niteliğinde değildir. Kaldı ki haktan feragat niteliğinde kabulü halinde de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 151.maddesi gereğince imzası ile tasdik edilmesi gerekir. Sabit tenkis oranı belirlenmeden tercih hakkı kullanılamaz. Tercih hakkı davalı tarafından kullanılmadan tenkis sonunda para olarak ödenecek karşılık miktarı belirlenemez. Bu sebeple de doğmayan bir haktan feragat söz konusu olamayacağından yargılamaya devam olunup 11.11.994 tarih 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına uygun işlem yapılması gerekirken nitelendirmede yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.” (Yargıtay Kararı- HGK., E. 2000/1753 K. 2000/1786 T. 13.12.2000)

“Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle yeğenler başından itibaren saklı pay sahibi değillerdir. 5650 sayılı Kanun'la kardeşler saklı pay sahibi mirasçı olmaktan çıkarılmışlardır. Davacılar saklı pay sahibi mirasçı olmadıklarından davanın reddedilmesi doğrudur.” (Yargıtay Kararı - 1. HD., E. 2016/7835 K. 2019/2456 T. 4.4.2019)

 

Kaynak:

Türk Medeni Kanunu

Yargıtay Başkanlığı