18 Şub 2022

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat

Boşanmada Maddi Tazminat

Boşanma Davasında Maddi Tazminat; mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan talep ettiği tazminattır. (Türk Medeni Kanunu m.174/1)

Boşanmada Maddi Tazminatın Şartları

Anlaşılacağı üzere ön şart olarak maddi tazminat talep eden kişinin, eşinden daha az kusurlu veya kusursuz olması, karşı tarafın ise mutlaka kusurunun olması gerekir.  Bunun için mahkemece öncelikle kusur belirlemesi yapılır. 

Davanın açılmasından sonraki olaylar kusur belirlemesinde dikkate alınmaz. 

Mahkeme kusur belirlemesi yaparken hangi sebeplerle dayanarak kusur belirlemesini yaptığını açık ve net bir biçimde açıklamalıdır.

Ayrıca, zarar da bir ön şarttır. Boşanmada maddi tazminat için, evlilikten beklenen menfaatin zedelenmesi ve boşanma ile maddi zarar arasında nedensellik bağı olması gerekir. Yani, evlilik birliğinin sona ermesiyle kaybedilecek olan mevcut ve beklenençıkarlar değerlendirilir. Örneğin kadının evliliğe emeğiyle katkısı, evlilik sonrasında erkeğin eşinin yardımını kaybetmesi olarak kabul edilir ve maddi tazminata gerekçe oluşturur. Aynı şekilde bir eşin diğer eşe sağladığı maddi menfaatten eş mahrum kalacak ise, maddi tazminat verilebilir. Evlenmek için yapılan giderler, çocukların giderleri, evlilik birliği için yapılan masraf ve harcamalar, mal alımı sırasında yapılan katkılar, evliliğe emek verme veya yoksulluğa düşme sebepleri maddi tazminata gerekçe değilken, diğer eşin verdiği güvence ile işinden ayrılmış olmak maddi tazminata gerekçedir. Boşanmanın eki niteliğinde olmayan giderler harç ödenmek suretiyle genel alacak kalemi olarak başka bir davaya konu edilebilir. Örneğin işten ayrılma sebebiyle veya işe başlatmama sebebiyle talep edilecek tazminat, kredi borcu, kredi kartı borcu, eşe verilen borç, eşin yakınlarına verilen borç, ortak yapılan borç hem harca tabidir, hem de aile mahkemesinin görevine girmemektedir; bunlar Borçlar Kanunundan kaynaklanan bir talep olduğundan genel mahkemelerde görülebilir. Diğer bir örnek, çeyiz gideri istemi, aile konutunun özgülenmesi istemi, düğünde takılan para istemi, ziynet istemi miras payının istemi gibi talepler nispi harç ödenmek sureti ile ileri sürülebilir. Eve katkı bedeli, katılma alacağı istemi ile ilgili talepler ise boşanmanın kesinleşmesinden sonra karara bağlanabilir.

Bu sebeple boşanma avukatları dilekçelerinde kusurlu davranışların neler olduğunu ve ne gibi zararlar oluştuğunu açıkça belirtmelidir.

Boşanmada Maddi Tazminat Miktarı

Maddi zararın miktarının ne olacağına hakim kişisel bilgisine ve varsayımına dayanarak karar veremez. Tarafların öncelikle ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınır. Boşanmada maddi tazminatın miktarını belirlemek için yaş, evlilik süresi, ekonomik ve sosyal durum, sosyal güvenlikleri, yaşadıkları çevre ve koşullar, yaşam özellikleri, meslekleri, çalışma koşulları, iş bulma olasılıkları, bedensel ve fiziksel sağlıkları, olası yaşam süreleri, yeniden evlenme şansları, katılma alacaklarını, sigorta poliçeleri, mal rejiminden alacakları payı, kişisel birikim ve yetenekleri, vergi kayıtları, iş sözleşmeleri, sosyal haklar gibi hususlar incelenir. Bundan sonra tarafların kusur dereceleri, paranın alım gücü ve ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlere göre hakkaniyet ilkesi gözetilerek makul bir miktar belirlenir. Hakim maddi tazminatın miktarını belirlerken bilirkişi incelemesine başvurabilir.

Boşanmada maddi tazminat miktarında hakim, tarafların talepleri ile sınırlı olup, istekten fazla tazminat miktarına hükmedemez. Boşanmada maddi tazminat para olarak istenebileceği gibi, ayın (eşya) olarak da istenebilir. Ayın olarak istenilen tazminatların sebebinin açıklanması gerekir; neden para değil? Maddi tazminat boşanma davası ile birlikte talep edilebileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesinden 1 sene sonrasına kadar ayrı bir dava ile de talep edilebilir. Ancak bu durum anlaşmalı boşanmalar için geçerli değildir. Anlaşmalı boşanmalar tazminat yönünden hakim tarafından uygun bulunan protokole bağlı olduğundan, daha sonradan tazminat veya yoksulluk nafakası talebinde bulunmak mümkün değildir.

Her dava kendi özelinde değerlendirilir, şartlar, kusurun ağırlığı değerlendirilir. Uygulamada genellikle hakimlerin boşanmada tazminat ödeyecek kişinin gelirinin azami 5 katı oranında maddi tazminata hükmetmesi beklenir.  

Boşanmada Maddi Tazminatın Ödenmesi

Boşanmada maddi tazminat Türk Lirası cinsinden toplu olarak veya eşya olarak ödenebilir, bölünerek veya taksitle ödenmesine karar verilemez, irat (dönemsel gelir) şeklinde ödenmesine karar verilebilir. Talep halinde, boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren yasal faize hükmolunur. Ayrı bir dava ile istenen maddi tazminatlara ise dava tarihinden itibaren faiz uygulanır.

Olası maddi tazminatın ödenmesini temin etmek için ihtiyati tedbir konulması mümkün değildir.

Boşanmada Maddi Tazminat Harç ve Vekalet Ücreti

Maddi tazminat boşanmanın eki olarak talep edilmiş ise, ayrıca harç ve vekalet ücretine tabi değildir. Ayrı bir dava olarak talep edilmesi halinde nispi, yani dava değerine göre belirlenen harca tabidir.

Boşanmada Manevi Tazminat

Boşanma Davasında Manevi Tazminat; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilmesidir (TMK m. 174/2)

Boşanma sonucunda manevi tazminata karar verilebilmesi için, kişinin boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğraması gerekir.

Kişilik haklarının korunmasına ilişkin temel düzenleme TMK’nın 23, 24 ve 25. maddelerinde yer almakta; Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi ile bu düzenlemeler tamamlanmaktadır. Ancak bu genel korumanın dışında bazı kişisel değerleri koruyan özel hükümler de bulunmakta olup, TMK’nın 174. maddesi bu hükümlerden biridir. Kişilik hakları, bir bütün olarak kişinin maddi ve manevi varlığıyla ilişkili ve bu varlığın geliştirilmesini hedefleyen haklar ve özgürlükler olarak tanımlanır. Bu haklar; kişiliğe bağlı, dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez haklardır. Kişilik haklarının mutlak bir hak oluşu, hak sahibine, bu hakka ve hakkın içerdiği değerlere herkesin saygı göstermesini isteme, kişisel değerlerin korunmasını herkesten isteme, yasaların, kamu düzeninin ve genel ahlak ile adabın çizdiği sınırlar içerisinde dilediği gibi kullanma hakkı verir. Kişilik hakkı kavramı; kişiyi var eden, kişiliğini serbestçe geliştirmesini sağlayan, diğer kişilerden farklılığını temin eden bütün değerler üzerindeki haktır. Yaşam, vücut bütünlüğü, özgürlükler, şeref ve haysiyet, özel yaşam, isim, resim gibi kişisel varlıklar üzerindeki haklar kişilik hakkını ifade eder. Bu varlıklara yönelen saldırılar ise kişilik hakkının ihlali sonucunu doğururlar. (YGK 2017/2717 E.  ,  2021/761 K.)

Boşanmada Manevi Tazminatın Şartları

Anlaşılacağı üzere, manevi tazminat talep eden eşin hiç kusuru olmamalı veya eşine göre daha az kusurlu olması, karşı tarafın kusurlu olması ve manevi tazminat talep eden tarafın kişilik hakları zedelenmiş olmalıdır.

Boşanmada manevi tazminat, kişilik hakkı saldırıya uğrayan kişinin, iradesi dışında boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden çektiği acı, ızdırap ve elemin telafisi, intikam arzularını dindirmek ödenen bir çeşit araçtır. Ancak tazminat zenginleşme aracı olamaz ve diğer tarafın fakirleşmesine neden olmaması gerekir.

Dolayısıyla mahkemece öncelikle kusur belirlemesi yapılmalıdır. Maddi tazminat bakımından yapılan kusur incelemesi burada da uygulanır ve tazminat ödemesi beklenen eşin daha ağır kusurlu olması aranır.

Manevi zarar, esasen, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Dolayısıyla kişisel değerlerin zedelenmesi manevi tazminatın şartıdır, onur, özgürlük, saygınlık, özel yaşam gibi manevi değerler zedelenmemiş ise, manevi tazminata karar verilemez. Yargıtay, kişilik haklarının ağır surette zedelenmesini aramaz, kişilik haklarının zarar görmesi yeterlidir. Buradaki önemli mesele, nedensellik bağıdır; manevi zarar, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden gerçekleşmelidir.  Boşanmaya sebep olan davranışların manevi zarar oluşturabilmesi için diğer eş tarafından gerçekleştirilmesi veya manevi zarar veren davranışa diğer eşin seyirci kalması gerekir.

Kişilik Haklarına Saldırı Olarak Kabul Edilen Davranışlar

Yargıtay, hangi davranışların kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilebileceğine dair içtihatları ile ışık tutmuştur: kocanın cinsel ilişki kuramaması, olağandışı cinsel ilişkiye zorlamak, cinsel istismar, eşin hastalığıyla ilgilenmemek, çocukların hastalığıyla ilgilenmemek, hamilelikte ilgilenmemek, doğumla ilgilenmemek, kürtaja zorlamak, fiziksel şiddet uygulamak, sadakatsizlik, eşi istemediğini, sevmediğini söylemek, kovmak, tehdit ve hakaret etmek, aşağılamak, güven sarsıcı davranışta bulunmak, beddua etmek, iftira etmek, dedikodu çıkarmak, suçlamak, ailesini istememek, düğün yapmamak, kabaca hitap etmek, eve haciz gelmesini sağlamak, vb.

Yukarıdaki davranışların affedildiğine yönelik göstergeler olması halinde ise manevi tazminata hükmedilmez. Taraflar manevi kişiliklerini zedeleyen olaylardan sonra barışmış ise veya hoşgörü gösterdiler ise manevi tazminat verilmez.

Boşanma Davasında Manevi Tazminatın Miktarı

Manevi tazminat miktarı Mahkemece tarafların “ekonomik ve sosyal” durumları, kusurları ve eylemin ağırlığı her olayın özelinde dikkate alınarak belirlenir. Hemen belirtmek gerekir ki, manevi tazminatın irat, taksit veya ayın şeklinde ödenmesine karar verilemez, toplu halde para ile ödenmesi gerekir. Ayrıca manevi tazminat miktarı ıslah edilemez; dava başlangıcında talep edilen miktar değiştirilemez.

Her dava kendi özelinde değerlendirilir, şartlar, kusurun ağırlığı değerlendirilir. Uygulamada genellikle hakimlerin boşanmada tazminat ödeyecek kişinin gelirinin azami 5 katı oranında maddi tazminata hükmetmesi beklenir.  

Boşanmada Manevi Tazminat Zamanaşımı

Tazminat talepli davanın boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde açılması gerekir. Boşanma davası ile birlikte de tazminat talepleri ileri sürülebilir.

Boşanma Davasında Manevi Tazminat Harç Miktarları ve Vekalet Ücreti  

Boşanma davası ücreti 2022 yılına ait ücret tarifelerinde belirlenmiştir. Boşanma davası ile birlikte ileri sürülen edilen tazminat talepleri için, boşanmanın fer’i olarak kabul edildikleri için ayrıca harç ve vekalet ücreti ödenmez. Her yıl değişkenlik göstermekle birlikte 2022 yılı harçlarına göre boşanma davasının mahkemeye dosyalanması için harç, avans ve masraflar için yaklaşık 1.000 TL ödenmesi gerekmektedir. 

Sadece tazminat davası açılması halinde, harç miktarı nispi esasa göre hesaplanır; vekalet ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. kısmındaki oranlara göre belirlenir. Nispi harçlar her davanın değerine göre değişkenlik gösterir. Nispi harç söz konusu olduğunda dava değerinin %11,38’inin ¼’ü davanın açılmasıyla ödenir, geriye kalan ¾ karar ile birlikte ödenir.

Boşanma davası avukatlık ücreti Türkiye Barolar Birliği ve yerel baroların düzenlemesi ile belirlenir. Boşanma avukatları en az Türkiye Barolar Birliği’nin yayınladığı 2022 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre avukatlık ücreti almak zorundadır. Bu ücret tarifesinin altına düşülmesi yasaktır. Ayrıca davanın görüleceği şehre göre yerel baroların yayınladığı ayrı ücret tarifeleri bulunmaktadır. Genellikle boşanma avukatları hem TBB’nin hem de yerel baroların ücret tarifesini göz önünde bulundurarak ücret belirlemektedir. Türkiye Barolar Birliği’nin Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 2022 yılında boşanma davasının asgari avukatlık ücreti 5.100 TL tutarındadır. İstanbul Barosu’nun 2022 Ücret Tarifesi’ne göre anlaşmalı boşanma davaları 12.500 TLçekişmeli boşanma davaları 19.000 TL üzerinden ücretlendirilebilir. Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talepleri olması halinde dava değerinin en az %15’i oranında avukatlık ücreti ödenmesi tavsiye edilir. 

Bu ücretler asgari sınırın altında kalmamak üzere avukat ile müvekkil arasında özel olarak her dosyaya harcanacak emeğin ve zamanın değerlendirilmesi ile belirlenir. Dolayısıyla "boşanmak için ne kadar para lazım" sorusunun cevabının net bir rakam olması mümkün değilse de, yaklaşık rakamlar bunlardan ibarettir. Bununla birlikte boşanma davası maliyetinin hesabında dava harç ve giderleri ile vergiler de hesaplanmalıdır.

Boşanma Davası Ne Kadar Sürer 

Çekişmeli boşanma davasının ne kadar süreceği, delillerin toplanmasına, tanıkların dinlenmesine, gerekirse mahkemece yapılacak araştırmaların tamamlanmasına göre değişebilir. Genellikle boşanma davası 12 ay- 18 ay aralığında sürer. Bu süreye istinaf ve temyiz dahil değildir. Boşanmada istinaf aşamasının 12 ay civarında sürdüğü görülür. Tek celsede boşanma genellikle anlaşmalı boşanma için söz konusu olur. Bazı istisnai hallerde çekişmeli boşanma davalarında da tek celsede boşanma mümkündür. 

Boşanma Davası; Maddi ve Manevi Tazminat İçtihatları

 

  • Çalışmayan Kadın Boşandığı Kocasına Maddi Tazminat Ödeyebilir: Yargıtay 2. HD 23.02.2021 tarih, 2021/1110 E., 2021/2529 K. sayılı ilamı ile; “…kadın tarafından evlilik birliği içerisinde yemek, ütü, temizlik, çamaşır, bulaşık gibi ev işlerinin yapılması, çocukların bakım ve sorumluluğunun üstlenilmesi gibi durumların da evlilikteki mevcut ve beklenen menfaatler kapsamında sayılması gerektiği, kadının düzenli bir işi ve gelirinin bulunmayışının, davacı erkek yararına TMK’nun 174/1. maddesi kapsamında maddi tazminatın tayininde değil ancak ve ancak maddi tazminatın belirlenmesinde dikkate alınabilecek olduğu, hal böyle olunca boşanmaya sebebiyet veren olaylarda maddi tazminat isteyen davacı erkeğin, davalı kadından daha fazla veya eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu erkeğin en azından anılan yönlerden davalı kadının maddi desteğini yitireceği anlaşılmalıdır.” şeklinde, kadının çalışmamasına rağmen boşandığı kocasına tazminat ödemesine karar vermiştir.

 

  • Davacı kadının intihara teşebbüs ettiği, davalı kocanın ise birlik görevlerini yerine getirmediği ve sadakatsiz davrandığı anlaşılmaktadır. Boşanmaya neden olan olaylarda koca daha ağır kusurludur. Kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru olmamıştır. Yargıtay 2. HD. 17.06.2013, 2013/4993 E., 2013/16959 K.

 

  • Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince boşanmaya sebep olan olaylarda; maddi çıkar amacıyla evlenen, evlilik birliğini devam ettirme amacı bulunmayan, eşi ile birlikte olmaktan kaçınan, evlilik birliğinin gereklerini yerine getirmeyen ve evden ayrıldıktan sonra tanıklara ve erkeğin oğluna, eşi için sapkın isteklerinin olduğunu söyleyen davalı-davacı kadının, eşine küfür eden ve eşini evden kovan davacı-davalı erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu kabul edilerek her iki boşanma davasının da kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadının yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddine, erkek yararına 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, hüküm davalı-davacı kadın tarafından istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı-davalı erkeğe yüklenen kusurların erkek tarafından istinaf edilmeyerek kesinleştiği, erkeğin kesinleşen “Kadını evden kovma” kusuru da göz önüne alındığında kadına yüklenen “Maddi çıkar amacıyla evlenme” ve “Evlilik birliğini devam ettirme gibi bir amacının bulunmamasına” ilişkin kusurlu davranışlarının kanıtlanamadığı, bu durumda kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları uyarınca tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit derecede kusurlu oldukları gerekçesiyle kadının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, kadın yararına boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren aylık 350,00 TL yoksulluk nafakası takdirine, erkeğin manevi tazminat talebinin reddine, kadının sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm bu sefer davacı-davalı erkek tarafından temyiz edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince her ne kadar davalı-davacı kadına yüklenen “Maddi çıkar amacıyla evlenme” ve “Evlilik birliğini devam ettirme gibi bir amacının bulunmamasına” yönelik kusurlu davranışların kanıtlanamadığı gerekçesiyle bu vakıalar yönünden kadına kusur yüklenmesinin doğru olmadığı belirtilmiş ise de yapılan yargılama ve toplanan delillerden, öncelikle tanıklardan kadının ilk eşinden olan oğlu Ömer’in beyanında geçen “Kadını evden kovma” vakıasının erkek tarafından istinaf edilmeyerek kesinleşmiş olması, kadına yüklenen “Maddi çıkar amacıyla evlenme” ve “Evlilik birliğini devam ettirme gibi bir amacının bulunmamasına” ilişkin kusurlu davranışların gerçekleşmediği sonucunu doğurmaz. Davalı-davacı kadın evlilik tarihinden üç gün önce 11.12.2015 tarihinde davacı-davalı erkeğin tek tapulu mal varlığı olan oturduğu evini tapuda satış yoluyla devralmış, mahkemeye ise kendisine ait taşınmazın satışı suretiyle elde ettiği parayla davacı-davalı erkeğin evini satın aldığını beyan etmiş ise de tapu müdürlüğünden gelen yazı cevabı ile beyanının doğru olmadığı anlaşılmıştır. Yine davalı-davacı kadının tanıklara çocuklarının geleceği için, ev için evlendiğini söylediği ve taraflar arasındaki yaş farkının da kırk yedi olduğu göz önüne alındığında, kadına yüklenen “Maddi çıkar amacıyla evlenme” ve “Evlilik birliğini devam ettirme gibi bir amacının bulunmamasına” ilişkin kusurlu davranışlarının dosya kapsamından sabit olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere boşanmaya sebep olan olaylarda maddi çıkar amacıyla evlenen, evlilik birliğini devam ettirme amacı bulunmayan, eşi ile birlikte olmaktan kaçınan, evlilik birliğinin gereklerini yerine getirmeyen ve evden ayrıldıktan sonra tanıklara ve erkeğin oğluna, eşi için sapkın isteklerinin olduğunu söyleyen davalı-davacı kadının, eşine küfür eden ve eşini evden kovan davacı-davalı erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekirken yanılgılı kusur belirlemesi sonucu tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Boşanmaya sebep olan olaylarda yukarıda (1.) bentte açıklandığı üzere davalı-davacı kadın ağır kusurludur. Gerçekleşen kadının kusurlu davranışları aynı zamanda erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Somut olayda davacı -davalı erkek yararına TMK’nun 174/2 maddesi koşulları oluşmuştur. O halde davacı-davalı erkek lehine tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50 ve 51) dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak erkeğin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Yukarıda (1.) bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-davacı kadın ağır kusurludur. Ağır kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına (TMK m. 175) hükmedilemez. O halde davalı-davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. HD. 30.06.2021, 2021/4211 E., 2021/5410 K.

 

  • Mahkemece davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının reddine, davalı karşı davacı kadının karşı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın yararına 4.000 TL maddi, 4.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizce kadın yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminatın az olduğu belirtilerek bozulmuş, yerel mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı karşı davacı kadın yararına 25.000 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş, bu sefer davacı karşı davalı erkeğin temyizi üzerine karar Dairemizce “Davalı-karşı davacı kadın yararına takdir edilen maddi tazminatın çok olduğu” gerekçesi ile bozulmuş, davalı karşı davacı kadın tarafından bu ilama karşı süresinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Dosyanın yeniden yapılan incelemesinde; tarafların belirlenen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur durumlarına, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran davalı karşı davacı kadın yararına mahkemece hükmolunan maddi tazminat uygun olduğu halde kararın “Kadın yararına maddi tazminatın çok olduğundan” bahisle bozulması hatalı olmuştur. Davalı karşı davacı kadının karar düzeltme talebi haklı ve yerinde olup, kabulü ile kısmen onama kısmen bozmaya dair Dairemiz ilamının 2. bendinin kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının kadın yararına hükmolunan maddi tazminata yönelik bölümünün de onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. Yargıtay 2. HD. 28.06.2021, 2021/4343 E., 2021/5322 K.

 

  • Davalı kadının temyizi üzerine yapılan incelemede; davalı kadının, eşinin annesine “gerizekalı” diye hakaret ettiğine yönelik tanık beyanının zamanı belli olmayan soyut beyan niteliğinde olduğu, çok sayıda erkekle telefonda yazışması ve özel görüntülerini göndermesi vakıasının ise güven sarsıcı davranış niteliğinde olduğu, davacı erkeğin mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, bağımsız konut temin etmediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. O halde davalı kadının ağır kusurlu olduğu kabul edilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Davacı erkek yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2 maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat isteğinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK m.175) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davalı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. HD 21.06.2021, 2021/3848 E., 2021/5053 K.

 

  • Boşanmanın fer’i niteliğinde bulunan maddi ve manevi tazminat, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle muaccel hale geleceğine göre, faize bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Yargıtay 2. HD 17.06.2013, 2013/5177 E., 2013/16828 K.

 

  • Tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir… Eşit kusur halinde tazminatlara hükmedilemez. Yargıtay 2. HD 11.06.2013, 2012/14737 E., 2013/16187 K.

 

  • Düğünde takılan takılar nedeniyle tazminat istenmesi boşanmanın eki niteliğindeki maddi tazminat niteliğinde değildir. Nispi harç tamamlattırılarak değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay 2. HD. 12.06.2013, 2013/3880 E., 2013/16273 K.

Boşanmada tazminat miktarının değiştirilmesi veya kaldırılması

İrat şeklinde ödenmesine karar verilen tazminat, tazminat alacaklısının haysiyetsiz yaşam sürme gibi sebepler ile eğer ödenmesi hakkaniyete aykırı olacaksa, kaldırılır veya azaltılabilir. 

  • 4721 sayılı TMK.nun 175.maddesi gereğince; “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” Aynı kanunun 176/4.maddesinde ise; “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir”. Aynı şekilde 176/3.maddesi uyarınca; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır". Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 05.11.2019, 2017/2119 E., 2019/1142 K.

Kaynak: Yargıtay Başkanlığı