28 Şub 2022

Çocuk Velayet Davası

Velayet nedir?

Velayet, çocukların menfaatlerinin korunmasına hizmet eden hak ve yükümlülüklerin toplamıdır. Kanun, anne ve babalara, çocuklarına ve çocuklarının mallarına özen gösterme ve onları temsil etme konusunda yükümlülük yüklemiş, bu ödevlerin yerine getirilebilmesi için birtakım haklar vermiştir. İşte bu ödev ve hakların bütünü velayet demektir.

Anne ve baba evli değil ise, velayet anneye aittir. Velayet evli olmayan babaya eğer çocuğun menfaati gerektiriyorsa verilebilir.

Anne ve baba evli olduğu sürece ortak velayet söz konusudur. Anne ve baba birlikte yaşamıyor ancak evliler ise velayet hakim tarafından geçici olarak eşlerden birine verilir. Eğer eşlerden biri ölmüşse, sağ kalan eş velayeti alır.

Boşanmada çocuk kendisine bırakılan taraf velayeti alır. Ancak son yıllarda anlaşmalı boşanma halinde veya yabancılık unsuru içeren boşanmalarda da ortak velayet söz konusu olabilmektedir.

Boşanma davası açmak istiyorsanız ve nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız eğer boşanma davası nasıl açılır? adlı makalemizi okumanızı öneririz. Boşanma avukatı ücreti ve boşanma davası açma ücretleriyle ilgili bilgiye ise linkten ulaşabilirsiniz.

boşanmada çoçuklar kime verilir

Ortak velayet nedir?

Anne ve baba, evliliklerinde ortak velayet sahibidir. Ortak velayet, anne ve babanın çocuğun bakım ve eğitimi konusunda çocuğun menfaatini göz önünde bulundurarak ortak karar alması demektir. Son zamanlarda anlaşmalı boşanmalarda anne ve baba ortak velayete karar verilmesini talep ederse veya yabancılık unsuru içeren boşanmalarda taraflar anlaşmış ise, mahkemece boşanma sonrası için ortak velayete karar verilebilir:

“… "ortak velayet" düzenlenmesinin, Türk kamu düzenine "açıkça" aykırı olduğunu ya da Türk toplumunun temel yapısı ve temel çıkarlarını ihlal ettiğini söylemek mümkün değildir.O halde yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ilişkin diğer koşulların da (5718 s. MÖHUK m.58) oluştuğu ve tarafların ortak velayet konusunda çekişmelerinin bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece yabancı mahkeme kararının velayete ilişkin kısmının da tanınmasına karar verilecek yerde, isteğin Türk Kamu düzenine aykırı olduğu belirtilmek suretiyle, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir." Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2016/18674 E., 2017/13800 K.

Boşanmada çocuğun velayeti kime verilir? Boşanmada çocuk kime verilir?

Evlilik devam ederken birlikte kullanılan velayet hakkı kural olarak boşanmada taraflardan birine verilir. Öncelikle boşanma davası sırasında çocuğun velayeti tedbiren taraflardan birine verilir, daha sonra boşanma kararı ile birlikte hakim çocuğun velayetini taraflardan birine verir. Boşanma sebebi, velayetin hangi tarafa verileceği ile yakından ilgili değildir. 

Hakimin hangi tarafa velayeti vereceğine dair geniş bir takdir hakkı vardır. Hakim karar verirken, çocuğun üstün yararını gözetmek zorundadır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur.

Önemli olan, çocuğun hangi tarafta kalması halinde daha iyi yetiştirileceği ve bakılacağı, eğitim ve öğreniminin daha iyi sağlanacağıdır.

Bu kapsamda, çocuğun cinsiyeti, doğum tarihi, eğitim durumu, kimin yanında okumakta olduğu, velayeti talep eden tarafın çocuğun eğitim durumu ile ilgilenip ilgilenmediği, sağlığı, sağlık durumuna göre tedavi olanaklarının kimin tarafından sağlanabileceği gibi özel durumuna ilişkin hususlar göz önünde tutulmalıdır.

Velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde anne ve babadan kaynaklanan özelliklerin de dikkate alınması kaçınılmazdır. Bu nedenle, mahkemece çocuğu başkasına bırakma, ihmal etme, kaçırma, iradi olarak terk etme, yönlendirme hususları ile tarafın velayet talebinin olup olmaması, şiddet uygulaması, sadakatsizliği, ekonomik durumu, mesleği, yaşadığı ortam, kötü davranışı, alkol bağımlılığı, sağlığı, dengesiz davranışları dikkate alınır.

Mahkemece, açıklanan özellikler yanında mümkün oldukça çocuğun alıştığı ortamın değiştirilmemesine, kardeşlerin ayrılmamasına özen gösterilmeli, velayetin verileceği taraf yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olup olmayacağı yönünde ciddi ve inandırıcı delil olup olmadığı veya hemen meydana gelecek tehlikenin varlığının ispat edilip edilemediği ve maddi durumun iyiliğinin tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmeyeceği hususu da mutlaka değerlendirilmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.10.2010 gün ve 2010/2-501 E. 2010/492 K.; 23.11.2011 gün ve 2011/2-547 E. 2011/695 K.; 16.03.2012 gün ve 2011/2-884 E. 2012/197 K. ile 06.03.2013 gün ve 2012/2-794 E. 2013/310 K.

Kanun velayet hususunda hakime geniş takdir yetkisi tanıdığından, taraflar arasında velayete ilişkin anlaşma olsa dahi hakim, taraflar arasındaki anlaşmadan farklı bir karar verebilir. Hatta hakim velayeti her iki tarafa da vermeyerek, çocuğa vasi atayabilir.

Kardeşlerin velayetinin farklı taraflara verilmesi

Birden fazla çocuk olması halinde çocukların velayetinin tek bir tarafa verilmesi zorunlu değildir. Örneğin, iki çocuk varsa, bu çocuklardan birinin velayeti anneye, diğerinin velayeti babaya verilebilir. Ancak çocukların kardeşlik ve paylaşım duygusunun gelişimi için Yargıtay “kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesi”ni benimsemiştir. Kardeşlerin ayrı ebeveynlere velayetlerinin verilmesi halinde, kişisel ilişkinin kardeşlerin bir araya gelebileceği şekilde düzenlenmesi gerekir.

Boşanmadan sonra doğan çocukların velayetleri de hakim tarafından kararlaştırılır.

Hakim velayet hakkında karar verebilmek için hangi araştırmaları yapar?

Velayet kamu düzenine ilişkin olduğu için hakimin kendiliğinden araştırması, diğer bir deyişle, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. 

Velayeti hangi tarafa vereceğine karar verirken hakim, anne ve babayı dinler ve çocuğun üstün menfaati ne gerektiriyorsa ona göre velayeti taraflardan birine verir. Tarafların yaşam ve konaklama, gelir, sosyal ve psikolojik durumuna göre çocuğun sağlıklı gelişimi ve bakımı için velâyeti üstlenmeye engel bir durumunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Hakim, boşanma sebebi ile velayeti ayrıştırarak değerlendirir. Burada tarafların mali durumları, yaşları, boşanmada kusurlu olup olmadıkları çok önemli değildir.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Dolayısıyla idrak yaşındaki çocuklara hangi ebeveyni ile birlikte yaşamak istediği sorulmalıdır.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre 8 yaşındaki çocuk idrak çağında kabul edilir8 yaş ve üzerindeki çocuklara velayetinin kime verilmesini istedikleri sorulmak zorundadır.

Dolayısıyla, aile mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan inceleme ve rapor istenip, ebeveyn ve ortak çocuk ile görüşülmek suretiyle çocuğun eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istediği ve velâyet hakkındaki görüşünün anılan uzmanlar tarafından alınması gerekir.

Boşanmada çocuğun velayetinin anneye verilmesi

Yaşı küçük olan çocuklar ve anne şefkat ve bakımına muhtaç olan çocukların velayeti anneye verilir. Velayetin üstlenilmesinde engel bir durum olmadığı anlaşıldığı sürece, çocuk beyanında da baba ile yaşama arzusu yoksa, çoğunlukla velayet anneye verilir. Çocuğun yaşının çok küçük olması halinde, anlaşmalı boşanma davalarında, taraflar arasında çocuğun velayetinin babaya bırakılması hususunda mutabakat olması halinde dahi hakim çocuğun velayetini anneye verebilir. Bu halde, tarafların mutabık olmaması halinde anlaşmalı boşanma davası çekişmeli hale gelebilir. 

Velayet sahibi annenin (veya babanın) yeniden evlenmesi, tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmez.

Boşanmada çocuğun velayeti hangi durumlarda anneye verilmez?

Velayet kamu düzenine ilişkindir; asıl olan çocuğun sağlık, eğitim ve ahlaki bakımdan yararıdır. Çocuğun velayetinin anneye bırakılması çocuğun sağlığını, eğitimini veya ahlaki değerlerini olumsuz yönde etkileyecek ise, velayet anneye verilmez. Örneğin anne hayat kadını ise velayet anneye verilmez. Anne ve babadan her ikisi de çocuğun velayetini üstlenebilecek durumda ise ancak boşanma davasında eğer çocuk babası ile birlikte yaşamak istediğini beyan etmiş ise, araştırma yapılarak babanın velayeti üstlenmesine engel bir durum olmadığı anlaşılır ise, çocuğun üstün yararı gözetilerek velayeti babaya bırakılabilir. Anne ile babanın ortak karar alarak velayeti babaya bırakması halinde de eğer babanın velayeti üstlenmesine engel bir durum yoksa velayet babaya bırakılabilir. Ayrıca, annenin velayet görevini kötüye kullandığı tespit edilirse, örneğin baba ile kişisel ilişkiyi engellediği, baba ile görüş günlerinde çocuğu baba ile görüştürmediği ispatlanırsa, velayet hakkı kötüye kullanıldığından çocuğun üstün yararı gözetilerek velayet babaya verilebilir. Bunlarla birlikte, yaşı küçük olan anneye velayet verilmez.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, tarafların Adana 4. Aile Mahkemesinin 2015/787 esas-2016/103 karar sayılı ilamı ile boşandıkları, bu kararın 18.03.2016 tarihinde kesinleştiği, davacı babanın Adana ilinde, davalı annenin ise boşandıktan sonra Aydın ilinde yaşamaya başladığı, davalı annenin ortak çocuğu kurulan kişisel ilişki nedeniyle 15.07.2016 tarihinde aldığı, 31/07/2016 tarihinde davacı babaya teslim etmesi gerekirken teslim etmeyerek sakladığı, bunun üzerine davacı babanın birçok kez ortak çocuğu teslim almak için icra memurları ile birlikte davalının yaşadığı eve gittiği ancak ortak çocuğu teslim alamadığı, sonrasında idari ve adli makamlara başvurduğu, maddi ve manevi çaba sarfettiği, son olarak dava devam ederken 01.08.2017 tarihinde yeniden birden fazla polis
nezaretinde icra memurları ile birlikte davalı kadının yaşadığı mahalleye girebildikleri,  ortak çocuğu komşunun evinde davalı kadının kız kardeşi tarafından gizlenmiş olarak buldukları, davalı kadının bu eylemleri nedeni ile Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/947 esas - 2017/283 karar sayılı dosyasında çocuğu alıkoyma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve denetimli serbestlik kararının 27/04/2017 tarihinde kesinleştiği, davalı anne yanında alıkonulduğu bir yıllık süre zarfında o tarihte henüz beş yaşında olan ortak çocuğun terör örgütü sempatizanlığını çağrıştırır şekildeki fotoğraflarının uygunsuz ifadelerle sosyal medyaya davalı anne ve yakınları tarafından yüklenildiği, ortak çocuğun davacı baba yanına geldikten sonra ilk derece mahkemesince aldırılan sosyal inceleme raporunda da belirtildiği gibi, korkmuş olduğu, sürekli ağladığı, kapının arkasına saklandığı, bu nedenlerle davalı annenin velayetin değiştirilmesi davası açma hakkını kullanmak yerine kişisel ilişkiden kaynaklanan haklarını amacına ve yükümlülüklerine aykırı olarak kullandığı, bu durumun tanık beyanları ve ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğu, yine davalı anne yanında bulunduğu süre zarfında ortak çocuğu gizlemek için dışarı çıkarmadıkları, tüm bu yaşananlar sonucu ortak çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin tehlikeye girdiği anlaşılmıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında, ortak çocuk ile anne arasında kişisel ilişki kurulmasının değişen koşullara göre her zaman yeniden değerlendirilebileceği de dikkate alınarak ortak çocuk ile davalı anne arasındaki kişisel ilişkinin çocuğun üstün yararı doğrultusunda şu aşamada kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.06.2020, 2020/1370 E., 2020/2447 K.

Çocuğun annesi ile, yaptığı evlilik sebebiyle görüşmek istemediğini bildirmesi, annenin onunla görüşme isteğine karşılık vermemesi ya da çocuğun sınav başarı puanına uygun yatılı bir okula yerleştirilmesi velayetin kaldırılmasını ya da velayetin değiştirilmesini gerektirmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 8.6.2016, 2016/10716 E., 2016/11271 K.

Boşanmada çocuğun velayeti hangi durumlarda babaya verilir?

Çocuğun velayetinin anneye bırakılması çocuğun sağlığına, eğitimine veya ahlakına tehlike oluşturuyorsa, velayet babaya bırakılabilir. Ayrıca, boşanma davasında eğer çocuk babası ile birlikte yaşamak istediğini beyan etmiş ise ve babanın velayeti üstlenmesine engel bir durum olmadığı anlaşılır ise, çocuğun üstün yararı gözetilerek velayeti babaya bırakılabilir. Çocuğun velayeti kaç yaşında babaya verilir; net bir rakam belirtmek mümkün değildir. Anne ile babanın ortak karar alarak velayeti babaya bırakması halinde de eğer babanın velayeti üstlenmesine engel bir durum yoksa velayet babaya bırakılabilir. Ayrıca, annenin velayet görevini kötüye kullandığı tespit edilirse, örneğin baba ile kişisel ilişkiyi engellediği, baba ile görüş günlerinde çocuğu baba ile görüştürmediği ispatlanırsa, velayet hakkı kötüye kullanıldığından çocuğun üstün yararı gözetilerek velayet babaya verilebilir. Diğer yandan, velayet fiilen babada ise, yani örneğin okulunun yakın olması vs. gibi sebepler ile çocuk hali hazırda babası ile birlikte yaşıyorsa, velayet anneden alınarak babaya verilebilir.

Tarafların ortak çocuğu Kerem, 13.09.2007 doğumlu olup, altı yaşındadır. Yargılama sırasında velayeti dava süresince anneye bırakıldığı ve baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulduğu halde, annenin kişisel ilişkiyi sürekli olarak engellediği, bu yönde yapılan icra takibine karşın, babanın çocuğunu göremediği dosya kapsamından ve icra takibine ilişkin evraktan anlaşılmaktadır. Baba yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişimine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller de bulunmamaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında velayetin davacı-davalı (baba)'ya bırakılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 08.04.2013, 2012/22151 E., 2013/9689 K.

Somut olayda, tüm dosya kapsamından, yargılama sırasında idrak çağında olan tarafların ortak çocuğu 2008 doğumlu Yasemin mahkeme huzurunda ve uzman eşliğinde alınan beyanında babasının yanında kalmak istediğini beyan etmiştir. Çocuğun tercih ve görüşüne önem verilmemesini gerektiren, menfaatine aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Davacı babanın velayet hakkını kullanmasına engel bir durumda ispatlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında, ortak çocuk Yasemin'in üstün yararları gözetildiğinde velayetinin davacı babaya bırakılmasıgerekirken, davalı anneye bırakılması doğru bulumnamış ve bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.10.2020, 2020/2825 E., 2020/4588 K.

Velayet kendisine verilen davacı-karşı davalı annenin uzman bilirkişi ile yaptığı görüşmede ortak çocuğun fiilen baba yanında kaldığını, çocuğu yanına almayacağını ancak çocuğun velayetini de babaya vermeyeceğini beyan ettiği belirtilmiş ve tedbiren velayetin babaya verilmesine karar verîlmiştir. Davacı-karşı davalı annenin, ortak çocuğu fiilen babaya bıraktığı ve halen çocuğun baba yanında kaldığı anlaşılmıştır. Ortak çocuğun velayetinin Türk Medeni Kanunu'nun 182. ve 336/2. maddeleri uyarınca babaya bırakılması gerekirken annenin velayetine bırakılması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 17.10.2018, 2016/24488 E., 2018/11293 K.

Ali, babası ile kalmak istediğini, babası ile mutlu olduğunu ifade etmiştir. Velayetin düzenlenmesinde asıl olan çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun üstün yararı belirlenirken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Dosya kapsamından, çocuğun tercihinin üstün yararına aykırı olduğuna yönelik, bir başka deyişle baba yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi sebep ve delil bulunmamaktadır. Velayetin babaya verilmesinde çocuğun yararına aykırı bir husus kanıtlanmadığına göre; ortak çocuk Ali'nin tercihi ve üstün yararı esas alınıp velayetinin babaya verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.01.2019, 2018/7798 E., 2019/169 K.

Dosya kapsamındaki delillerden ve davalı-davacı erkeğin 5 kez müşterek çocuk ile kişisel ilişki tesisi için icraya başvurduğu, icra kanalıyla kadının ailesiyle birlikte yaşadığı konuta gelindiğinde çocuğun orada bulunmadığı gerekçesiyle kişisel ilişki tesis edilemediği, ancak dosya içerisinde bulunan sosyal ekonomik durum araştırmasında ve sosyal inceleme raporunda kadının ailesinin yanında oturduğunun belirlendiği, kadın tarafından yeni bir adres bildirilmediği anlaşılmaktadır. Bu suretle annenin baba ve çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi engelleyerek geçici velayet görevini kötüye kullandığı anlaşılmaktadır. Çocuğun baba yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi sebep ve deliller de bulunmamaktadır. O halde müşterek çocuğun velayetinin babaya verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 17.10.2016, 2016/17842 E., 2016/13832 K.

Velayeti annede olan çocuğun babasının hakları

Velayetin anneye bırakılması halinde baba ile çocuk arasında kişisel ilişki düzenlenmelidir. Hakim, çocuğun menfaatini gözeterek baba ile hangi zamanlarda görüşeceğini belirler. Aynı şekilde velayetin babaya bırakılması halinde de anne ile kişisel ilişki düzenlemesi yapılır.

Aldatmada çocuğun velayeti kime verilir?

Boşanmada velayet kararı verilirken boşanmada kusurlu olup olmadıkları veya diğer eşe karşı kusurları çok önemli değildir. Aldatma bir eşin diğer eşe karşı kusurudur; çocuğun üstün menfaati ile ilgili değildir. Dolayısıyla halim velayeti kime vereceğini değerlendirirken bir tarafın diğerini aldatmış olması bu değerlendirmeye etki etmez. Diğer bir deyişle, boşanma sebebi velayet için tek başına belirleyici etken değildir. 

Velayetin geri verilmesi ve değiştirilmesi

Çocuğun velayetinin değiştirilmesi veya geri verilmesi her zaman talep edilebilir. Velayetin verildiği eş çocuğa gerekli bakım ve gözetim görevini yerine getirmiyorsa, diğer eş velayetin kendisine verilmesini isteyebilir. Boşanmalarda çocuğun velayeti hangi durumlarda babaya verilir ise verilsin, çocuğun üstün yararına hizmet etmediğini iddia ederek velayetin değiştirilmesini talep etmek mümkündür. 

Örneğin velayeti alan eşin kasıtlı olarak diğer eş ile çocuğun görüşmemesi için çocuğa baskı uygulaması, velayet görevini kötüye kullanmış sayılır ve diğer eş velayetin değiştirilmesini isteyebilir. Bunun dışında, çocuğun yaşadığı ortamda çocuğun tehlikesi söz konusu ise velayet değiştirilebilir.

Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, velayeti babaya verilen müşterek çocuğun hafta içi anne yanında, hafta sonu ise baba yanında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durum velayet görev ve sorumluluğun örtülü olarak devri anlamına gelir. Ayrıca mahkemece alınan uzman raporu ve çocuğun görüşüde dikkate alındığından velayetin değiştirilmesine ilişkin talebin kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 9.2.2016, 2015/20302 E., 2016/2037 K.

Boşanma kararıyla müşterek çocuk 2008 doğumlu Fatoş'un velayeti babaya verilmiş, bu karar 25.07.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Davalı babanın boşanma kararından sonra başkasıyla evlendiği ve çocuğu Fatoş'u kendi ailesinin yanına bıraktığı anlaşılmıştır. Uzman raporunda da çocuk Fatoş'a dede ve üvey babaanne tarafından bakıldığı ve babanın yeni eşi ve müşterek çocuk Muhammed ile ayrı bir evde yaşadığı belirtilmiştir. Velayet hakkına sahip olan, bu sorumluluğunu başkasına devredemez. Bizzat yerine getirmek zorundadır. O halde, davalı babanın müşterek çocuk Fatoş yönünden velayet bakım ve gözetim görevini ihmal ettiği ve velayetin değiştirilmesi şartlarının (TMK. md. 183, 349) oluştuğu ispat edilmiş olup; müşterek çocuk Fatoş'un velayetinin değiştirilmesi talebine ilişkin davanın kabulü gerekirken, reddi doğru görülmemiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 26.06.2014, 2014/8240 E., 2014/14575 K.

Somut olayda, velayeti anneye verilen erkek çocuk, 2003 doğumludur. Davacı tanıkları davalı annenin kusurlu davranışı konusunda somut bir beyanda bulunmadıkları gibi, davacı baba tarafından davalı annenin müşterek çocuğu gece geç saatlerde tek başına bıraktığı iddia edilmiş ise de, annenin yetişkin yaştaki erkek kardeşinin gözetimine güvenerek, çocuğunu dayısına emanet ettiği anlaşıldığından, bu konuda davalı anneye izafe edilebilecek bir kusur bulunmamaktadır. Öte yandan, davalı annenin çocuğu zeytin toplamaya götürdüğüne ilişkin iddia konusunda hiçbir tanığın görgüye dayalı bilgisi bulunmadığından, bu iddianın da yöntemince kanıtlandığından bahsetmek mümkün değildir. Kaldı ki, anneye izafe edilen her iki olay da münferit olup, süreklilik arzetmemesi nedeniyle velayetin değiştirilmesini gerektirecek ağırlıkta olduğu kabul edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.01.2014, 2013/2085 E., 2014/30 K.

Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; tarafların boşanmalarına ilişkin kararın 15.11.2011 tarihinde kesinleştiği, tarafların ortak çocuğu 05.10.2010 doğumlu Yağmur'un velayetinin davacı anneye, 03.08.2008 doğumlu Hüseyin Arda'nın velayetinin ise davalı babaya bırakıldığı, tanık beyanlarından ve mahkemece alınan sosyal inceleme raporlarında geçen beyanlardan; velayeti davalı babada bulunan ortak çocuk Hüseyin Arda'nın fiilen babaanne ve büyükbaba ile birlikte yaşadığı, davalı babanın yeni eşi ve yeni eşinden olma çocukları ile birlikte yaşadığı eve arada sırada gittiği, davalı babanın sosyal inceleme raporunu düzenleyen bilirkişiye son 6 yıldır uyuşturucu madde kullandığı ve bu sebeple tedavi gördüğüne ilişkin beyanda bulunduğu, davalı babanın davaya konu çocuğa karşı ilgisiz olduğu anlaşılmaktadır. Davacı anne hakkında yapılan sosyal inceleme raporunda ise, annenin velayet görevini üstlenmesine engel bir durumun bulunmadığı rapor edilmiştir. Gerçekleşen bu duruma göre; ortak çocuğun, velayet görevinin gereklerini fiilen yerine getirmeyen, çocuğa ilgi göstermeyen ve uzun süreli olarak uyuşturucu madde kullanan davalı baba yanında kalması, onun fiziksel ve ruhsal gelişimini olumsuz etkileyecek nitelikte olup, kardeşlerin bir arada yaşamalarının gelişimlerine sağlayacağı olumlu katkılar ile çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine de karar verilebileceği dikkate alındığında, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde davanın kabulü ile dava konusu ortak çocuğun velayetinin değiştirilmesine karar verilmesi gerekirken, babanın son dönemde uyuşturucu madde kullandığının tespit edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.02.2019, 2019/906 E., 2019/1745 K.

Velayetin kaldırılması

Velayetin değiştirilmesine benzer şekilde, velayet görevini yerine getirmeyen anne veya babadan ya da her ikisinden de velayet hakim eliyle alınabilir.

Evlilik dışı çocuklarda velayet

TMK m. 337 hükmüne göre evlilik dışı doğan çocuğun velayet hakkı anneye verilir. Anne küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velayete engel durum var ise, çocuğun menfaatine göre vasi atanabilir veya velayet babaya verilebilir.

Çocuğun velayeti kaç yaşında babaya verilir?

Çocuğun idrak yaşına gelmesi halinde velayetinin babaya verilmesi olasıdır. Diğer etkenlerin de varlığı halinde, Mahkeme huzurunda babasıyla yaşamak istediğini belirten çocuğun güvenliği veya sağlığı için engel oluşturabilecek unsurlar yoksa, velayeti babaya verilebilir. 

Velayet davası nasıl açılır?

Boşanma davası nasıl açılır başlıklı yazımızda boşanma davasının içinde velayet talebinin nasıl yapılacağı açıklanmıştır. Velayet davası boşanmadan bağımsız bir dava olarak da açılabilir. 

Velayet davası ücreti ne kadar?

Boşanma avukatı ücreti ne kadar başlıklı yazımızda aile mahkemelerinde velayet davalarına ne kadar ücret uygulanacağı detaylı olarak açıklanmıştır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre velayet davalarında alınacak ücret 9,200 TL'dir (vergi ve masraflar hariç). İstanbul avukatlarına yerel baro tarifesi çocuk velayet davası için ortalama 25,000 TL civarında ücret almalarını önerir. 

Kaynak: 

https://karararama.yargitay.gov.tr/YargitayBilgiBankasiIstemciWeb/

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf

Uyuşmazlıktan Kesin Hükme Kadar Aile Davaları Rehberi, Dilek Özbek, Adalet Yayınevi