21 Eyl 2022

Boşanma Davasından Feragat Etme Ve Affetme

Boşanma Davasından Feragat Edilebilir Mi?

Hukuk yargılamasında kural olarak “tasarruf ilkesi” geçerlidir. Tasarruf ilkesi gereği hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi davacı da açmış olduğu davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamamaktadır.

Bunun sonucu olarak HMK m. 307 ile “davadan feragat” düzenlenmiştir. Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen ya da tamamen vazgeçmesi işlemidir.

Feragat, dava açıldıktan sonra hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilmektedir.

Mahkemeye yapılan feragat beyanı ya da müvekkilden alınacak davadan feragat dilekçesi kayıt ve şart içermemelidir.

Kural olarak, feragat hakkı yalnızca davacıya tanınmıştır. Ancak bir karşı dava açılmış ise davalının da karşı davasından feragat etmesi mümkün olmaktadır.

Davadan feragat dilekçesi nereye verilir diye bakılır ise davanın derdest olduğu mahkemeye verilmesi gerekmektedir. Görevsiz veya yetkisiz mahkemeye hitaben yapılan feragat beyanı da geçerli olmaktadır.

Kural olarak her davadan feragat edilebilmektedir. Boşanma davası devam ederken eşlerin bir araya gelmesi gibi hallerde davacı, davasını sona erdirmek istiyorsa davasından feragat etmesi mümkün olmaktadır.

Boşanma davası, kamu düzeni ve toplum yararını ilgilendiren ve tarafların üzerine serbestçe tasarruf edemeyecekleri davalar olmasına rağmen bu davalarda feragat geçerli olmaktadır.

Öğretideki bir görüşe göre boşanma davasında feragat, eşlerin evlilik birliğini sürdürmek istemeleri yönünde ortak iradelerinin bulunması şartıyla geçerli olmaktadır. Bu görüşe göre derdest davada, boşanma sebebinin hayata kast vakıası içermesi halinde feragat yetkisi bulunmamaktadır.

Feragat beyanı, davacının tek taraflı bir irade beyanı ile mahkemede sözlü olarak ya da davadan feragat dilekçesi hazırlanmak ve mahkemeye sunmak suretiyle gerçekleşmektedir. Feragatte karşı tarafın muvafakatine ihtiyaç yoktur.

Ancak eşlerin birlikte mahkemeye başvurarak açtıkları bir anlaşmalı boşanma davasının söz konusu olması halinde ya taraflar birlikte mahkeme huzurunda feragatlerini sözlü olarak mahkemeye sunacaklardır ya da anlaşmalı boşanma davası feragat dilekçesi hazırlayarak her ikisinin de imzalaması suretiyle mahkemeye sunulacaktır.

“(…) eşlerin birlikte başvuruda bulunmalarına göre burada kocanın feragatinin sonuç doğurmayacağına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve yasaya uygun hükmün onanmasına (…)” (Y. 2. HD, 22.05.2006, E. 2006/1503, K. 2006/8003)

Boşanma Davasından Feragat Edilirse Ne Olur?

Davacının davasından feragat etmesi ile taraflar arasındaki uyuşmazlık son bulmaktadır. Ancak davadan feragat ile dava kendiliğinden sona ermemektedir.

Davanın sona ermesi için mahkeme tarafından feragat nedeniyle davanın reddi kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi gerekmektedir. Kesinleşme için yazılı gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmesi ve istinaf süresinin dolması veya tarafların istinaftan da feragat ettiklerine yönelik beyanda bulunması gerekir.

HMK m. 312’e göre davasından feragat eden davacı, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmektedir. Feragat, talep sonucunun bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet ona göre belirlenmektedir.

Bunun yanında mahkeme davadan feragat eden davacıyı, davalıya nispi vekalet ücreti ödemeye de mahkûm etmektedir.

HMK m. 311’e göre feragat, maddi anlamda kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır. Dolayısıyla feragat nedeniyle reddedilen dava aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanarak yeniden açılamamaktadır.

Davacı, davasından feragat etmesi halinde feragatin geri alınması (feragatten rücu) mümkün olmamaktadır.

Feragatten Sonra Dava Açılabilir Mi?

HMK m. 303 gereği feragat nedeniyle reddedilen dava, aynı konuda aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanarak yeniden açılamamaktadır. Açılması halinde ise dava, dava şartı eksikliği sebebiyle reddedilmektedir.

Boşanma davasından feragat edilmesi, davacının yalnızca söz konusu boşanma davasında öne sürdüğü boşanma sebepleri ve iddialardan feragat etmesi anlamına gelmektedir.

Feragat tarihinden sonra meydana gelen yeni vakıalarla aynı boşanma sebebine dayanarak veya farklı boşanma sebebi ileri sürmek suretiyle feragatten sonra dava açılması mümkün olmaktadır. Ancak öncekin boşanma davasında ileri sürülen boşanma sebepleri ve vakıalar, feragatten sonra açılacak boşanma davasında argüman olarak kullanılamayacaktır. Örneğin, darp edilen bir kadın darp raporu alarak boşanma davası açar fakat bu boşanma davasından feragat ederse, feragat ettikten sonra tekrar dava açması halinde alınan bu darp raporu boşanma sebebi olarak kullanılamayacaktır; zira kadın darp olayını kendi feragatiyle affetmiş olur ve bir kez daha aynı darp olayı ile ilgili bir boşanma davası açamaz. Bunun tek istisnası boşanma davasının anlaşmalı olarak açılmasıdır.

Eylemli ayrılığa dayanarak boşanma davası açılması isteniyor ise, boşanma davasından feragat 3 yıl öncede kalmış olmalıdır. Feragat üzerine mahkemenin verdiği davanın reddi kararının kesinleşme tarihinden itibaren üç yıl içinde ortak hayat kurulamamış ise eylemli ayrılığa dayanarak boşanma davası açılması mümkün olmaktadır.

Boşanma, eşlere tanınmış ve kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olup feragat ile bu hakkın özünden vazgeçildiği ve bir daha hiçbir şekil ve şartta boşanma davası açılamayacağından bahsetmek asla mümkün değildir. Vazgeçilen ve feragat edilen, boşanma davasında ileri sürülen olaylar ve hukuki argümanlardır. Yeni olayların gerçekleşmesi ve yeni hukuki argümanların oluşması halinde yeniden boşanma davası açılabilir.

Boşanma Davasından Feragat Ne Kadar Sürer?

Feragat beyanında bulunan kişinin beyanına istinaden mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin gerekçeli karar hazırlanır. Bu kararın yazılması feragat beyanından itibaren 30 gün içerisinde gerçekleşir. Söz konusu gerekçeli karar taraflara tebliğ edilir ve 2 haftalık istinaf süresi verilir. Tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde gerekçeli karara karşı istinaf yoluna başvurulmaz ise, karar kesinleşir. Kesinleşme süresini kısaltmak için tebliğ alır almaz her iki taraf da istinaftan feragat dilekçesi sunulabilir. Bu şekilde nihai karar oluşur. Dolayısıyla feragatten itibaren 2 hafta ila 1.5 ay arasında feragat kesinleşir.

Boşanma davasından feragat, feragat iradesinin aksi ispatlanmadığı sürece geçerliliğini korumaktadır.

Davadan feragat halinde mahkemenin yapacağı tek inceleme, beyanda bulunan tarafın geçerli iradesinin bulunup bulunmadığına ilişkin olmaktadır.

Dolayısıyla feragat, feragatin iptali davası açılmak suretiyle beyanda bulunanın iradesinin geçersizliği ispatlanmadığı müddetçe geçerliliğini korumaktadır.

Boşanma Davasından Feragat Af Anlamına Gelir Mi?

Boşanma davasından feragat edilmesi, davada ileri sürülen iddia ve boşanma sebebi olarak gösterilen hususların feragat eden tarafından, affedildiğini göstermektedir.

“Davalı kadın açmış olduğu boşanma davasından (…) tarihinde feragat etmiştir. Bu tarihten önceki kocanın davranışları affedilmiş en azından hoşgörü ile karşılanmıştır.” (Y. 2. HD, 24.05.2004, E. 2004/5985, K. 2004/6650)

Ancak anlaşmalı boşanma davasından feragat eden tarafın devam edecek çekişmeli boşanma davasında diğer eşin kusurlarını affettiği söylenememektedir. Bu durumda feragat tarihinden önce meydana gelen affedilmiş ve hoşgörüyle karşılanmış olaylara boşanma nedeni olarak dayanılamayacağı iddia edilememektedir. Aşağıda yer alan boşanma davasında af Yargıtay kararları örnekleri bu hususu doğrulamaktadır:

“(…) davasından feragat ettiği, davanın feragat sebebiyle reddine karar verildiği, tarafların sözü edilen davadan sonra yeniden bir araya gelmedikleri, feragat ve feragatin kabulü ile, tarafların feragat tarihinden önceki olayları affetmiş sayılacağı, dava sebebi olarak ileri sürülen hususların feragat tarihinden önceye ilişkin olduğu, bu tarihten sonra boşanmayı gerektiren yeni bir olay ve taraflara atfedilebilecek bir kusurun ileri sürülmediği (…)” (Yargıtay 2. HD, 2012/20895 E., 2013/7535 K.)

Boşanma Davasında Barışma Olur Mu?

Boşanma davalarında sık sık boşanmada barışma girişimi söz konusu olmaktadır. Boşanma davası açıp barışanlar bakımından af olasılığı söz konusu olmaktadır. Boşanma davasında affetmek, davada dayanılan olayların hoşgörü ile karşılandığına delalettir ve o olay affedildiği veya hoş görüldüğü için boşanma kararına mesnet oluşturamayacaktır. Diğer bir deyişle, affedilen veya hoş görülen olaylar nedeniyle boşanma gerekçesi sağlanamamış olur ve o olaylar nezdinde açılan boşanma davası reddedilir. Bu şekilde bir nevi hak kaybı olduğundan, tarafların boşanma davası sırasında affettiklerine veya hoş gördüklerine yönelik davranışlardan kaçınması gerekir.

Boşanmada Af Sayılan Davranışlar Nelerdir?

Boşanma davasında af, eşlerin dava tarihinden önce gerçekleştiğini belirttikleri ve boşanma davasına konu ettikleri olaylardan sonra barışmaları veya gerçekleştiği iddia edilen olaylara rağmen evlilik birliğini makul bir süre sürdürmeye devam etmeleridir.

Af sözlü veya yazılı olabilir, örtülü veya açık olabilir. Af iradesinin bizzat eşe açıklanması zorunluluğu yoktur. Üçüncü kişilere yapılan af açıklaması da aynı sonucu doğurur. Af, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu için, boşanma davalarında vekil ile affetme mümkün değildir. Affın, boşanmaya sebep olan eylemden sonra yapılması gerekir. Ceza şikayetinden vazgeçmek affetmek değildir. Ancak af, şartsız olmalıdır, bir şarta bağlı af kabul edilemez.

Affeden eş yargıtay kararı ve boşanmada af yargıtay kararı örnekleri gözetilerekboşanmada af sayılan davranışlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Barışmış olmak

  • Af iradesini göstermek

  • Hoşgörü ile karşılamak

  • Birliği olaylara rağmen sürdürmek

Zina hukuki sebebine dayanan karşı dava yönünden; davacı-karşı davalı ...'nin kabul ettiği .... isimli şahıs ile ilişkisinin davacı-karşı davalı kadının kabul beyanından başka devam ettiğini gösterir delil bulunmaması ve özellikle davalı-karşı davacı koca tarafından öğrenilmesinden sonra evliliğin 3 ay daha devam ettiği, Ceza Mahkemesinin duruşmasındaki beyanları ve yine cezaevi müdürlüğü aracılığı ile dosyaya sunduğu 04/11/2015 tarihli dilekçesi ile eşinin ... ile ve sonrasında ... ile ilişkisini bildiği halde aynı evde yaşadığını, öncesinde aynı yolla değişik tarihlerde sunduğu dilekçeleri ile eşinin kendisini aldattığını buna rağmen eşini çok sevdiğini ve çocukları olması nedeniyle onu affettiğini, beyan etmiştir. Affeden eşin zina hukuksal nedenine dayalı dava açma hakkı yoktur bu nedenle subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.10.2017, 2016/4852 E., 2017/10559 K.

Toplanan delillerden, tarafların ceza davasına da konu olan 01.02.2010 tarihinde meydana gelen fiziksel şiddet olayından sonra barıştıkları ve dava tarihinden bir kaç ay öncesine kadar beraber yaşadıkları anlaşılmaktadır. Önceki olaylar davacı tarafından affedilmiş, en azından hoşgörü ile karşılanmıştır. Affedilen ve hoşgörü ile karşılanan olaylar hükme esas alınamayacağı gibi, boşanmayı gerektirir yeni bir olayın varlığı da görgüye dayalı tanık anlatımları ile ispatlanamadığından, davanın reddi gerekirken, kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 03.06.2013, 2013/1567 E.,  2013/15177 K.

Buradan hareketle değinilmelidir ki, boşanma davasında af niteliğinde sayılan davranışlar boşanmadavasının reddine gerekçe oluşturur. "Af" sözlük anlamı ile bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama olarak tanımlanmış olup, ceza hukukunda yer verildiği gibi özel hukuk bakımından da kanunlarımızda düzenleme yeri bulan, esasen bir haktan vazgeçmeyi içeren bir his açıklaması veya bir davranış şeklidir (YHGK, 14.03.2019 tarih, 2017/2-2067 E., 2019/296 K.).  

Kural olarak boşanma davalarında da eşlerin boşanma davasına konu ettiği olaylar sonrası barışmaları, barıştıklarını beyan ederek birbirilerine karşı yürüttükleri hukuki süreçleri sonlandırmaları veya gerçekleştiği iddia edilen olaylara rağmen evlilik birliğini makul bir süre sürdürmeye devam etmeleri hâllerinde "af" niteliğindeki davranışlardan söz edilir. Hukuk Genel Kurulu, 23.01.2020, 2017/2065 E., 2020/46 K.

Boşanma Davası Nasıl Vazgeçilir?

Davadan vazgeçme davadan feragatten farklıdır; vazgeçme, davaya konu edilen maddi hakkın saklı tutularak davayı takip etmeme kararı alınması halinde söz konusu olmaktadır. Maddi hakkın saklı tutulması söz konusu olduğu için davadan vazgeçme, davadan feragatten farklı sonuçlar doğurmaktadır.

Davadan vazgeçme, HMK m. 123 ile “davanın geri alınması” adıyla düzenlenmiştir. Buna göre davacı, hüküm kesinleşinceye değin davasını geri alabilmektedir.

Çekişmeli boşanma davasından vazgeçme dilekçesi ya da anlaşmalı boşanma davasından vazgeçme dilekçesi sunulmak suretiyle davadan vazgeçilmektedir.

Davadan feragatten farklı olarak, davanın geri alınabilmesi için davalının açık rızasının bulunması öngörülmektedir.

Boşanma davasından vazgeçmenin cezası bulunmamaktadır.

Boşanma Davası Geri Çekilirse Ne Olur?

Davayı geri alma, feragatten farklıdır. Davanın geri alınması halinde mahkeme davanın esası hakkında bir hüküm vermeden yalnızca davanın son bulduğunu belirtir. Bu durumda dava açılmamış sayılmakta ve davanın açılmasıyla gerçekleşen sonuçlar geçmişe dönük olarak ortadan kalkmaktadır.  

Davanın geri alınması halinde geri alma anına kadar yapılan yargılamada mahkeme nezdinde haksız olduğu kanaatine varılan taraf aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmektedir.

Davanın açılmamış sayılmasının sonucu olarak, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı hukuki sebeplere dayalı olarak tekrar harç yatırılması suretiyle yeni bir dava açılması mümkün olmaktadır.

Boşanma Davası İptal Olur Mu?

Boşanma davasının düzenlendiği Türk Medeni Kanunu’nda boşanma davasının iptali kavramı yer almamaktadır. Ancak boşanma sebeplerinin ortadan kalkması, eşlerin barışması, boşanmadan vazgeçilmesi gibi hallerde taraflara davadan feragat etmek ya da davanın geri alınması imkanları tanınmaktadır.

Davadan feragat ve davanın geri alınması birbiriyle karıştırılan kavramlardır ancak sonuçları yönünden birbirinden oldukça farklıdır.

Boşanmadan Önce Evden Ayrılmak Suç Mu?

Boşanma davasından önce ya da boşanma sürecinde, karşı tarafın kusurlu hareketi sebebiyle evden ayrılma zorunluluğu doğmaktadır. Boşanma kararı alınmadan önce eşin ortak konuttan ayrılması suç teşkil etmemektedir. Ortak konutun terki, diğer tarafın kusurlu davranışın zorunlu sonucu ise boşanma davasında ayrılan taraf aleyhine bir husus oluşturmamaktadır.

Ancak eşlerden biri, haklı bir sebebi olmaksızın ortak konutu terk etmiş ve bu durum en az 6 ay sürmüş ise TMK m. 164 ile düzenlenen terk sebebiyle boşanma durumu ortaya çıkmaktadır.

Boşanma Davasında Verilen Para Geri Alınır Mı?

Boşanma davaları, diğer hukuk davalarında olduğu gibi harca tabidir. Boşanma davası açılırken mahkeme veznesine, maktu başvurma harcı ve gider avansı peşin olarak yatırılmaktadır.

Dava sona erdiğinde peşin olarak yatırılan gider avansı haksız çıkan tarafa yükletilmektedir. Gider avansının tamamen kullanılmamış olması halinde artan ücret iade edilmektedir. Başvurma harcının iadesi ise mümkün olmamaktadır.

İadenin gerçekleşmesi için dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesi ve iade edilecek tarafın talebi bulunmalıdır.

Gider avansı iadesi isteyen taraf, ilgili mahkemeye dilekçe sunarak talepte bulunmaktadır. Dilekçenin içeriğinde, gider avansının iade edilmesi için ilgili İl Muhasebe Müdürlüğü’ne müzekkere yazılması talebi yer almaktadır.

İade talebinde bulunan taraf, ilgili müzekkereyi ıslak imzalı olarak teslim almalıdır. Islak imzalı müzekkere, gider avansının peşin ödenmesine ilişkin makbuz, iade talebi ve iadenin yapılacağı hesap numarasını gösterir dilekçe İl Muhasebe Müdürlüğü’ne sunulmaktadır. Uygun süre içinde müdürlük, iadeyi avukatın banka hesabına veya dilekçede yer alan iban numarasına göndermektedir.

Boşanma Davası Feragat Dilekçe Örneği

Boşanma davasına sunulacak olan feragat dilekçesinin “01.09.2022 tarihinde açmış olduğum boşanma davasından eşim ile anlaşmış olmam sebebi ile karşılıklı yargılama gideri ve vekalet ücreti talebim olmaksızın feragat ediyorum. Bu sebeple, feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep ederim” şeklinde beyan içermesi yeterlidir.

Boşanma Davasının Feragat Nedeniyle Reddine Dair Mahkeme Kararı Örneği

Mahkememize açılan dava, hukuksal niteliği itibariyle  Boşanma (Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeni İle Boşanma (Çekişmeli)) istemine ilişkindir.

Davacı asilin mahkememize sunduğu 21.09.2022 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiğini bildirmiştir.  Kimlik tespiti yapıldığı görülmüştür.

HMK nun 307. maddesine göre davadan feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davacı, HMK'nun 309. maddesine uygun beyanında davasının ve talebinin tamamından feragat etmiştir. Feragat, tek taraflı davayı sona erdiren taraf işlemidir. Bu durumda mahkemeye düşen, iş feragat nedeniyle davayı sonuçlandırmaktır. Yapılan yargılama sonucunda davacı davasından feragat ettiğinden, davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,

2-Peşin alınan 59,30 TL harçtan davanın reddi nedeniyle ve 492 sayılı yasanın 22. maddesi uyarınca red harcının 1/3'ü olan 19,77 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 39,53 TL harcın kararın kesinleşmesine müteakiben talep halinde yatıran tarafa iadesine,  

3-Davacının yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

5-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, 

Dair, işbu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere, istinaf merciinin ilgili İstanbul İstinaf Mahkemesi olduğuna, İstinaf başvurusunu hâkim havaleli bir dilekçe ile gerekli harç ve giderlerin karşılanması koşuluyla mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere en yakın Aile Mahkemesine ya da bu sıfatla görev yapan Asliye Hukuk Mahkemesine yapılabileceğine dair tarafların yokluğunda karar verildi. 21/09/2022

 

Kaynak:

Yargıtay

Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Türk Medeni Kanunu