10 Eki 2022

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası

izale-i şuyu

İzale-i şuyu, diğer adıyla ortaklığın giderilmesi davası; bir malın paylaşılamaması halinde söz konusu olur. Bu davalarda malın mahkeme kararıyla satılması ve elde edilen paranın ortaklar arasında paylaşılması amaçlanır. Örneğin;

  • İzale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) en çok miras hukukuna konu olur. Miras kalan mallar bir bütün olarak mirasçılara geçtiğinden, malın satışında anlaşamayan mirasçılar ortaklığın giderilmesi davasına başvurabilir.
  • Evliyken ortaklı olarak aldıkları malın boşanmadan sonra ne olacağına karar veremeyen karı koca da izale-i şuyu davası (ortaklığın giderilmesi davası) açabilir.

2022 yılında ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu davası) bakımından usule yenilikler getirilmiştir. Buna göre İstanbul İcra Dairelerinde dava sonunda ihale yoluyla satılacak olan malın işlemlerini Gayrimenkul Satış Müdürlüğü adı altında kurulan icra müdürlükleri yapacaktır.

İzale-i Şuyu Nedir?

İzale-i şuyu nedir diye bakıldığında ‘izale’ kelime anlamı olarak giderme anlamına gelirken ‘şuyu’ ise ortaklığı ifade etmektedir. Nitekim izale-i şuyu denildiğinde ortaklığın giderilmesi ifade edilmektedir.

İzale-i şuyu davası bir diğer adıyla ortaklığın giderilmesi davası, taşınır veya taşınmaz üzerinde birlikte mülkiyet çeşitlerinden olan paylı mülkiyet ya da elbirliği mülkiyetin mevcut olması durumunda ortaklar arasında paydaşlığa son verilmesi ile kişisel mülkiyet tesis edilmesini sağlamaya yönelik dava türüdür.

Mirasın açılması ile mirasçılar derhal ve kanun gereği miras ortaklığının üyesi olmak suretiyle mirasçılık sıfatı ve miras hakkı kazanmaktadır. Miras ortaklığı, mirasın paylaştırılmasının sona erdiği ana kadar devam etmektedir.

Tereke üzerinde hak sahibi bulunan birden fazla mirasçının bulunması durumunda kural olarak mirasçılar, tereke üzerinde elbirliği mülkiyet hükümleri uyarınca hak sahibi olmaktadır. Ne var ki TMK m. 644 hükmü bu kural bakımından istisna öngörmektedir. Söz konusu hükme göre, mirasçılardan her biri tereke üzerindeki elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete dönüştürülmesini isteyebilir. Bu takdirde, mirasçılar tarafından süresi içinde elbirliği mülkiyetinin devamını haklı kılacak bir itiraz ileri sürebilir. Aksi halde veya paylaşma davası açılmadıkça sulh hâkimi elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verir.

Kısacası, birden fazla mirasçının bulunması halinde kanun gereği doğan ve paylaşmanın sona ermesine kadar devam eden miras ortaklığı süresince miras üzerinde kişisel mülkiyet hakkı yoktur.

Paydaş malik bulunan mirasçıların miras konusu mallar bakımından paylaşma hususunda anlaşma sağlayamaması halinde izale-i şuyu davası (ortaklığın giderilmesi davası) açılır.

Ortaklığın Giderilmesi Davası (İzale-İ Şuyu) Ne Demektir?

Ortaklığın giderilmesi davası nedir incelendiğinde esasen bu dava Türk Medeni Kanunu’nda yer almaz. Uygulama ile geliştirilmiş bir dava türüdür. Kanuni dayanağını TMK m. 698 hükmü ile paydaşlardan her birine tanınan malın paylaştırılmasını isteme yetkisinden almaktadır.

Ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu) aşamaları şu şekildedir:

  1. Noter veya sulh hukuk mahkemesinden mirasçılık belgesi veraset ilamı alınır.
  2. Miras malları tespit edilir. Tespit yapılamıyor ise terekenin tespiti davası açılır.
  3. Mirasçıların kendi arasında anlaşması halinde miras taksim sözleşmesi akdetmek suretiyle paylaşım gerçekleştirilir.
  4. Mirasçılar kendi aralarında anlaşamıyor ise ortaklığın giderilmesi davası ile yargısal paylaşım yoluna gidilir.
  5. Aynen taksim mümkün ise mallar, mirasçılar arasında aynen paylaştırılır.
  6. Aksi takdirde ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilir.
  7. Satış sonrasında elde edilen tutar tüm mirasçılar arasında paylaştırılır.

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasına Kimler Katılabilir?

Medeni yargılama hukuku “iki taraf sistemi” üzerine kurulmuştur. Söz konusu taraflar, izale-i şuyu dava dilekçesini sunmak suretiyle davayı açan ‘davacı’ ve dava konusu husumetin yöneltildiği ‘davalı’ olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu durum, hukuk davalarının iki kişi arasında geçtiği anlamına gelmemektedir. Her iki tarafta da birden fazla kişinin yer alması mümkün olmaktadır.

İzale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davası “çift yönlü dava” niteliğini taşımaktadır. Bu dava tipinde, her iki taraf da hem davacı hem davalı sıfatı taşımaktadır.

İzale-i şuyu davasında davacı sıfatı taşıma yetkisi kural olarak her bir paydaş malike tanınmaktadır. Paydaş maliklerden yalnız biri bu davayı açabileceği gibi birden fazla paydaş malikin davacı olarak yer alması da mümkündür. Ancak, paydaş malik olmayan bir kimse tarafından bu davanın açılması olanaklı değildir.

İzale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davasında davacı, dava hakkından feragat etse dahi davaya devam edilmektedir. Zira bu dava kendine özgü özellikler içermekte ve tüm taraflar yönünden benzer sonuçlar doğurmaktadır.

Ayrıca mirası paylaşma talebi mirasçının miras ortaklığındaki statüsüne sıkı surette bağlı bulunmaktadır. Bu sebeple bu hakkın diğer mirasçılar dışında bir üçüncü kişiye devri mümkün olmamaktadır. Reddi miras ayrıca değerlendirilir.

Her ne kadar kural davacı sıfatının yalnız paydaş maliklere özgülenmiş olması olsa da, istisnalar bulunmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu gereği, imar uygulaması yapılmış bir taşınmazın paylaştırılması hususunda paydaşların anlaşmaya varamaması halinde ilgili idare tarafından paydaşlara dava açma yetkisi tanınmaktadır.

Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davasında tüm paydaş maliklerin yer alması zorunludur. Bunun gereği olarak tek bir paydaş tarafından açılmış olması halinde davalı tarafta geri kalan tüm paydaşların gösterilmesi, birden fazla paydaş tarafından açılmış olması halinde kalan tüm paydaşların davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde davaya devam olunması mümkün değildir.

Davacı tarafta birden fazla malikin bulunması durumunda “ihtiyari dava arkadaşlığı” söz konusu iken davalı tarafta birden fazla malik bulunmakta ise “mecburi dava arkadaşlığı” söz konusu olmaktadır.

Ortaklığın giderilmesi davasında klasik medeni yargılama hukuku kurallarının aksine yargılama giderleri dava sonunda tüm taraflara mülkiyet hakkı oranlarında paylaştırılmaktadır.

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası Hangi Durumlarda Açılır?

TMK m. 642 ile mirasçılardan her birine her zaman mirasın paylaşılmasını isteme hakkı tanınmaktadır. Ancak TMK m. 698 gereği bu hakkın kullanımını engelleyen 3 durum bulunmaktadır. İlgili hüküm şu şekildedir:

“Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir. (…) Uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz.”

Bu hükümden anlaşılacağı üzere paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğünün bulunması halinde, paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması halinde, uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulursa izale-i şuyu davası (ortaklığın giderilmesi davası) açılması mümkün olmamaktadır.

Öyleyse mirasın paylaşılmasını isteme hakkının sınırını “ortaklığı devam ettirme yükümlülüğü” oluşturmaktadır. Ortaklığı devam ettirme yükümlülüğünün varlığı halinde paylaşmanın ertelenmesi söz konusu olmaktadır.

İzale-i şuyu engelleme nedeni oluşturan ortaklığı devam ettirme yükümlülüğü üç durumda doğmaktadır:

Kanun Gereği (Bebek Nedeniyle)

TMK m. 643’e göre mirasın açıldığı tarihte, gelecekte mirasçı olması muhtemel bir cenin (bebek) mevcut ise paylaşma onun doğumuna kadar ertelenmektedir.

Nitekim, bebeğin doğumunu beklemeden paylaşmanın gerçekleşmesi halinde bebek sağ olarak doğduğu takdirde yapılan paylaşmanın geçersiz sayılmasını ve tekrar paylaşma yapılmasını talep hakkına sahip olmaktadır.

Hâkim Kararıyla (Terekenin Değerinin Düşmesi Nedeniyle)

TMK m. 642’ye göre derhal yapılacak bir paylaşma, paylaşım konusu malın değerini önemli ölçüde azaltacak ise mirasçılardan birinin istemi üzerine paylaşımın ertelenmesine karar verilmesi mümkün olmaktadır.

Bu hüküm gereği hâkim, tereke malının tamamının paylaşımının ertelenmesine karar verebileceği gibi bazı malların paylaşımının ertelenmesine de karar verebilmektedir. Bu durumda paylaşımı ertelenen mallar üzerinde miras ortaklığının devam etmesi sonucu doğmaktadır.

Sözleşme (Uzatılmış Miras Ortaklığı Sözleşmesi)

Mirasçılar tarafından sözleşme serbestisi ilkesi gereği yapılacak TBK m. 19 anlamında bir sözleşme ile paylaşmayı erteleme hususunda anlaşılması mümkündür. Bu hususta yapılacak sözleşmenin, paylaşmanın sona ermesine kadar akdedilmesi mümkündür.

Ancak bu hususta yapılacak bir sözleşme ile paylaşmayı isteme hakkının en fazla 10 yıl ertelenmesine imkân tanınmaktadır. Öyleyse, 10 yılı aşacak şekilde devam ettirme yükümlülüğünü öngören sözleşmeler aşan kısım için "kısmi dikey hükümsüzlük” ilkesi gereği geçersiz olmaktadır.

Öğretide yer alan görüşe göre, açık bir sözleşme olmaksızın uzun yıllar paylaşım talep etmeyerek fiili olarak ortaklığı devam ettirme miras ortaklarının paylaşmayı ertelemeye yönelik bir örtülü sözleşme yaptıkları anlamına gelmemektedir.

Bu hususta İsviçre Federal Mahkemesi içtihat yoluyla birtakım kaideler geliştirmiştir. Buna göre;

  • Uzatılmış miras ortaklığı sözleşmesi şekle bağlı olmaksızın yapılabilmektedir. Ancak, miras ortaklığı başka bir ortaklığa dönüştürülerek devam ettirilmiş ise bu yeni ortaklığın kuruluşu için kanunda öngörülen şekle uyulması gerekmektedir.
  • Uzatılmış miras ortaklığı sözleşmesi uzun süreler için öngörülmüş ise “aile ortaklığı” sayılabileceğinden buna ilişkin resmi şekil şartı aranması gerekmektedir.
  • Önceden öngörülmeyen haklı sebeplerin gerçekleşmesi halinde, bu hususun varlığını ispat eden mirasçı, söz konusu sözleşmeyi fesih imkanına sahiptir.

Murisin Ölüme Bağlı İrade Beyanı

Muris, ölüme bağlı bir irade beyanıyla mirasın paylaşılmasını belirli bir süre için erteleyebilmektedir. Ancak tamamen yasaklaması kanuna aykırı olduğu için geçersiz olmaktadır.

Muris paylaşmayı ertelemeye ilişkin tasarrufu bir “yüküm – mükellefiyet (TMK m. 515)” veya “olumsuz bir paylaştırma kuralı (TMK m. 647)” olarak koyabilmektedir.

Bu durumda paylaşma ancak mirasçılar tarafından oybirliği ile anlaşılması halinde gerçekleşmektedir.

İzale-i şuyu davası nasıl engellenir sorusunun cevabı işte bu 4 ihtimalin varlığıdır. Bu hallerin mevcudiyeti hariç olmak üzere tereke konusu malların paylaşımı hususunda mirasçılar arasında anlaşmaya varılamaması halinde her zaman ortaklığın giderilmesi davası mümkündür.

Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Nasıl Olur?

TMK m. 575 gereği birden fazla mirasçı bulunması halinde, mirasın açılması ile mirasçılar arasında kanun gereği miras ortaklığı doğmaktadır. TMK m. 640 vd. ile düzenlenen miras ortaklığına ilişkin hükümler gereği miras ortaklığına dahil mirasçılar terekeye elbirliği halinde sahip olur. Hiçbir mirasçı, bir diğerinden ayrı olarak kendi yasal miras payı oranında hak elde edemez.

Miras ortaklığının paylaşma ile sona ermesi yolunda paylaşma “anlaşmalı paylaşma” ve “yargısal paylaşma” olarak iki şekilde karşımıza çıkmaktadır. Mirasçılar aralarında anlaşma sağlayamıyorsa yargısal paylaşma söz konusu olmakta ve paylaşma davası açılmaktadır.

Paylaşma söz konusu olduğunda izale-i şuyu davası nedir, anlaşılmaktadır. Bu davada, terekenin tümünün paylaşılması mümkün olduğu gibi kısmen paylaşılması da mümkündür. Ancak terekenin kısmen paylaşılması durumunda miras ortaklığı sona ermemektedir.

Paylaşma davasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise HMK m.6 ile hüküm altına alınan “genel yetki kuralı” gereği murisin yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak miras konusu mal bir taşınmaz olduğu takdirde HMK m. 12 ile hüküm altına alınan “kesin yetki kuralı” uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Ortaklığın Giderilmesi Davası (İzale-i Şuyu) Sonucu Ne Olur?

Ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu) sonucunda alınan ilamın kesinleşmesi ile miras ortaklığı son bulmaktadır. HMK m. 367/2 hükmü gereği ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu) sonucu verilen kararlar kesinleşmedikçe paylaşma istenememektedir.

İzale-i Şuyu Davasında Satış Sonrası Para Paylaşımı

Ortaklığın satış yoluyla giderilmesi halinde ihalenin kesinleşmesi ile alıcı adına tescil yapılmaktadır. Satış bedeli ise hak sahibine verilmektedir.

İzale-i Şuyu Satış Masrafları

Satış bedeli hak sahibine ödendiğinde, izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) öncesinde veraset intikal vergisi ödeyen mirasçılar satış sonunda elde edilen bedel üzerinden de katma değer vergisi (KDV) ödemektedir. Tescil ve vergilerin tahsilatı aşamalarından sonra paraların paylaştırılmasına geçilmektedir.

İzale-i Şuyu Davasında Satış Sonrası Para Ne Zaman Ödenir?

Paraların paylaştırılması hususunda genellikle paraların paylaştırılması raporu düzenlemek üzere bir bilirkişi görevlendirilmektedir ve ihale bedelinden hissedarların hissesine düşen miktar ve kesintileri içeren bir tevzi tablosu bilirkişiye teslim edilmektedir. Paraların paylaştırılmasına dair rapor ve tevzi tablosu bilirkişi tarafından tanzim edildikten sonra ilgililere tebliğ edilmektedir.

İzale-i şuyu davası sonucu para ne zaman ödenir diye bakıldığında ise bilirkişi raporunun kesinleşmesi üzerine para banka hesabına yatırılmaktadır. Banka hesabına yatırılan para üzerinden gerekli kesintiler yapıldıktan sonra hak sahiplerine ödenmektedir.

Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Satış Süreci

Ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu) sonrasında ilamın infazının nasıl gerçekleşeceği hususu TMK m. 642 hükmü ile düzenlenmektedir. İlgili hüküm şu şekildedir:

“Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh hukuk mahkemesinden isteyebilir.” 

Buna göre, ortaklığın giderilmesi davasının kabul edilmesinden sonra tereke konusu mal üzerinde bulunan elbirliği mülkiyette veya paylı mülkiyette ortaklığın giderilmesi iki şekilde gerçekleşmektedir:

  • Aynen Taksim Suretiyle İzale-i Şuyu
  • Satış Suretiyle İzale-i Şuyu

İzale-i Şuyu Aynen Taksim Suretiyle Nasıl Yapılır?

Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davasında, miras konusu malvarlığı değerinin paylaşılması hususunda ilk yol aynen taksimdir. Aynen taksim suretiyle paylaşma yapılması için taraflardan birinin bunu talep etmesi gerekmektedir. Eğer paydaşlardan biri tarafından aynen taksim yolu cazip bulunuyor ise ilgili tarafından ortaklığın giderilmesi dava dilekçesi hazırlanırken bu talebe mutlaka dilekçede yer verilmelidir.  Zira, medeni yargılamada hâkim taleple bağlıdır.

TMK m. 669/2 gereği taraflardan biri ortak malın aynen taksim suretiyle paylaştırılması talebinde bulunur ise hâkim, öncelikle aynen taksim şartlarının bulunup bulunmadığını araştırmak zorundadır. Bu incelemede şu hususlara dikkat edilmektedir:

  • Taşınmazın yüzölçümü, niteliği, tarım arazilerinin niteliği (Örneğin arazilerde beş dönümden küçük bölümlere imkân tanınmamaktadır.)
  • Pay ve paydaş sayısı
  • İmar mevzuatına göre mümkün olup olmadığı
  • Taşınmazın önemli ölçüde değer kaybına uğrayıp uğramadığı
  • Paydaşların rızası

Söz konusu kriterlerin mevcut olmadığı durumlarda hâkim, aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) talebini reddetmektedir. Bu durumda malın satışı suretiyle paylaştırılmasına karar verilmektedir.

Son olarak, Kat Mülkiyeti Kanunu m. 7 gereği kat mülkiyeti kurulması mümkün olan bir taşınmaz mal üzerinde ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) için satış yolu kullanılamamaktadır. Dolayısıyla bu husus hâkim tarafından titizlikle araştırılmalı ve aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesi prosedürü tercih edilmelidir.

Taşınır Mallarda Aynen Taksim

Taşınır mallarda aynen taksim yapılabilmesi için her paydaşa verilen malın aynı tür olması gerekmektedir. Aksi takdirde, paydaşlara farklı tür taşınır mal verilmesi geçerli olmamaktadır.

Aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) kararı sonucunda taşını mal paydaşa teslim edilmemiş ise söz konusu karar kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl zamanaşımına tabi olmaktadır.

Taşınmaz Mallarda Aynen Taksim

Kural olarak aynen taksim suretiyle paylaştırma sonucunda her bir paydaşa düşen parça değeri birbirine denk olmaktadır. Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) sonunda paydaşlara düşen değerler arasında farklılık oluşmaktaysa eksik değerdeki parçaya ivaz (karşılık) eklenmek suretiyle denkleştirme sağlanmaktadır.

Ancak paydaşlar arasında anlaşma sağlanmış veya davacı mirasçı ya da mirasçılar tarafından ortaklığın giderilmesi cevap dilekçesi ile dava kabul edilmiş ise hâkim bu hususla bağlı olmakta ve davayı anlaşma minvalinde sonuca bağlamaktadır.

Taşınmaz mal bakımından aynen taksim kararı kesinleştiği takdirde ilgili paylaş mülkiyeti kazanmaktadır. Dolayısıyla zamanaşımı söz konusu olmamaktadır. Bu sonucun doğumu için sicile tescil önem arz etmemektedir.

İzale-i Şuyu Satış Prosedürü 2022

Taşınmazın aynen taksimi mümkün değil ise ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmektedir. Taşınmaz mal üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesi sonucunda;

  • Ailenin mal varlığı el değiştirmektedir.
  • Mirasçılar terekeden uzaklaştırılmaktadır.
  • Taşınmazlar el değiştirmektedir.
  • Tarımsal amaçlı taşınmazlar üçüncü kişilerin eline geçmiş olmaktadır.

Ortaklığın giderilmesinin (izale-i şuyu) satış suretiyle gerçekleşmesi durumunda, taşınmazın satışını gerçekleştirmeye yetkili makam 2022’de Gayrimenkul Satış Memurluğu olmaktadır.

Ortaklığın giderilmesi suretiyle satış yolunda taraf olarak tüm mirasçıların gösterilmesi gerekmektedir. Bu hususa ilişkin;

“Ortaklığın giderilmesi kararına dayalı olarak yapılan satışlara ilişkin ihalenin feshi davalarında ile birlikte hissedarların tamamının hasım olarak gösterilmeleri gerekir. Somut olayda bu kurala uyulmadığı görülmektedir.” (Bölge Adliye Mahkemesi Kararı- Sakarya BAM, 8. HD., E. 2021/1574 K. 2022/20 T. 12.1.2022)

Kural olarak ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davasında satış açık arttırma yoluyla yapılmaktadır. Ancak tüm paydaşların oy birliği sağlaması halinde satışın yalnızca ortaklar arasında gerçekleşecek şekilde yapılması da mümkündür.

Her ne kadar izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davasında mirasçıların, izale-i şuyu engelleme hakkı bulunmasa da satış aşamasına üçüncü kişilerin dahil olmasını engellemeye yönelik imkanları mevcuttur.

İzale-i Şuyu Davasında Değer Tespiti Nasıl Yapılır?

İzale-i şuyu satış prosedürü gereği öncelikle mahkeme tarafından taşınmazın tapu kaydı, kadastrosu ve imar çapı celp ettirilmektedir. Ayrıca mahkeme tarafından gerekli görüldüğü hallerde taşınmaz bakımından keşif yapılmaktadır.

İzale-i Şuyu değerlemesi için yapılacak keşifte şu hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir:

  • Taşınmazın tapu kaydına ve çapa uygun olup olmadığı araştırılmaktadır.
  • Taşınmaz malın pay miktarına ve paydaş adedine göre ya doğrudan doğruya ya da ivaz ilavesi suretiyle aynen taksiminin mümkün bulunup bulunmadığı incelenmektedir.
  • Taşınmazın zemin olarak ve üzerinde varsa ağaç, ev vs. tesis olarak ayrı ayrı kıymetleri takdir edilmektedir.
  • Bunların paydaşlardan kime ait olduğunu ve bu değerler esas alınarak her paydaşa satış bedelinden % hesabıyla isabet edecek miktar hesaplanmaktadır.

Ardından, bu hususlar bilirkişi tarafından incelenmek suretiyle bir bilirkişi raporu hazırlanmaktadır. Bilirkişi raporu taşınmaza ilişkin değer tespiti (takdiri kıymet) içermektedir.

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) İhaleleri

Değer tespitinin ardından sulh hukuk mahkemesi dosyayı satış memurluğuna göndermektedir. Satış memurluğu tarafından satış ilan edilmekte ve tüm mirasçılara tebliğ edilmektedir. İhaleye iştirak etmek isteyen kişiler belirli bir teminat yatırmak suretiyle dahil olmaktadır.

İhalenin feshi sebeplerinin gerçekleşmesi durumunda izale-i şuyu satış iptali ortaya çıkmaktadır. İhalenin feshi Sulh Hukuk Mahkemesi’nden ihalenin gerçekleşmesinden itibaren 7 gün içerisinde şikayet yoluyla istenmektedir. Süresi içinde ihalenin feshi davası açılmaz ise ya da açılan dava reddedilir ise ihale kesinleşmektedir.

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasında Açık Artırma

Açık artırmaya bilirkişi raporunda gösterilen değer tespitinin %50’si üzerinden başlanmaktadır. En çok artıran kişiye ise söz konusu taşınmazın satışı yapılmaktadır.

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasında Önalım Hakkı

İzale-i şuyu davalarında önalım hakkı kullanımı söz konusu olmamaktadır. Esasen paydaşlar arasında önalım hakkı kullanımı mümkün olmamaktadır zira paydaşların tereke üzerinde hakları miras payı oranındadır. Dolayısıyla izale-i şuyu davada hissedarın alış önceliği bulunmamaktadır.

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası Ne Kadar Sürer?

Ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu davası) ne kadar sürer sorusuna kesin bir cevap vermek mümkün olmamaktadır.

  • Tarafların sayısı,
  • tarafların oturumlara teşhisi,
  • terekenin hacmi,
  • bilirkişi raporlarına itiraz

vb. birçok etken davanın süresinde etkili olmaktadır. Ancak ilk derece mahkemesi olan sulh hukukta izale-i şuyu davası ne kadar sürer denildiğinde 1 yıl cevabı vermek mümkün olmaktadır. İyi bir miras avukatı süreyi kısaltabilir.

Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası Dilekçesi Örneği

İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine

Davacı: A.B. (T.C. Kimlik No: ………)

Adresi:

Davalı: B.B. (T.C. Kimlik No: ……….)

Adresi:

Konu: Miras bırakandan mirasçılara intikal eden taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesi talebimizi içerir.

Açıklamalar:

Ekte sunmuş olduğumuz Kararda görüldüğü üzere davacı, miras bırakanın yasal mirasçıları arasında yer almaktadır. Ayrıca veraset ilamında müvekkil ile yer alan diğer mirasçılar yukarıda davalı olarak gösterilmiştir.

Muris tarafından mirasçılarına “İstanbul İli, Şişli İlçesi, x Mahallesi, y ada, z parsel” sayılı arsa niteliğindeki taşınmaz miras olarak kalmıştır. İlgili taşınmaz miras işleminden dolayı tapuda mirasçılar adına müştereken kayıtlı bulunmaktadır.

Mirasçıların anlaşarak taşınmazı paylaşma imkanları bulunmamaktadır. Ayrıca söz konusu taşınmazın tapuda kayıtlı mirasçılara payları oranında aynen taksimi de mümkün değildir.

O bakımdan, ilgili taşınmazın satılarak paraya çevrilmesini, mirasçılara ve belediyeye payları oranında paylaşım yapılmasını talep zorunluluğu gerekmiştir.

Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle davanın kabulüne,

İstanbul İli, Şişli İlçesi, x Mahallesi, y ada, z parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmazda bulunan ortaklığın satış suretiyle giderilmesine,

Yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine,

Karar verilmesini vekaleten talep ederiz.

Davacı Vekili

Avukat Pınar Denktaş

İmza

Kaynak:

ANTALYA, O. Gökhan (Kasım 2021), Miras Hukuku (Yenimahalle/Ankara: Seçkin Yayıncılık)

SARI, Suat (2020), Uygulamalı Miras Hukuku (İstanbul: Filiz Kitabevi)

GENÇCAN, Ömer Uğur (2022), Miras Hukuku (Yetkin  Yayınları)