22 Tem 2022

Boşanma Sebepleri

Boşanma, eşlerin hayatta olduğu dönemde, kanunda yazılı olan nedenlere bağlı olarak eşlerden birinin açacağı boşanma davası sonucunda hakim kararı ile evlilik birliğinin sona erdirilmesidir. Boşanma davasının kanunda yazılan sebeplere dayanması gerekir. Kanunda yazılı sebepler gerçekleşirse, hakim evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını incelemeksizin boşanmaya karar verir.

Boşanma sebepleri Türk Medeni Kanunu’nun 161 ve 166. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

Özel Boşanma Sebepleri

Zina nedeni ile boşanma (TMK m. 161)

TMK m. 161 zina nedeni ile boşanmayı düzenler: ‘‘Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.’’

Zina, evlilik birliği içindeyken eşlerden birinin kendi eşi dışında bir kimseyle cinsel ilişkiye girmesi ya da bu eyleme teşebbüs etmesidir. Eşlerden biri tam cinsel ilişkiyi tamamlamamış olsa da zinanın varlığı söz konusu olur. Burada zina eden eş kasıtlı olarak bu eylemi yapmış olmalıdır.

Hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış nedeni ile boşanma (TMK m. 162)

TMK m. 162 hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranışı düzenler: ‘‘Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.’’

Hayata Kast

Mutlak boşanma sebeplerinden biridir. Hayata kast, bir eşin diğerini öldürme niyetini, hal hareket ve eylemleriyle ortaya koymasını ifade eder. Hayata kast diğer eşi fiilen öldürmeye teşebbüs şeklinde olabileceği gibi intihara teşvik veya yardımcı olma şeklinde de olabilir.

Örnek verecek olursak; eşi ruhsal bunalımda olan bir kişinin, eşini daha da bunalıma sokup intihara yönlendirmesi hayata kasttır.

Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış

Diğer eşin vücut bütünlüğüne ya da sağlığına yönelen saldırılardır; eve kapatmak, dövmek, aç bırakmak bu kapsamdaki örnekleri oluşturur. Pek kötü davranış sayılabilmesi için devamlılık aranmaz.

Onur kırıcı davranışlar arasında ise hakaret etme, iftirada bulunma, evden kovmak vs. davranışları sayılabilir. Pek kötü veya onur kırıcı davranış mutlak boşanma sebebi olduğu için bu davranışlara maruz kalan eş durumunu ispat ettiği taktirde boşanma kararı verilip ortak hayatın bundan dolayı çekilmez hale geldiği araştırılmamalıdır.

Küçük düşürücü bir suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeni ile boşanma (TMK m. 163)

Küçük Düşürücü Bir Suç İşleme

TMK m. 163 uyarınca; 'Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işlerse ya da haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden dolayı onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemez ise, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.'

Evlilik birliği içindeyken eşin başkalarına karşı kasten işlediği suçtan dolayı diğer eş evliliğin devamına katlanmak zorunda olmadığını öne sürerek boşanma davasını açabilir.

Küçük düşürücü bir suç işleme nisbi boşanma nedenidir. Hakim evliliğin çekilmez hale gelip gelmediğini inceleyerek karar verebilir. Örneğin; uyuşturucu ticareti yapma, dolandırıcılık, hırsızlık vb. suçlar.

Haysiyetsiz Hayat Sürme

Toplum anlayışına göre sürekli olarak namus, şeref ve haysiyet kavramlarıyla bağdaşmayacak şekilde toplumun geneline aykırı yaşamaktır. Örnek olarak; ayyaş bir şekilde gezmek, randevu evi işletmek gibi eylemler diğer eş için boşanma sebebi oluşturuyorsa, boşanma davası açabilir. Haysiyetsiz hayat sürme de nisbi boşanma sebebidir bundan dolayı boşanma sebebi ortak hayatı çekilmez bir hale getirmelidir.

Terk (TMK m. 164)

TMK m. 164 uyarınca; ‘Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğer eşi terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu ayrılık sürmekteyse ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmışsa; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk eylemini gerçekleştirmiş sayılır.'

Terk nedeni ile boşanma davası açabilmek için aşağıda sayılan şartlardan biri gerçekleşmelidir:

  • Eşlerden birinin ortak konutu terk etmesi,
  • Terk eyleminde haklı bir sebebinin olmaması,
  • Terk etme amacının evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek olması,
  • Eşlerin ayrı yaşamasının en az altı ay sürmesi,
  • İhtar yapılması ve
  • ihtardan sonra iki ay içinde terk eden eşin ortak konuta dönmemiş olması gerekir.

Akıl hastalığı nedeni ile boşanma (TMK m. 165)

TMK m. 165 uyarınca; 'Eşlerden biri akıl hastası ise ve bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek şartı ile bu eş boşanma davası açabilir.'

Akıl hastalığı, özel, nisbi ve kusura dayanmayan boşanma sebebidir. Akıl hastalığının boşanma sebebi olabilmesi için üç tane koşul vardır:

  • Akıl hastalığı koşulu,
  • İyileşmezlik koşulu,
  • Çekilmezlik koşulu.

Boşanma davasının açılabilmesi için yukarıdaki sebeplerin hepsinin olması gerekir.

Genel Boşanma Sebepleri

Evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeni ile boşanma (TMK m. 166/1)

TMK m. 166/1 uyarınca; 'Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa, eşlerin her ikisi de boşanma davası açabilir.'

Evlilik birliğinin sarsılması nisbi boşanma sebebidir; hâkimin boşanma kararı verebilmesi için evliliği temelden sarsan olayın kanıtlanması yeterli değildir. Ortak hayatın sürdürülebilmesi eşler tarafından beklenemeyecek hale gelmesi zorunlu bir unsurdur, bu unsurun varlığına hâkim takdir yetkisini kullanarak karar verir.

Evlilik birliğinin temelden sarsılmasına birçok örnek verilebilir çünkü evlilik birliğini temelden sarsacak olaylar her evlilikte farklıdır bundan dolayı bu sebepler sınırlı değildir. Kanunda sayılan özel sebepler (zina, akıl hastalığı, terk, küçük düşürücü suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme, onur kırıcı davranış, hayata kast, pek kötü muamele) dışında kalan olaylar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına girer ve bu nedene dayanılarak boşanma davası açılır.

Eşlerin anlaşması nedeni ile boşanma (TMK m. 166/3)

TMK m. 166/3 uyarınca; 'Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır. Bu hâlde hâkimin boşanma kararı verebilmesi için, eşleri bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ve çocukların durumu hakkında taraflarca (eşlerce) kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin eşler tarafından kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde eşlerin ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.’

Anlaşmalı boşanmak için aşağıdaki şartların olması gerekir:

  • Evlilik en az 1 yıl sürmeli,
  • Eşler ya birlikte boşanma davası açmalı ya da bir eşin açtığı davayı diğer eş kabul etmeli,
  • Hâkim tarafları bizzat dinlemeli,
  • Boşanma ile ilgili mali sonuçlar ve çocukların durumuna ilişkin düzenlemeler hâkim tarafından uygun bulunmalıdır.

Eşler boşanma hususunda anlaşarak boşanmaya karar verirler. Anlaşmalı boşanmada kanun koyucu eşlerin anlaşmasını, evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve ortak hayatın sürdürülemez hale gelmesi bakımından bir varsayım olarak kabul etmiştir. Diğer ek şartlarında gerçekleşmesi halinde hâkim boşanma kararı vermelidir.

Ortak hayatın kurulamaması nedeni (Fiili Ayrılık) ile boşanma (TMK m. 166/4)

TMK m. 166/4 uyarınca; ‘Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin isteği üzerine boşanmaya karar verilir.’

Eşler arasında açılmış olan boşanma davasının reddinden 3 yıl geçmesine rağmen ortak hayatın yeniden kurulamamış olması gerekir. Bu 3 yıllık süre boşanma davasının reddinden itibaren başlar. Ortak hayatın kurulamamasından kastedilen, eşlerin yeniden aynı çatı altında yaşamaya başlamamasıdır.

 

Kaynak:

Türk Medeni Kanunu