20 Eyl 2022

Yabancı Uyruklu Eşten Boşanma

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”) yabancılık unsuru taşıyan hangi ihtilaflara hangi hukukun uygulanacağını, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ve yabancı kararların tanınması ve tenfizi gibi müesseseleri düzenlemektedir.

Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilere hangi devletin hukukunun uygulanacağı milletlerarası özel hukuk, diğer bir deyişle kanunlar ihtilafı hukuku ile belirlenir.

Türkiye Cumhuriyeti ile vatandaşlık bağı olmayan kişiler yabancı olarak nitelendirilir. Yabancılık unsuru; işlemin veya eylemin yabancı ülkede yapılması; işlemin yabancı ülkede ifa edilecek olması; işlem konusu şeyin yabancı ülkede bulunması; davanın taraflarından birinin yabancı ülke vatandaşı olması, taraflardan birinin ikametgahının yabancı ülkede bulunması; yabancı ülkede mutad meskenin bulunması gibi durumlarda uygulama alanı bulur.

MÖHUK m. 4 yetkili hukukun vatandaşlık esasına göre belirleneceği durumlarda birden fazla vatandaşlığı olanların aynı zamanda Türk vatandaşı olmaları halinde uygulanacak hukukun Türk hukuku olduğunu, birden fazla vatandaşlığı olup Türk vatandaşlığı olmayan kişiler bakımından ise daha sıkı ilişkili bulundukları devletin hukukunun uygulanacağını düzenlemektedir. 

MÖHUK m. 12 uyarınca nişanlılık, tarafların nişanlanırken tabi bulundukları milli hukuka tabidir. Taraflar ayrı vatandaşlıkta iseler, uygulanacak hukuk Türk hukukudur.

MÖHUK m. 13 uyarınca, evlilik, tarafların evlenirken tabi bulundukları milli hukuka tabidir. Eğer taraflar ayrı vatandaşlıkta iseler, tarafların müşterek mutad mesken hukuku uygulanır. Buna göre eşlerin birlikte oturdukları ülkenin hukuku geçerli olacaktır. Eğer eşler birlikte bir ülkede oturmuyor, yani müşterek mutad meskenleri bulunmuyor ise, Türk hukuku uygulama alanı bulur.

MÖHUK m. 14 uyarınca boşanma sebepleri ve hükümleri eşlerin ortak milli hukukuna tabidir. Eğer eşler farklı vatandaşlıkta iseler, müşterek mutad mesken hukuku uygulanır. Buna göre eşlerin birlikte oturdukları ülkenin hukuku uygulama alanı bulur. Eğer eşler birlikte bir ülkede oturmuyor, yani müşterek mutad meskenleri bulunmuyor ise, Türk hukuku uygulanır. Bu uygulama nafaka ve velayet talepleri için de aynıdır. Boşanma davasında talep edilebilecek ihtiyati tedbirler (geçici tedbirler) için ise doğrudan Türk hukuku uygulanır.

MÖHUK m. 15 uyarınca evlilik malları eşlerin ortak milli hukukuna tabidir. Eğer eşler farklı vatandaşlıkta iseler, müşterek mutad mesken hukuku uygulanır. Buna göre eşlerin birlikte oturdukları ülkenin hukuku uygulama alanı bulur. Eğer eşler birlikte bir ülkede oturmuyor, yani müşterek mutad meskenleri bulunmuyor ise, Türk hukuku uygulanır. Taşınmazlar ile ilgili olarak taşınmazın nerede bulunduğuna göre, bulunduğu ülke hukuku uygulanır. Buna göre, milli hukuk farklı olsa bile Türkiye’de bulunan taşınmazların boşanmada tasfiye edilmesine uygulanacak hükümler Türk hukukuna göre uygulanacaktır.

Ancak kamu düzeninin gerektirdiği yerlerde ve kamu düzenine aykırı durumlarda yabancı hukuk değil Türk hukuku uygulanacaktır. Bunun için Türk kamu düzenine açıkça aykırılık değil de yabancı hukukun uygulanmasının tahammül edilemez sonuçlara yol açması gerekir. Türk hukukunun temel ilkelerine, temel adalet anlayışına aykırı olan ve genel siyaset rejimiyle, ekonomik rejimle ve medeniyet seviyesiyle bağdaşmayan, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklere aykırı düşen yabancı hukuk kuralları uygulanmaz.

Yabancı Ülkede Yapılan Evliliğin Geçerliliği

Evliliğin şekline evliliğin yapıldığı ülke hukuku uygulanır. MÖHUK m. 13 f. II ile öngörülen bu düzenlemeye Locus Regit Actum (LRA) kuralı denir. Evlenme işlemi yabancı ülkede yapılmış olabilir. Yabancılar veya Türkler, yabancı ülkede evlendiğinde, o ülkenin hukukunda yer alan evlilik şekline göre evlenmelilerdir. Dolayısıyla Türk hukukuna göre yapılmayan evlilikler yabancı ülkede yapılmış ise geçerlidir. Aynı şekilde evlenme işleminin kişilerin milli hukukuna uygun olması da gerekmemektedir.

Dolayısıyla, evliliğin şekline evliliğin yapıldığı ülkenin kuralları uygulanacak olup dini nikahla evlenen Türk vatandaşı olsa bile dini nikahın geçerli olduğu bir ülkede evlenilmişse, evlilik geçerlidir.

Türkiye’de veya Türkiye Dış Temsilciliklerinde Evlilik Başvurusu

Evlenme işleminin Türkiye’de veya yurt dışındaki Türkiye temsilciliklerinde gerçekleşmesi için nüfus kayıt örneğinin evlilik başvurusunda verilmesi gerekir. Kişinin tam künyesi ile nüfus açısından (hasımlık, akrabalık gibi) evlenmesine engel bir durumun olup olmadığının incelenmesi gerekli olan nüfus kayıt belgelerine evlenme ehliyet belgesi denilir. Türkiye’de veya Türk temsilciliklerinde evlenmek isteyen yabancı uyruklu kişilerin de evlenme ehliyet belgesi ibraz etmeleri zorunludur. Bu halde, yabancıların kendi ülkelerinden isim, soyad, ana ve baba adı, doğum tarihi ve evlenmesine engel halinin bulunup bulunmadığını gösterir evlenme ehliyet belgesi alması gerekmektedir. Belge üzerinde apostil şerhi veya akredite devletin Türkiye’deki dış temsilciliğinde belgenin onaylatılması gerekmektedir. Ayrıca belge yabancı dilde düzenlenmişse Noter tasdikli Türkçe tercümesi ile birlikte işleme alınır.

Türkiye’de ister iki taraf da Türk olsun, ister taraflardan biri veya her ikisi de yabancı olsun, evliliğin Türk hukukunun kabul ettiği şekil şartlarına göre gerçekleşmesi şartıyla yapılması mümkündür.

Yabancı Unsurlu Boşanma Davaları

MÖHUK hükümleri uyarınca boşanma davalarında yetkili olacak hukukun vatandaşlık esasına, yani milli hukuka göre belirleneceği hallerde, eşlerin milli hukuku uygulanmalıdır. Eşlerin milli hukuku yok ise, müşterek ikametgah hukuku, bu da yoksa müşterek mutad mesken hukuku, bu da yok ise dava tarihinde bulunduğu ülke hukuku, birden fazla vatandaşlığa sahip olanlar hakkında, bunların aynı zamanda Türk vatandaşı olduğu hallerde Türk hukuku, Türk vatandaşlığının olmadığı hallerde daha sıkı ilişkili oldukları ülkenin hukuku yetkili olur. Türkiye’de bulunan mültecilerin, şartlı mültecilerin, ikincil koruma ve geçici koruma statülülerin ve vatansızların boşanma davalarında da Türk hukuku yetkilidir.

Eşlerin Müşterek Milli Hukuku Var İse Yetkili Hukukun Tayini

Eşlerden birinin hem Hollanda, hem Türk vatandaşı olması, diğer eşin sadece Türk vatandaşı olması halinde uygulanacak hukuk Türk hukukudur.

İki Alman vatandaşının Türk vatandaşlıkları olmaması halinde uygulanacak hukuk Alman hukukudur.

Bir eş İtalyan, diğer eş İtalyan ve Türk ise, Türk hukuku uygulanır.

Taraflar ayrı vatandaşlıklarda ise, ikametgahları veya müşterek mutad meskenleri Türkiye’de ise, Türk hukuku uygulanır.

Boşanma Davasında Yetkili Mahkeme Neresidir?

TMK m. 168 hükmüne göre, boşanma davalarında, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da boşanma davasının açılmasından önce son defa 6 aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.

Yabancı Unsurlu Boşanma Davalarında Milletlerarası Yetkiye Sahip Türk Mahkemeleri

MÖHUK’un 40. maddesinin yaptığı gönderme gereğince, iç hukukta geçerli olan yetki kuralı yabancı unsurlu davalarda da uygulanmaktadır.

Buna göre, yabancılık unsuru taşıyan boşanma davalarında milletlerarası yetkinin belirlenmesinde öncelikli olarak başvurulacak kural TMK m. 168’de yer alan yetki kuralı olmaktadır.

Bu kural gereğince, yabancılık unsuru taşıyan boşanma davalarında Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin doğabilmesi için, eşlerden birinin ikametgahının veya eşlerin davadan önce son olarak 6 aydan beri oturdukları yerin Türkiye’de bulunması gereklidir.

Yabancı Uyruklular Türkiye’de Boşanabilir Mi? Yabancı Ülkede Evlenen Türkiye’de Boşanabilir Mi?

Yabancı unsurlu boşanma davalarında, eşlerden birinin ikametgahı veya eşlerin davadan önce son kez birlikte yaşadıkları yerin Türkiye’de bulunması halinde, Türkiye’deki mahkemeler yetkili olur ve eşlerin müşterek milli hukuku uygulanmak suretiyle boşanmalarına karar verilebilir. Dolayısıyla yabancıların Türkiye’de boşanması Türkiye’de ikametgahlarının bulunmasına bağlı olarak mümkündür.

Bununla birlikte, MÖHUK m. 41 uyarınca, Türk vatandaşlarının yabancı ülke mahkemelerinde dava açmadığı veya açamadığı hallerde, Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkeme, bulunmaması halinde ilgilinin sakin olduğu yer, Türkiye’de sakin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, o da bulunmadığı hallerde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde dava görülebilir.

Türk vatandaşının ikamet ettiği yabancı ülkede bir boşanma davası açılmış ise, Türk mahkemelerinde açılacak olan aynı konulu boşanma davası milletlerarası derdestlik itirazı ile karşılaşabilecektir. Bu halde, Türk mahkemelerinde açılan dava usulden reddedilecek, yabancı mahkemede alınan boşanma kararı Türkiye’de tanıma ve tenfiz davasına konu edilerek infaz edilebilecektir. Örneğin Rus eşten boşanma halinde Rusya'da açılmış bir dava var ise Türkiye'de dava açılamaz. 

Yabancı Birinden Nasıl Boşanılır? Yabancı uyruklu eşimden nasıl boşanırım?

Yabancı uyruklu eşten boşanma Türk mahkemeleri nezdinde mümkündür. Bunun için yabancı bir ülkede boşanma davasının açılmamış olması gerekir. Daha önce açılan bir dava olması halinde, Türk mahkemeleri derdestlik sebebiyle davanın reddine karar verecektir. Türk mahkemelerinin davayı görebilmesi için eşlerin davadan önce son olarak 6 ay boyunca oturdukları yerin Türkiye’de olması veya eşlerden birinin ikametgahının Türkiye’de olması gerekir. Örneğin, Hollanda’da yaşayan evli bir çiftten biri ikametgahını Türkiye’ye alırsa, Türkiye’de dava açabilir.

Diğer eşin Türkiye’de olmasına gerek yoktur. Türkiye’de açılan boşanma davasında tebligatlar diğer eşin yurt dışı adresine gönderilir. Tebligatların ulaşma süreci bu şekilde çok daha uzun olacaktır; dilekçeler teatisinin daha hızlı tamamlanabilmesi, diğer eşin Türkiye’de bir avukata vekalet vermesi halinde tebligatların daha hızlı tebliğ edilmesi ile mümkün olabilir. Suriyeli eşten boşanma halinde tebligatlar Suriye'ye yapılacak veya Suriyeli eşin Türkiye'de avukat tutması halinde avukata yapılabilecektir.

Yabancılar, Türkiye’de herhangi bir amaçla en az 6 ay boyunca ikamet edecek ise, ikamet tezkeresi almış olmalıdır. Bu ikamet tezkeresini alan yabancılar “Yabancılar Kütüğü”ne kaydedilir ve yerleşim adresleri bu kütüğe işlenir. “Adres Kayıt Sistemleri Yönetmeliği”ne göre yabancıların adresleri elektronik ortamda kaydedilir. Boşanma davasında, yabancıya çıkarılacak tebligatlarda, öncelikle Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden yabancı eşin Yabancılar Kütüğü’ne kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise dava tarihi itibarıyla Türkiye’deki adresinin ne olduğu sorularak eğer adreste herhangi bir değişiklik bildirilmemiş ise, yabancı uyruklu eşin adresinin kayıtlı olduğu şekilde geçerli olduğu kabul edilecektir.

Adresine ulaşılamayan yabancı uyruklu eşten boşanmak için mutlaka tebligat yapılması gerekir. Kişinin Yabancılar Kütüğü’ne göre Türkiye’de herhangi bir adresi bulunamıyorsa, vatandaşı olduğu ülkede bulunan Türk Konsolosluğu vasıtası ile tebligatın ulaştırılabilmesi söz konusu olur. Davaya ilişkin savunma hakkını kullanabilmesi için tebligatın ulaştırılması zorunludur. Aksi halde boşanma kararı usul kurallarına aykırılık teşkil edecektir. Dolayısıyla eşim yurt dışında boşanmak istiyorum şeklinde bir yorumun veya yabancı uyruklu eşimden nasıl boşanırım şeklinde bir sorunun öncelikle tebligatlar yönünden incelenmesi gerekir.

Dosyaya sunulan belgelerden, davacının 6.11.2008 ile 6.11.2010 tarihleri arasında iki yıl süreli yabancılara mahsus ikamet tezkeresiyle Türkiye'de bulunduğu anlaşılmaktadır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre, Türkiye'de her hangi bir amaçla en az altı ay süreli ikamet tezkeresi almış olan yabancıların Genel Müdürlükçe “Yabancılar Kütüğüne” kaydedilmeleri (md.8/1) ve yerleşim yeri adreslerinin bu kütüğe işlenmesi, bu Kanuna dayanılarak çıkarılan 15.8.2007 tarihinde yürürlüğe konulan “Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliğine” göre de, bu durumda olan yabancıların yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerinin elektronik ortamda tutulması zorunludur. (Yönetmelik md.10/1) O halde, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden, davacının “yabancılar kütüğünde” kaydının olup olmadığı ve aynı kütükte dava tarihi itibarıyla Türkiye'deki yerleşim yeri adresiyle ilgili bir bilginin bulunup bulunmadığı sorulup tespit edilmeli, kişilerin adres beyan formundaki bildirimlerinin aksi sabit oluncaya kadar geçerli (Yönetmelik md.13/1) olacağı da dikkate alınmalı, bu ve tarafların gösterdikleri tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. (Yargıtay 2. HD. 10.05.2011, 2010/4537 E., 2011/8105 K.)

Toplanan delillerden, karı kocanın Alman uyruklu oldukları ikametgahlarını Türkiye'ye nakletmedikleri, ancak 1988 den 1991 senesine kadar aralıksız Kemer'de oturdukları, daha sonra davacının 2-3 ay süreli Almanya'ya gidip geldiği ve son bir yıl içinde de Kemer'e hiç uğramadığı anlaşılmaktadır. Karı kocanın ikametgahlarının Kemer olmadığı açıktır. Ancak eşler son defa altı ay birlikte Kemer'de kalmışlardır. Kocanın kısa süreli, özel nedenlere dayalı olarak Kemer'den ayrılması yetkiye ilişkin dava şartlarını da ortadan kaldırmaz. Bu açıklama karşısında dava Kemer'de isabetli olarak açılmıştır. (Yargıtay 2. HD. 27.05.1998, 1998/4842 E, 1998/6521 K.)

Yabancı Unsurlu Boşanmaların Sonuçları

Boşanmaların mali sonuçlarından olan maddi tazminat, manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve velayetin ile velayeti almayan eşin kişisel ilişkisinin ne şekilde düzenleneceği, evlilik mallarının akıbeti kanunlar ihtilafı ile belirlenir.

Yabancı Uyruklu Eşe Tazminat

Maddi ve manevi tazminat, boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçları arasındadır. Türk hukukunda mevcut veya beklediği menfaatleri boşanma yüzünden zarar gören, eşinden daha az kusurlu eşin, maddi tazminata hak kazandığı kabul edilir. Benzer biçimde, kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevi tazminata hak kazanır. Boşanmada yabancı hukukun uygulanması halinde, maddi ve manevi tazminatın uygulanmadığı hukuk sistemleri bakımından, Türk hukukunun temel adalet anlayışına ters düşeceği için tazminata yabancı hukuk izin vermese dahi hükmedilir. Dolayısıyla boşanmaya sebep olmayan eşin evliliğinin yıkılmasıyla hiç hak etmediği zorlukları göğüslenmesi beklendiğinden, bu eş yararına tazminata karar verilir.

Yabancı Uyruklu Eş Nafaka Alabilir Mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi hükmüne göre boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek ve daha az kusuru olan taraf, diğer eşin maddi durumuna göre süresiz olarak yoksulluk nafakası alabilir.

Boşanma ve ayrılığa hangi hukukun uygulanacağını düzenleyen kanunlar ihtilafı kuralında, boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri MÖHUK m. 14.f.I hükmüne ve m. 19 hükmüne göre ele alınır.

MÖHUK m. 14 uyarınca, boşanmada, eşlerin müşterek millî hukuku, tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları hâlinde ortak mutad mesken hukuku, bulunmadığı takdirde Türk hukuku uygulanmalıdır. Boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri hakkında da aynı hüküm uygulanır.

Bu kapsamda, dava devam ederken ödenecek olan geçici tedbir nafakası, eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir. Tarafların ayrı vatandaşlıklarda olmaları halinde müşterek mutad mesken hukuku, bunun da bulunmadığı hallerde Türk hukuku uygulanır.

MÖHUK uyarınca, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır ve Türk hukukunda düzenlenen nafaka ile ilgili hükümler milletlerarası sözleşmeye aykırı düştüğünde, sözleşme hükümleri uygulanır.

Bu halde, 1973 tarihli Nafaka Yükümlülüğüne Uygulanacak Kanuna Dair La Haye Sözleşmesinin m. 8 hükmüne göre boşanmaya uygulanacak hukuk aynı zamanda yoksulluk nafakası bakımından da geçerli olacaktır.

Diğer yandan, MÖHUK m. 19 hükmü uyarınca nafaka talepleri, nafaka alacaklısının mutad mesken hukukuna göre ele alınır denilmiştir. 1973 tarihli La Haye Sözleşmesinin 8. madde hükmüne göre boşanmayı yöneten hukuk sadece yoksulluk nafakasını yönetebileceğinden, çocuklar için öngörülen iştirak nafakası, velayeti alan eşin mutad meskenine göre belirlenecektir. Bu bakımdan, velayeti alan eşin İngiltere’de yaşaması halinde, çocuk için İngiliz kurallarına göre nafaka belirlenecektir. 

Yabancı hukukun nafakaya izin vermemesi halinde, bu husus Türk adam ve ahlak anlayışı ile temel adalet ilkelerine aykırı olacağından Türk kamu düzenine aykırı olup uygulanamayacaktır. Dolayısıyla, yabancı hukukta düzenlensin düzenlenmesin, Türkiye’de görülen bir boşanma davasında yoksulluk nafakasına hükmedilecektir.

O bakımdan, Türk vatandaşı olmayan nafaka alabilir mi şeklindeki sorulara cevaben; Türk olsun olmasın, Türkiye’de görülen boşanma davalarında eşlere kanunen ve hakimin taktirine göre hak etmeleri halinde yoksulluk nafakası verilir. Yabancı uyruklu eş nafaka talebinde bulunmuş ise, boşanmada diğer eşten daha fazla kusurlu olmaması gerekmektedir. Tedbir nafakası ise, yani boşanma davası devam ederken, kusur araştırması yapılamadığı için kusur değerlendirmesi yapılmaksızın tedbir nafakasının ödenmesine karar verilir.

Davalının yabancı uyruklu olduğu, herhangi bir işinin olmadığı, çevreden aldığı yardımlarla hayatını idame ettirdiği, bunun haricinde bir gelirinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Yüksek Yargıtay İçtihatları doğrultusunda TMK.nun 175.maddesindeki koşullar oluştuğundan davalı eş yararına 250 TL yoksulluk nafakası hükmedilmiştir…

Boşanma veya ayrılıklarda çocuk kendisine verilmemiş taraf gücüne göre bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür. (TMK’nun 82. maddesi) Bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları, küçüğün yaş, eğitim ve bakım giderleri dikkate alınarak hakkaniyet ölçüsünde müşterek çocuk için 250 TL iştirak nafakasına hükmedilmiştir. (Bölge Adliye Mahkemesi – Samsun BAM 5. HD., 05.03.2020, 2019/3958 E., 2020/748 K.)

TMK. m. 182/2; velayet kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğuna hükmedilmiştir.

Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur.

Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir. (Bölge Adliye Mahkemesi – İstanbul BAM 10. HD. 14.01.2020, 2018/1759 E., 2020/17 K.)

Yabancı Eşten Boşanmada Velayet

Boşanmada velayet MÖHUK m. 14 f. III bendinde düzenlenmiştir. Buna göre, velayet ve velayete ilişkin konular eşlerin ortak milli hukukuna tabidir. Eğer eşler farklı vatandaşlıkta iseler, müşterek mutad mesken hukuku uygulanır. Buna göre eşlerin birlikte oturdukları ülkenin hukuku uygulama alanı bulur. Eğer eşler birlikte bir ülkede oturmuyor, yani müşterek mutad meskenleri bulunmuyor ise, Türk hukuku uygulanır.

Örneğin, İngiliz baba ile Alman annenin evliliğinden olan çocuğun velayetinin kime bırakılacağı birlikte oturdukları ülke yok ise veya son olarak Türkiye’de birlikte yaşamışlar ise, Türk hukukuna göre belirlenir. 

Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesi hükmüne göre, evlilik devam ettiği sürece ebeveynler velayeti ortak bir şekilde kullanırlar. Eğer boşanma söz konusu ise, boşanma davasında velayetin hangi eşe bırakılacağına mahkemece karar verilir.

Türk hukukuna göre velayetin belirlenmesinde çocuğun yararının üstün tutulması ilkesi önceliklidir. Çocuğun bulunduğu yerden ayrılmaması, varsa kardeşleri ile birlikte yaşamaya devam etmesi, okulundan ayrılmak zorunda kalmaması, yaşadığı düzenin bozulmaması, çocuğun anneye muhtaç bir yaşta ise anneden ayrı kalmaması gibi hususlar değerlendirilerek, teraziye koyulur ve çocuğun menfaatine hangi ebeveyn ile yaşamak daha iyi hizmet ediyorsa, velayet ona bırakılır.

Gerek tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, gerek çocuğun alıştığı çevre, tarafların fiilen ayrıldıklarından itibaren müşterek çocuğun davalı ile birlikte yaşaması, davacının İstanbul ilinde çalışıyor oluşu ve yılın büyük bir bölümünü ikamet ettiği adreste geçirmiyor oluşu, davacının evinde kendileri bakıma muhtaç anne babası ve üniversite okuyan önceki evliliğinden olan çocukları ile birlikte kalması, müşterek çocuğun yaşının küçük olması, bir bütün olarak göz önüne alındığında tarafların müşterek velayete tabii çocukları K7'in velayetinin davalı anneye verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. HD., 05.03.2020, 2019/3958 E., 2020/748 K.)

Boşanma halinde kendisine velayet veren kişinin boşanmadan sonra ölmesi halinde velayet davası açılarak sağ eş çocuğun velayetini alabilir.  

Boşanmada velayeti yabancı uyruklu eşin almasına karar verilirse, yabancı uyruklu eşin çocuğu yurt dışına çıkarmasına karşı herhangi bir mahkeme kararı alınamaz. Velayeti alan örneğin yabancı uyruklu anne, çocuğu istediği ülkede yetiştirmekte serbesttir. Bu husus tek başına suç oluşturmaz ve kanunlara da aykırı değildir. Hatta, velayeti alan yabancı uyruklu kişinin çocuğunu yurt dışına çıkarmasını engellemek, velayet görevini yerine getirmeyi engelleyeceği için Anayasa’ya aykırıdır. Ancak velayeti alan kişinin çocuğu yurt dışına götürerek diğer ebeveyni ile görüşmesine engel oluyor ise, çocuğun velayetinin değiştirilmesi söz konusu olabilir. Nitekim, çocuğun üstün menfaati, yani üstün yararı, hem anne hem de babası ile kişisel ilişkisinin devam etmesini gerektirir. Buna göre mahkemece velayeti almayan eşe verilen kişisel görüş günlerinde çocuğun ebeveyni ile görüşememesi durumu var ise, çocuğun velayetinin değiştirilmesine karar verilebilir.

Yabancı Uyruklu Eşten Boşanmada Velayeti Almayan Taraf İle Çocuğun Kişisel İlişkisi

Türk hukukunda boşanmaya karar verirken hakim, anne ve babayı dinledikten sonra, velayetin kime bırakılacağına ve velayet bırakılmayan ebeveynin çocuk ile olan kişisel ilişkisini düzenler. Velayetin kullanılması kendisine bırakılmayan eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde özellikle çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından üstün yararı gözetilir.

Yabancı bayanla evlilik boşanma ve velayet kuralları MÖHUK kapsamında düzenlenmiştir. Yabancı unsurlu boşanmalarda çocuk ile kişisel ilişkinin tesisinin hangi hukuka göre düzenleneceği, velayetin hangi hukuka göre gözetileceğine bağlıdır. Buna göre, MÖHUK m. 14 f. I hükmü uyarınca ortak çocukla kişisel ilişki eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir. Anne ve babanın ayrı vatandaşlıklarda olmaları halinde müşterek mutad mesken hukuku, bu da bulunmuyorsa Türk hukuku uygulanır. 

Kişisel ilişkinin tesisi ile ilgili olarak yetkili mahkeme TMK m. 326 uyarınca boşanmaya uygulanacak özel yetki kuralları burada da yetkili olmakla beraber, çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Mahkeme çocuk ile kişisel ilişkiye yönelik bir düzenleme yapıncaya kadar, velâyet hakkına sahip veya çocuk kendisine bırakılmış kişinin rızası dışında kişisel ilişki kurulamaz.

Yabancı Uyruklu Eşten Boşanma Mal Paylaşımı

Evlilik malları boşanmadan sonra mal paylaşımı davası ile taraflar arasında paylaştırılır. Yabancı uyruklu evliliklerde evlilik mallarına hangi hukukun uygulanacağı MÖHUK’un m. 15 hükmüyle belirlenmiştir. Buna göre, yabancı uyruklu eşten boşanma mal paylaşımı kuralları ile ilgili olarak eşlerin evlenme anındaki müşterek milli hukukları, bulunmaması halinde veya evlenme anındaki mutad mesken hukuku, bunun da bulunmaması halinde Türk hukuku uygulanır. Malların bu şekilde tasfiyesinde taşınmazların paylaşımı ise, taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna bağlıdır. Boşanmada yurt dışındaki mallar, mallar taşınır ise eşlerin evlenme anındaki müşterek milli hukukları, bu yok ise mutad mesken hukuku veya bu da yok ise Türk hukuku; taşınmaz mal ise bulunduğu ülkenin kanunları kapsamında değerlendirilir.

Yabancı Unsurlu Boşanmalarda Mahkemelerin Usul Hukuku

Boşanmalara ilişkin uyuşmazlıklarda mahkemece tarafların yabancı olup olmadığına bakmaksızın ve milli hukukları gözetilmeksizin, mahkemenin usul hukukuna ilişkin kuralları uygulanır (Lex Fori).

Boşandıktan Sonra Vatandaşlık Düşer Mi?

Evlilik yaparak Türkiye’de vatandaşlık aldıktan sonra boşanma halinde vatandaşlığın düşmesi söz konusu olmaz. Evlilikten itibaren 3 yıl geçmesi halinde vatandaşlık kazanılmış hak olacaktır; bu sayede kişi elde ettiği Türk vatandaşlığını 3 yılın dolmasından sonra boşanması sebebiyle kaybetmeyecektir. Buna istisna tek durum vatandaşlık elde etmek için yapılan muvazaalı evliliklerdir. Sırf vatandaşlık elde edilmesi amacıyla yapılan evlilikler iyi niyete aykırı kabul edilir. Ayrıca, evlilikten itibaren henüz 3 yıl geçmeden gerçekleşen boşanmalarda Türk vatandaşlığına hak kazanılamayacaktır.

Yabancı Unsurlu Boşanma Davalarında 2023 Avukatlık Ücreti

2023 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca aile mahkemelerinde görülen boşanma davalarına uygulanacak minimum ücret 9.200 TL + KDV tutarında olabilmektedir. Her davanın kendi özelinde değerlendirilerek harcanacak emeğe ve zamana göre ücret belirlemesi yapılmalıdır. Bununla birlikte, dava açılması için ve yargılamanın devamı için ödenmesi gereken harç ve masraflar bulunmaktadır. Bu masraflar tebligatların nereye gönderileceğine göre farklılık gösterebilmekle birlikte, ilk aşamada yaklaşık 1.000 TL civarında dava harcı ödenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla yabancı uyruklu eşten boşanma masrafı yaklaşık en az 11.000 TL olabilmektedir.

 

Kaynak: 

Yargıtay

Milletlerarası Özel Hukuk Hakkında Kanun