12 Eyl 2022

Boşanma Hukuku

Boşanma Hangi Kanuna Tabidir?

Medeni Kanun, Türk Hukuku’nda ilk olarak 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi adıyla kabul edilmiş ve yürürlüğe girmiştir. Bu Kanun’un hazırlanmasında demokratik olması, kadın-erkek eşitliğine dayanması, laik bir anlayışla düzenlenmesi gibi sebeplerle İsviçre Medeni Kanunu kaynak olarak alınmıştır.

1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren 4721 sayılı yasayla 743 sayılı Kanun kaldırılmış ve günümüzde yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanunu kabul edilmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu beş kitaptan oluşmaktadır. II. Kitap “Aile Hukuku” başlığını taşımakta ve 161 vd. maddelerinde boşanma hukuku düzenlemeleri içermektedir. Türk Hukuku’nda boşanma davalarında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uygulanmaktadır.

Boşanma Hukuku Nedir?

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma, eşler hayattayken kanunda öngörülmüş olan bir sebebe dayanarak, birinin açacağı dava sonucunda evlilik birliğine hakim kararı ile son verilmesi olarak tanınmaktadır.

Boşanma davası açma hakkı, evlilik birliği içerisindeki tarafların sahip olduğu bir haktır. Bu hak, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğindedir; diğer bozucu yenilik doğuran haklardan farklı olarak ise yalnızca dava yoluyla kullanılabilmektedir. Dolayısıyla geçerli bir boşanmadan bahsedebilebilmesi için boşanma davası açılmalı ve sonucunda hakim tarafından boşanma kararı verilmelidir.

Boşanma davası açabilmek için gerekli şartlar ise Kanun’un muhtelif yerlerinde sayılmış ve dört başlık altında toplanmıştır. Buna göre;

- Eşler hayatta olmalıdır.

- Geçerli bir evliliğin kurulmuş ve dava açma anında devam ediyor olması gereklidir.

- Eşlerden en az birinin boşanma davası açmış olması gerekmektedir.

- Kanun’da düzenlenen boşanma sebepleri gerçekleşmelidir.

Boşanma davasının açılabilmesi için talebin kanunda yazılı sebeplerden birine dayanması gerekmektedir. Kanun’da boşanma sebepleri m.161-166 arasında altı maddede düzenlenmiş ve on adet boşanma sebebi öngörülmüştür. Bunlar; zina, hayata kast/pek kötü muamele/onur kırıcı davranış, küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılması, eşlerin boşanma hususunda anlaşması ve eylemli ayrılık sebebiyle boşanmadır.

Boşanma Hangi Hukuk Sistemlerine Ayrılır?

Boşanma hukuku, devletlerin hukuk politikası çerçevesinde farklı düzenlemeleri ile önümüze çıkmaktadır. Boşanma sistemleri “boşanmayı reddeden sistemler” ve “boşanmayı kabul eden sistemler” olarak ikiye ayrılmaktadır.

Boşanmayı reddeden sistemlerde evliliğin sonsuzluğu görüşü benimsenmiştir ve boşanma yasağı söz konusudur. 10. yüzyıldan itibaren Katolik Kilise Hukuku tarafından benimsenmiştir günümüzde etkisi az olsa da sürmektedir. Bu sisteme göre evlilik, feshi imkansız bir sözleşmedir.

Boşanmayı kabul eden sistemler ise üçe ayrılmaktadır: Serbest boşanma sistemi, mahkeme kararıyla boşanma sistemi, idari işlemle boşanma sistemi.

Serbest boşanma sistemi, doğal hukuk ilkesinin yansımasıdır. Eşler, karşılıklı anlaşma ile veya birinin tek taraflı irade açıklaması ile evliliklerini sonlandırmaktadır. Roma Hukuku, Arap Hukuku, Cermen Hukuku bu sistemi benimsemiştir.

Mahkeme kararıyla boşanma sistemi, çağdaş hukuk anlayışının getirisidir. Belirli sebeplere dayanarak hakim kararıyla gerçekleşen boşanmanın öngörüldüğü sistemdir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu bu sistemi benimsemektedir.

İdari işlemle boşanma sistemi, boşanmanın mahkemeden bir karar alınmasına ihtiyaç duyulmaksızın idari makamlarca gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Bu sisteme göre boşanma; konsolosluk memurluğunda, noterlerde, belediye başkanlıklarında, nüfus müdürlüklerinde, valiliklerde gerçekleşmektedir.

Hangi Hallerde Boşanma Olmaz?

  • Boşanma Sebebinin Geçersiz Olması Halinde:

TMK m. 161-169 arasında boşanma sebepleri tüketici (sınırlı) olarak sayılmıştır. Boşanma davası kabulü için talebin kanunda yer alan sebeplere dayandırılması gerekmektedir. Hukuken geçerli olmayan bir sebep ileri sürülmüş ise dava reddedilecek ve boşanma gerçekleşmeyecektir.

  • Eşler Arasında Anlaşmanın Sağlanamaması Halinde:

TMK m. 166/3’e göre anlaşmalı boşanma davasının mahkemece kabulü için eşlerin mahkemeye birlikte başvurması ya da taraflardan birinin açtığı boşanma davasının diğer eş tarafından kabul edilmiş olması gerekmektedir. Bu hüküm gereği anlaşmalı boşanma davasında taraflar arasında “anlaşmalı boşanma protokolü” hazırlanarak mahkemeye sunulmaktadır.

Taraflar, anlaşmalı boşanmaya ilişkin irade açıklamalarını protokol suretiyle göstermektedir. Protokolde velayet, nafaka ve tazminat hususları mutlaka yer almalı ve taraflarca kabul edilmelidir. Protokol şartlarında tarafların uzlaşı sağlayamaması ya da dava derdestken taraflardan birinin ya da her ikisinin protokol şartlarından vazgeçmesi halinde anlaşmalı boşanma gerçekleşmeyecektir. Bu halde dava çekişmeli boşanma davasına dönecektir.

  • Ağır Kusurlu Tarafın Boşanma Davası Açması Halinde:

TMK m. 185’e göre evlenmeyle eşler arasında kurulan evlilik birliği, eşlere evliliğe özen gösterme yükümlülüğü yüklemektedir. Bu yükümlülüğün ihlali boşanma davasında ‘kusur’ olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan boşanma sebepleri “kusura dayalı sebepler (müeyyide teşkil eden sebepler)” ve “kusura dayanmayan sebepler (evlenmenin iflası)” olarak ikiye ayrılmaktadır. Kusura dayalı sebep veya sebeplere dayanılarak açılan boşanma davalarında hakim, evlilik birliği içinde eşlerin birbirine karşı davranışlarından yola çıkarak kusur araştırması yapacaktır. Davalının boşanma iradesi taşımıyor olması halinde, boşanma talebinde bulunan davacı ağır kusurlu ise talebi kabul olmamaktadır. Eşler arasında gerçekleşen ev içinde şiddet, hayata kast, aldatma gibi haller ağır kusur olarak kabul edilmektedir.

  • Davacının İspat Yükünü Yerine Getirmemesi Halinde:

HMK m. 190’a göre kural olarak ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Genel kural boşanma davalarında da geçerlidir. Buna göre boşanma davasında ispat yükü, davayı açan davacı taraf üzerindedir. Davanın dayanağı yapılan boşanma sebebi ispatlanmadığı takdirde dava reddedilecektir.

  • Af Halinde:

“Affeden tarafın dava hakkı yoktur.” Af, açık veya örtülü bir iradeyle ortaya konulabilmektedir. Ancak örtülü bir aftan bahsedebilmek için eşin davranışlarından af iradesi açıkça anlaşılmalıdır. Dolayısıyla hakim tarafından af iradesi saptandığı takdirde, affeden tarafın boşanma talebi reddedilecektir.

  • Dava Hakkının Düşmesi Halinde:

TMK m. 161/2 ile zina sebebiyle boşanma davasında ve TMK m.162/2 ile hayata kast, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davasında özel süre düzenlemeleri öngörülmüştür. Bu düzenlemeler gereği söz konusu boşanma sebeplerinin eş tarafından öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve söz konusu fiillerin gerçekleşmesinden itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerekmektedir. Süreler hak düşürücü niteliktedir ve hakim tarafından re’sen göz önünde bulundurulmaktadır. Dolayısıyla sürenin geçmesi halinde dava hakkı düşmektedir. Ancak fiil her tekrarlandığında yeni bir süreye tabi yeni bir dava hakkı doğmaktadır.

  • Davanın Reddi Halinde:

HMK m. 115 ile dava şartlarının eksikliği halinde mahkeme tarafından davanın usulden reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla boşanma davası açılırken boşanma dilekçesi HMK m. 114’te yer alan dava şartlarını haiz olmalıdır. Mahkeme bu şartları davanın her aşamasında re’sen gözetmektedir. Örneğin, davacının boşanma talebinde hukuki yararı bulunmalıdır. Aksi takdirde boşanma gerçekleşmeyecektir.

  • Tarafların Duruşmaya Gelmemesi Halinde:

HMK m. 150 gereği duruşmaya tarafların özellikle davacı tarafın gelmemesi, tarafların her ikisinin de gelip davaya devam etmeyeceklerini bildirmesi ve taraflardan yalnız birinin duruşmaya gelip davayı takip etmeyeceğini bildirmesi halinde hakim, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verecektir. Bu durumda dava derdesttir ancak üç ay içerisinde taraflardan birinin yenileme talebinde bulunmaması halinde dava reddedilecektir.

  • Boşanmanın Reddi Halinde:

Boşanma davasının reddedilmesi halinde üç yıl boyunca aynı boşanma sebebine dayanarak boşanma davası açılamaz. Aksi takdirde açılan dava reddedilecektir. Ancak yeni bir boşanma sebebine dayanılması ve diğer şartların da sağlanması halinde dava kabul edilmektedir.

Boşanmanın Sonuçları Nelerdir?

Boşanma kararının kesinleşmesi üzerine evlilik sona erer. Boşanma kararının kesinleşmesiyle ipso iure (kendiliğinden) ortaya çıkan ya da hakimin re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine hükümde yer verdiği başka sonuçlar da ortaya çıkmaktadır.

Boşanma davasının sonuçları “eşler yönünden kişisel sonuçlar”, “eşler yönünden mali sonuçlar” ve “çocuklar yönünden sonuçlar” olarak üçe ayrılmaktadır.

Boşanma Kararının Eşler Yönünden Sonuçları

  1. Eşlerin Yeniden Evlenebilmeleri: Boşanma kararı ile evlilik sona ermektedir. Dolayısıyla boşanmış olan eşler yeniden evlenebilir. Ancak kadının yeniden evlenebilmesi için 300 günlük bekleme (iddet) süresinin geçmesi ya da kadının gebe olmadığını ispat etmesi gerekmektedir.
  2. Mal Rejiminin Tasfiyesi: Boşanma halinde boşanma hukuku mal paylaşımı hükümleri düzenlenmiştir. Buna göre eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanmaktadır. Türk Hukuku’nda yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir. Taraflar aralarında yaptıkları sözleşme ile ayrı bir rejim seçmedikleri sürece boşanma halinde yasal rejime tabi olunmaktadır.
  3. Evlenmeyle Kazanılan Kişisel Durumun Değişmesi: Bu husus, TMK m. 173/1 ile yalnızca boşanan kadın yönünden düzenlenmiştir. Bu hükme göre kadın, evlenmeyle kazandığı kişisel durumunu korur. Kişisel durumdan anlaşılması gereken evlenme ile kazanılan erginlik, kayın hısımlığı ve vatandaşlıktır. Aynı maddenin devamında kadının soyadı özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre; kural olarak kadın, evlenmeden önceki soyadına dönmek zorundadır. İstisna olarak ise boşandığı kocasının rızasını alan veya soyadını kullanmakta menfaati bulunan kadın, bunun kocaya zarar vermeyeceğini ispatlamak suretiyle hakimden soyadını taşımaya devam etmeyi talep edebilmektedir.
  4. Miras Hukukundan Doğan Hakların Sona Ermesi: Boşanma kararıyla birlikte taraflar birbirlerine eş sıfatıyla yasal mirasçı olamazlar. Ayrıca evlilik birliğinin devamı süresince eşlerin birbirleri lehine yapmış oldukları ölüme bağlı tasarruflar kendiliğinden hükümsüz olur.

Boşanma Kararının Çocuklar Yönünden Sonuçları

  1. Velayet: Boşanma soncunda velayet, hakim tarafından anne ya da babadan birine veya her ikisine ortak birlikte verilmektedir. Velayetin kime verileceği hususunda TMK m. 182/1 ile hakime geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Bu hususta hakim, çocuğun üstün menfaatini gözeterek karar verecektir. Hakim tarafından çocuğun sağlık, eğitim, ahlak, cinsiyet, yaş, sosyal çevre vb. faktörleri gözetilerek karar verilmektedir.
  2. Çocukla Kişisel İlişki: Boşanma davası sonucunda çocuğun velayeti anne ya da babadan birine bırakılmış ise velayet hakkına sahip olmayan taraf ile çocuğun ilişkisi düzenlenmek zorundadır. Hakim, velayet hakkına sahip olmayan anne ya da baba ile çocuğun görüşme süresini, yerini, çocukla tek başına mı yoksa bir refakat ile mi olacağını belirlemektedir.
  3. İştirak Nafakası: Boşanma halinde çocuğun velayeti kendisine bırakılmayan taraf için çocuğun bakım masraflarına katılma yükümlülüğü sona ermemektedir. Velayet kendisine bırakılmayan taraf gücü oranında  bu masraflara katılmak zorundadır. Hakim tarafından re’sen karar verilir.

Boşanma Kararının Mali Sonuçları

  1. Maddi Tazminat: Boşanma kararı dolayısıyla mevcut ya da beklenen menfaatleri zedelenen taraf, boşanmada kusursuz ya da daha az kusurlu olması şartıyla diğer taraftan uygun bir tazminat isteyebilmektedir. Tazminat miktarı zararın tam karşılığı olmak zorunda değildir. Hakim, tarafların mali ve sosyal durumları ile kusur derecelerini dikkate alarak miktarı belirleyecektir. Maddi tazminat istemi boşanma davası ile öne sürülebileceği gibi ayrı bir dava konusu da yapılabilmektedir. Hakimin bu hususta karar vermesi için tarafların talepte bulunmuş olması şarttır.
  2. Manevi Tazminat: Boşanma kararı sonucunda, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun bir manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunabilmektedir. Miktarı hakim tarafından belirlenecektir. Ancak, hakimin bu hususta karar vermesi için talepte bulunulmuş olması şarttır.
  3. Yoksulluk Nafakası: TMK m. 175’e göre boşanma dolayısıyla yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer tarafın mali gücü oranında nafaka talep edebilmektedir. Taraflardan birinin talebi halinde hakim tarafından hüküm kurulmaktadır. Aksi takdirde, yani tarafların böyle bir talebi yoksa, hakim re’sen yoksulluk nafakasına karar vermemektedir.

Boşanma Davaları En Fazla Kaç Yıl Sürer?

Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 7. maddesine göre aile mahkemeleri, önlerine gelen davada esasa girmeden önce eşlerin ve çocukların karşı karşıya oldukları sorunları tespit ederek sulh yoluyla çözümünü uzmanlardan yararlanarak teşvik etmektedir. Sulh sağlanamaması halinde yargılamaya devam olunmaktadır.

Dava süresi yetkili mahkeme, mahkemenin iş yoğunluğu, tarafların sundukları deliller, boşanma davası avukatı tarafından hukuki yardım sağlanması, karşı dava açılması ve davanın niteliğine göre değişiklik göstermektedir.

Anlaşmalı boşanma davaları, tarafların anlaşmalı boşanma protokolü üzerinde uzlaşı sağlamış olmaları sebebiyle kısa sürede sona ermektedir. Bir iki ay içinde dava tamamlanabileceği gibi bazen bir hafta içinde de anlaşmalı boşanma davasının sona ermesi mümkün olmaktadır.

Çekişmeli boşanma davalarında ise taraflar, boşanma kararı sonrası velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat talepleri hususunda anlaşma sağlamış değillerdir. Tarafların taleplerini desteklemek amacıyla mahkemeye sunmuş oldukları deliller ışığında hakim vicdani kanaatine göre bir karara varacaktır. Anlaşılacağı üzere, çekişmeli boşanma davası meşakkatli bir hukuki süreçtir. Dolayısıyla anlaşmalı boşanma davasına nazaran daha uzun bir süreç almakta ve boşanma kararının kesinleşmesine kadar dört beş yıl geçebilmektedir.