19 Eyl 2022

Düğün Takıları ve Ziynet Eşyası Davası

Düğün takıları ve ziynet eşyaları eşler arasında boşanma davası gündeme geldiğinde en büyük anlaşmazlık konularından biri olmaktadır. Zira takılar maddi değerleri yüksek eşyalardandır. Bu sebepledir ki düğünde takılan takılar kime aittir, ziynet davası nasıl kazanılır gibi sorular ve problemler boşanma davasında gündeme gelebilmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki ziynet eşyalarına ilişkin talepler boşanma davası ile birlikte talep edilebileceği gibi boşanma kararı verildikten sonra ayrı bir dava olarak da ileri sürülebilecektir.

Ziynet Eşyası Nedir?

Ziynet eşyası altın gümüş gibi değerli madenlerden yapılmış takı olarak kullanılan süs eşyalarıdır. Yani ziynet eşyası ne demek sorusuna şu cevapları vermek mümkündür: Bu kapsamda kolye, yüzük, bileklik, altın kemer, kelepçe bileklik, küpe gibi birçok takı ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir. Çeyrek altın, yarım altın, tam altın gibi eşyalar nitelikleri itibariyle süs eşyası olarak takılmadığından aslında ziynet eşyası olarak kabul edilmemektedir. Ancak bu noktada Yargıtay içtihatlarında bir farklılık görülmektedir. Zira Yargıtay; ziynet eşyasını tanımından daha geniş yorumlamakta ve çeyrek, yarım, tam altın gibi eşyaları da ziynet eşyası davası kapsamında istenebilecek eşyalar arasında saymaktadır.

Kanunumuzda açıkça düğünde takılan takılar şu tarafa aittir gibi bir düzenleme mevcut değildir. Bu sebepledir ki uzun yıllar boyunca boşanma davalarında boşanmada ziynet eşyaları kimin sorusu tartışmalara yol açmıştır. Bununla beraber ayrıca açılan ziynet eşyası davasında da yine aynı tartışmalar gündeme gelmiş, taraflar hangi taleplerde bulanabileceklerine dair net bir bilgiye sahip olamamıştır. Ancak bu hususlar artık tartışma konusu olmaktan çıkmıştır zira  Yargıtay içtihatları ile ‘düğünde takılan takılar kimindir?’  sorusu çözüme kavuşturulmuştur.

 “Kural olarak, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliği kazanır. Bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, koca bu eşyaları iadeden kurtulur.” (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2019/2763 E., 2019/9997  K.)

Yargıtay kararında da ifade edildiği gibi düğünde takılan ziynet eşyaları kadına ait olacaktır. Ancak şu hususa dikkat etmek gerekir ki takılan ziynet eşyalarının kadına ait olması eşyanın kadına özgü bir ziynet eşyası olması halinde mümkündür. Yani örneğin erkeğe saat takılması halinde bu eşya kadına özgü bir eşya olmadığından ve erkeğe takıldığından artık kadının kişisel malı sayılamayacaktır.

Yargıtay kararında ziynet eşyasının kadının ‘kişisel malı’ sayılacağına değinilmiştir. Bu noktada kişisel malın ne olduğu ve eşyanın kişisel mal sayılmasının ne gibi sonuçları olduğu üzerinde de durulmalıdır.

TMK yasal mal rejimi başlıklı 202. maddesine göre:

“Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.”

Kanun hükmünde eşler arasında mal rejimine yönelik herhangi bir sözleşme yapılmamış olması halinde edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanacağı belirtilmiştir. Yani Türk hukukunda yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereği eşler evlilik sonrasında kazanmış oldukları mallar üzerinde yarı yarıya hak sahibi olacaklardır. Ancak bu hak sahipliğine kişisel mallar dahil değildir. Kişisel mallar ise şunlardır:

  • Eşlerden birinin şahsi kullanımına yarayan eşyalar
  • Eşlerden birinin karşılıksız kazanma yolu ile kazandığı mallar
  • Manevi tazminat alacakları
  • Kişisel mal yerine geçen değerler
  • Mal rejiminin başlangıcında eşlere ait olan mallar
  • Miras yoluyla kazanılan mallar

Bir eşyanın kişisel mal sayılması, onun mal rejimi tasfiyesi sırasında diğer eşle yarı yarıya paylaştırılmasının önüne geçecektir. Yani düğünde takılan takıların kadının ‘kişisel malı’ olarak sayılması bu takıların mal rejimi tasfiyesi sırasında tamamının kadına ait olacağı sonucunu doğuracaktır.

Evlilik sürecinde eşler düğünde takılan takıların nereye harcanacağı konusunda büyük problem yaşamamaktadırlar zira ekonomik durumun yetersiz kalması halinde taraflar anlaşarak veya mecburiyetten ötürü takılan takıları nakde çevirme yoluna gidebilmektedirler. İşte evlilik sırasında problem yapılmayan bu hususlar boşanmaya karar verildiğinde tarafların üzerinde en çok sorun haline gelebilmektedir. Bu noktada boşanmaya karar veren eşlerin aklına nakde çevrilen takıların nasıl tahsil edilebileceği sorusu gelmektedir. Bu hususa ilişkin açık bir Yargıtay ilamına göre:

“Düğünde takılan takı paraları ve ziynet eşyaları, taraflar arasında aksine bir anlaşma yoksa kadına ait sayılır. İade edilmeme koşuluyla verildiği kanıtlanmadıkça; bunların koca tarafından borçları için bozdurulup harcanması; onu iade borcundan kurtarmaz. Davacı-davalı koca, kadının takı ve ziynet alacağı taleplerine verdiği cevapta “onların hepsinin nişan, düğün ve ev eşyası borçları için kullanıldığını’’ beyan ve kabul etmiş ; takı parasının, kadın tarafından iade edilmemek üzere kendisine verildiğini de ispatlayamamıştır. Bu nedenlerle, kadının takı parası talebine ilişkin davasının kabulü gerekir” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/26823 E., 2014/26223 K.)

Ziynet eşyaları Yargıtay kararı metninde de açıkça anlaşılacağı üzere evlilik sürecinde ziynet eşyalarının herhangi bir sebeple harcanması, eşyaların talep edilmesine engel teşkil etmeyecektir. Bu eşyaların talep edilebilmesi önündeki tek engel iade edilmemek koşuluyla verildiğinin karşı tarafça ispat edilmiş olması halidir.      

Boşanmada Altınlar Nasıl Hesaplanır?

Yerleşik adetlere göre evlilikler genelde bir düğün töreniyle yapılmaktadır. Düğün törenlerinde çekilen fotoğraf ve video görüntüleri ile beraber kadın ve erkeğe ne kadar takı takıldığı tespit edilebilmektedir. Bununla beraber düğünden sonra tarafların bunu kayıt altına almaları da mümkündür. Hakim bu hususun ispatına ilişkin tanık beyanlarını da dikkate alabilmektedir.

Aile Mahkemesi düğün videoları, tanık beyanları, taraf ifadeleri gibi delilleri değerlendirdikten sonra ziynet eşyalarının hesabına yönelik bir bilirkişi desteği almaktadır. Zira mahkemenin altınların fiyatını, takıların kıymetini bilmesini beklemek yerinde olmayacaktır. Bilirkişi gerekli incelemeleri yaptıktan sonra altınların ve diğer ziynet eşyalarının hesabına ilişkin raporu mahkemeye sunacak ve mahkeme de sunulan rapora göre bir karara varacaktır.

Düğünde Takılan Para Ziynet Eşyası Mıdır?

Ziynet eşyası yukarıda da ifade ettiğimiz üzere değerli madenlerden oluşturulmuş takılardır. Bununla beraber çeyrek altın, yarım altın, tam altın, cumhuriyet altını da Yargıtay tarafından ziynet eşyası olarak kabul edilmiştir. Yani düğünde takılan paralar ziynet eşyası olarak sayılmamaktadır.

“Kural olarak düğün sırasında takılan ziynet eşyaları, para kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır.” (Hukuk Genel Kurulu 2017/1040 E., 2020/240 K.)

Yargıtay kararının lafzi ifadesinin de ‘ziynet eşyaları ve para’ şeklinde olduğu görülmektedir. Bu kapsamda düğünde takılan paraların ziynet eşyası olarak sayılmadığının kabulü gerekmektedir.

Ziynet Davası Kısmi Mi Belirsiz Mi?

Düğünde takılan takılara ilişkin talepler açılmış boşanma davası ile beraber ileri sürülebilir. Bununla beraber boşanma kararının ardından açılacak ayrı bir ziynet eşyası davası ile de bu taleplerin ileri sürülmesi mümkünüdür. Düğün takılarına ilişkin açılan davanın kademeleri şekilde açılması mümkündür. Yani tarafların düğün takılarına ilişkin açtıkları davada talep kısmını şu şekilde düzenlemeleri mümkündür:

“2 adet 18 ayar bilezik, 12 yarım altın, 10 çeyrek altın, 2 kolyeden ibaret olan düğün takılarının aynen iadesine aynen iadenin mümkün olmaması halinde ise takıların bedeli olan 230.000 TL’nin ödenmesine karar verilmesini talep etmekteyim”

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 107. maddesinde belirsiz alacak davasına ilişkin düzenleme mevcuttur. Kanun hükmüne göre davanın açılmış olduğu zamanda alacağın miktarının tam olarak belirlenememesi halinde belirsiz alacak davası açılabilecektir.

Kısmi dava ise aynı kanunun 109. maddesinde düzenleme alanı bulmuştur. İlgili maddeye göre talep konusunun bölünebilir olması halinde talebin sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülmesi mümkün olacaktır.

Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere ziynet davalarının terditli şekilde açılması mümkündür ancak bununla beraber bu davaların belirsiz alacak davası şeklinde açılması mümkün değildir. Davanın kısmi dava olarak açılması önünde ise bir engel bulunmamaktadır.

Ziynet eşyaları ıslah dilekçesi verilmesi davada mümkündür. Ancak dikkat edilmelidir ki boşanma davası açıldığında eğer ziynet eşyalarına ilişkin talepler bu davada ileri sürülmek isteniyorsa dava dilekçesinde talep edilmelidir. Sonrasında ıslah dilekçesi verilerek dilekçede talep edilmeyen ziynet eşyalarının ayrıca talep edilmesi mümkün olmayacaktır. Konuya ilişkin açık bir Yargıtay ilamına göre:

“Davacı kadın dava dilekçesinde ziynet bedeli istemiş düğünde takılan para yönünden talepte bulunmamıştır. Yargılama devam ederken 20.09.2012 tarihinde ziynet talebini ıslah ederken dava konusu yapmadığı düğünde takılan paraları da istemiş, ıslahla yeni bir talepte bulunmuştur. Islahla talep değiştirilebilir, fakat yeni bir talep eklenemez. Kaldı ki; bu konuda yargılama harcı da alınmamıştır. Davacının düğünde takılan paraya ilişkin talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekirken…” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2013/8174 E., 2013/21102 K.)

Boşanma davasında ziynet eşyası harcı nisbi olarak ödenen harçtır. Ziynet eşyalarının iadesine veya bedelinin ödenmesine ilişkin davada nisbi harç ödenmesi gerekmektedir. Konuya ilişkin açık Yargıtay ilamı şu şekildedir:

“Davacı; dava dilekçesinde boşanmanın yanı sıra ziynet eşyası alacağı talebinde de bulunmuştur. Dava açılırken alınan başvuru harcı, dava dilekçesindeki isteklerin tümünü kapsar. Davacının ziynet alacağı talebi boşanmanın eki niteliğinde olmayıp ayrıca nispi harca tabidir. Bu talep sebebiyle davanın açılması esnasında nispi harç alınmadığı gibi bu eksiklik yargılama sırasında da giderilmemiştir. Nispi harç tamamlattırılmadan müteakip işlemler yapılamaz. O halde, talep edilen ziynetlerin bedeli üzerinden nispi harcın peşin kısmının yatırılması için davacıya usulüne uygun olarak süre verilmeli, (Harçlar Kanunu madde 30-32) harç noksanlığı giderildiği takdirde, bu talebin esası incelenmeli ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/4638 K.)

Evden Kovulan Kadının Ziynet Eşyaları

Ziynet eşyaları niteliği gereği üstte taşınabilen eşyalardır. Yargıtay da bu hususa ilişkin

“Hayat deneyimlerine göre olağan olan ,bu çeşit eşyanın kadın üzerinde olması ya da evde saklanmış, muhafaza edilmiş bulunmasıdır..” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/938 E., 2018/3830 K.)

ifadelerine yer vererek kişinin ziynet eşyalarını üzerinde taşımasının olağan olduğuna karar vermiştir. Bu konu şu noktada önem arz etmektedir. Kadının evden ayrıldığında evde olan ziynet eşyalarını kendisiyle beraber götürmüş olma ihtimali olağan ve yüksek bir ihtimaldir. Bununla beraber yine aynı Yargıtay kararında; “…Söz konusu eşya (ziynet eşyası) rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev’idendir. Onun için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi gizlemesi her zaman mümkündür. .” şeklinde ifade kullanılmıştır. Bu da kişinin olağanüstü bir durumla evden ayrılması halinde aslında olağan hayat akışında üzerinde taşıdığı kabul edilen ziynet eşyalarının evde bırakılmış olabileceğini göstermektedir. Ziynet eşyalarının evden ayrılırken yanında taşınması olağan olmakla beraber aynı durumun evden kovulan kadın için de kabulü mümkün olmayacaktır. Zira kovulan kadın olağan hayat akışına göre ziynet eşyalarını alacak ortam ve zamanı bulamayabilecektir. Bu halde genel kanı olan ziynet eşyalarının üstte taşınması hususu geçerli olamayacaktır.

 

Kaynak:

Türk Medeni Kanunu

Yargıtay