18 Ağu 2022

Kefalette Eşin Rızası

Günümüz alacak borç ilişkisinde taraflar artık 3. bir güvence kaynağı olmadan karşı tarafa güvenemez ve borç ilişkisine giremez hale gelmiştir. Bu noktada kefillik hem alacaklı için hem de borçlu için çıkış kapısı olmuştur. Kefalet genel hatlarıyla borçlunun borçlarını yerine getirmemesi halinde 3. bir kişiye gidilebilmesini olanaklı hale getiren hukuki bir kurumdur. Aslında bu tanım itibariyle kefalet alacaklıya teminat hakkı tanımaktadır.

TMK m. 581’e göre:

“Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.”

Kefalet sözleşmesi düzenlenirken kişi sözleşmede sadece kefil olarak görünüyorsa, adi kefalette olduğu gibi alacaklı olan taraf önce borçluya kanuni takip yapmak zorundadır. Takipten sonra borç ödenmemişse, o zaman kefile başvurulabilir. Fakat verilen kefalette “müşterek borçlu müteselsil kefil” ibaresi var ise; bu müteselsil kefillikte alacaklı isterse asıl borçluya gitmeden de kefile takip yapabilmektedir.

Kefalet sözleşmesinin tarafları, kefalet sözleşmesinin yapılmasına dayanak olan asıl borç ilişkisinin alacaklısı ile kefildir. Kefalet sözleşmesi ile beraber kefil büyük bir yükümlülük altına girmekte, kesin ödemek zorunda olmasa da bir borç ilişkisinin tarafı olmaktadır. Bu sebepledir ki kanun koyucu kefil olabilmek için, kefalet sözleşmesi için sıkı şartlar öngörmüştür. Şartlardan bazıları şunlardır:

  • Geçerli bir borç ilişkisinin varlığı gerekir.(gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de, bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi kurulabilir.)
  • Sözleşmenin mutlaka yazılı şekilde yapılması gerekir.
  • Kefilin sorumlu olacağı azami miktar belirtilmelidir.
  • Kefalet tarihi yazılmalıdır.
  • Kefil olacak kişinin ayırt etme gücüne sahip olması kısıtlanmaması gerekir.
  • Kefilin evli olması halinde eşinin rızası gerekir.

Eş Rızası Olmadan Kefillik Olur Mu?

Ekonomik durum aile ilişkilerinin devamında eşler arası problemlere dönüşebilmektedir. Zira taraflar geçim sıkıntısına düştüklerinde aile birliğinin devamına ilişkin tereddütler beslemeye başlamakta ve bu tereddütler neticesinde boşanmaya karar verebilmektedirler. Ekonomik durum yalnızca eşler açısından değil çocukların gelecek güvenceleri içinde mühim bir meseledir. İşte bu noktada kanun koyucu toplumun temel taşı olan aileyi, aile birliğini korumak için bireysel olarak verilebilecek bazı kararlara evli olma halinde sınırlama getirmiştir. Sınırlama getirilen bu kararlardan biri de kefil olmadır. Evli olmayanlar için kefillikte herhangi bir rıza şartı aranmazken evli olanlar için kanun koyucu eş rızasını zorunlu kılmıştır. Yani aslında kefalette eş rızası ticari hayat, borçlu teminatı, iş ilişkileri gibi kavramlardan bağımsız olarak aile huzuru için getirilmiş bir kurumdur.

Kefalet sözleşmesinde eş rızasını düzenleyen TBK 584 hükmüne göre:

“Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir.”

Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere evli kişinin kefil olması halinde eşinden rıza alması şartı bazı hallerde aranmamaktadır. Bu hallerden biri mahkeme tarafından verilmiş bir ayrılık kararı diğeri ise yasal olarak ayrı yaşama hakkının varlığı halidir.

Önemli olan bir husus da bu rızanın hangi aşamada verileceğidir. Madde 584 bu konuya ilişkin de düzenleme içermektedir. Kanun koyucu bu konudaki düzenlemesinde eşin kefilliğe rızasının sözleşmenin kurulmasından önce ve ya en geç kurulması anında verilmiş olması şartını aramıştır. Yani eşin kefilliğe kefalet sözleşmesinin imzalanmasından sonra rıza göstermesi sözleşmeyi geçerli hale getirmeyecektir.

Eşin rızası şartı yalnızca kefalet sözleşmesinin ilk hali için geçerli değildir. Sözleşmede sonradan yapılacak kefilin sorumluluğunu arttıran değişiklikler için de yine eş rızası aranacaktır.

Son olarak belirtmek gerekir ki eş rızasının da tıpkı kefalet sözleşmesi gibi yazılı olması şartı vardır.

Kefillikte Eş Rızası Ne Zaman Başladı

Kefalet sözleşmelerinde eş rızası 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6098 sayılı TBK ile gelmiştir. Bu tarihle birlikte kefalet sözleşmelerine ilişkin önemli değişiklikler yapılmış ancak değişikliklerden en önemlisi de artık kefilin kefalet sözleşmesi tanziminden önce eşinin rızasını arama şartının getirilmesidir.

743 sayılı eski medeni kanunumuz Türk Kanunu Medenisi kefalete ilişkin kadın eşi koruyucu bir tedbir almıştı. Kanunun 169. maddesinde kadının kocasının menfaatine olarak üçüncü kişilere karşı borçlanması sulh hakiminin onayına bağlanmıştı. Bu düzenleme 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda yer almamış zira hükmün eşitlik ilkesinde de aykırı olduğu düşünülmüştür. 4721 sayılı kanun ile beraber eşlerin kefalet sözleşmesi yapabilmesi için herhangi bir onaya ihtiyaç duymamaları, tek başlarına sözleşmeyi imzalayabilmeleri mümkün hale gelmiştir. Ancak bu özgürlük 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile aile birliği ve huzuru gözetilerek kısıtlanmıştır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile artık eşler birbirinin onayını almadan kefalet sözleşmesi imzalayamayacakları düzenleme altına alınmıştır.

Kefalet Sözleşmesi Alınırken Hangi Durumlarda Eş Rızası Aranmaz?

TBK bazı durumlarda kefalet sözleşmesi için eş rızasına ihtiyaç olmadığını düzenlemiştir. Bu düzenlemeler şunlardır:

  1. Mahkemece Verilmiş Ayrılık Kararı

TBK 584 hükmünde açıkça ifade edildiği üzere eşler arasında mahkemece verilmiş bir ayrılık kararının varlığı halinde kefillik için eş  rızası aranmayacaktır. Boşanma davasını açmaya hakkı olan taraf mahkemeden ayrılık kararı verilmesini talep edebilmektedir. Bu halde hakim eğer boşanma sebebi ispatlanmışsa bir yıldan üç yıla kadar ayrılığa karar verebilmektedir. Eşlerin mahkeme kararıyla ayrı yaşadığı bu dönemde kefalet sözleşmesi imzalamaları halinde diğer eşin rızası aranmayacaktır.

  1. Yasal Olarak Eşlerin Ayrı Yaşama Hakkının Doğması

Yine TBK 584 hükmünde açıkça ifade edildiği üzere eşler arasında eşlerin ayrı yaşamasını haklı kılacak yasal nedenlerin varlığı halinde kefillik için eş rızası aranmayacaktır. Eşlerin yasal olarak ayrı yaşama hakkının varlığını gerektiren sebepler kanunda sayılmıştır. TMK m. 197’ye göre: “Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.” Eşlerin yasal olarak ayrı yaşamaya hakları olduğu süreçte eşlerden biri kefalet sözleşmesi düzenlerse bu halde diğer eşin rızası aranmayacaktır.

  1. TMK 584/2 Düzenlemesi

TBK’nın 584. maddesinin ikinci fıkrasında, “Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.” Kural olarak kefalet sözleşmesinde sonradan yapılacak değişiklikler için de ilk kefalet sözleşmesinin düzenlenmesinde geçerli olan kurallar uygulanacaktır. Eş rızası da bu kurallardan biri olduğundan kefalet sözleşmesinde değişiklik yapılması halinde de eşin rızasının varlığı gerekecektir. Ancak 584/2 düzenlemesi bu kurala istisna teşkil etmektedir. Zira kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere eğer sözleşmede yapılacak değişikler eşin sorumluluğunu arttırmayacaksa veya güvencelerini önemli ölçüde azaltmayacaksa bu halde diğer eşin rızası aranmayacaktır.

Yine bununla beraber adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine sebep olmayan değişikliklerde de eş rızası aranmayacaktır. Aksine yorumla eğer yapılan değişiklikle beraber adi kefalet sözleşmesi müteselsil kefalete dönüşecekse o halde bu değişiklik için eş rızası gerekecektir. Adi kefalet, alacaklının asıl borçluya başvurmadan önce kefile borç ödemesine ilişkin talepte bulunamadığı kefalet türüdür. Müteselsil kefalette ise durum biraz değişmektedir, bu kefalet türünde alacaklı isterse borcunu önce kefilden tahsil etme yolunu da seçebilmektedir.

Kefalette Eş Rızası Aranmayan Haller

TBK 584 hükmünde eşin kefalet sözleşmesine rıza göstermesine ilişkin şart, kefalet türlerine yönelik bir ayrım gözetilmeksizin düzenlenmiştir. Bu yasal düzenleme her ne kadar aile huzuruna, ailenin ticari işlerden kaynaklı problemlerden uzak tutulmasına yönelik olsa da ticari hayatın içinde işlemlerin uzamasına ve yavaşlamasına sebep olmuştur. Bu olumsuzluklar sebebiyle kefalette eş rızası kuralı yoğun eleştirilere maruz kalmıştır. Bu ve buna benzer sebeplerden ötürü kanun koyucu bir düzenlemeye gitmek zorunda kalmıştır. İlgili düzenleme 11.04.2013 tarihinde 6455 sayılı Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 77. maddesine eklenen fıkra ile yapılmıştır. Yapılan değişiklik ile birlikte 4 halde kefalet sözleşmesi düzenlenmesi halinde eş rızası aranmayacağına ilişkin düzenleme TBK 584 hükmüne eklenmiştir. Eklenen istisnai haller şunlardır:

  1. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler,
  2. Mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler,
  3. 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi ve Kâr Payı Destekli Fon Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler,

Bu hükme ilişkin ilgili Yargıtay ilamı şu şekildedir:

“Somut olayda, davacının eş rızası bulunmadığından kefaletin geçersiz olduğu iddiasına dayalı olarak menfi tespit ve istirdat talebinde bulunmuştur. Genel kredi sözleşmelerinin çerçeve sözleşme niteliğinde olup genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçluya 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kredi kullandırıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükmü gereğince bu kredi türü için kefil yönünden eş rızasının aranmayacağı dikkate alındığında...” (YARGITAY 11. Hukuk Dairesi 2020/4424 E.  ,  2021/5783 K.)

  1. Tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler. Bu fıkradan da anlaşılacağı üzere esnaf kefalet kredi kefil eş rızası aranmamaktadır.

Bu düzenlemeler ticari hayatın sekteye uğramaması adına getirilmiş olmakla beraber kefalet sözleşmesinde eş rızasını tamamen kaldıran yenilikler değildir. Bu kapsamda kefalette eş rızası kalktı mı şeklinde sorulara hayır cevabını vermek mümkündür.

Sonuç olarak getirilen yeni düzenleme ile beraber eş rızasına ilişkin bazı konulara istisnalar getirilmiş ve yavaşlayan ticari ilişkilerin tekrardan hız kazanması sağlanmıştır.

Eşler Birbirine Kefil Olabilir Mi?

Kanun koyucu eşlerin birbirine kefil olamayacağına ilişkin düzenleme getirmemiştir. Dolayısıyla eşler birbirlerinin borcundan ötürü kefil olabilmektedir. Konuya ilişkin Yargıtay ilamı da şöyledir:

“Eşin, borçlu eşe kefil olmak istemesi halinde, kefaletin geçerli olması için eş rızasına lüzum olmadığının kabulü gerekir. Somut olaydaki gibi borçlu eşin diğer eşin kefaletine rıza göstermesi şartının aranmasının fuzuli olacağı tabiidir.” (YARGITAY 12. Hukuk Dairesi 2016/12256 E. 2016/21462 K.)

Yargıtay ilamında birbirlerine kefil olan eşlerin kefil olabilmeleri için yine diğer eşten rıza almalarının gereksiz olacağı ifade edilerek aslında eşlerin birbirine kefil olabileceği de belirtilmiştir.

Eşin Rızası Olmadan Ev Satılabilir Mi?

Eşlerin müşterek oturdukları konutun satışı, konut yalnızca bir eşin mülkiyetinde olsa da diğer eşin rızası şartına bağlanmıştır. Anılan bu düzenleme aslında sözleşme özgürlüğüne bir sınırlama şeklinde görülse de korunan hukuki değer sözleşme özgürlüğünün kısıtlanmasını haklı kılacak derecededir. Burada aile birliğinin korunması amaçlanmış ve satış isteyen eşe diğer eşin rızasını alması şartı yüklenmiştir. Konuya ilişkin açıklayıcı Yargıtay ilamı şu şekildedir:

“TMK'nın 193. maddesi hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte Türk Medeni Kanunu'nun 194. madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerini diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek, eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “Aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin “Açık rızası bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu cümleden hareketle, aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi “Tek başına“ bir ayni hakla sınırlayamaz. Bu sınırlandırma “Ancak diğer eşin açık rızası alınarak” yapılabilir.”          ( YARGITAY 2. Hukuk Dairesi 2021/5337 E., 2021/6414 K.)

Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere aslında kısıtlama yalnızca satışa ilişkin değildir. Kira sözleşmesinde ve bununla beraber konut üzerindeki hakları sınırlayacak diğer işlemlerde de eş rızası şartı getirilmiştir.

Eşin Rızası Olmadan Kredi Çekilebilir Mi?

Kredi çekildiğinde çekilen kredi sonrasında yüklenilen sorumluluklar yalnızca krediyi çeken eş için değil diğer eş içinde önem arz etmektedir. Eşlerden biri kredi çektiğinde banka tarafından belirlenen miktar ve aralıklarda taksit ödemesinde bulunmaktadır. İşbu ödemeleri her ne kadar kredi çeken eş yapsa da bu ödemeler diğer eşi de zor duruma sokabilmektedir. Zira ekonomik durumda zorluğa düşülmesi aile huzurunu bozan bir haldir. Bu sebeplerledir ki kredi çekiminde de eş rızası aranmaktadır.

Kefil Eş Rızası Örneği

Eşim _________’nın __/__/20__ tarihli ________’nın borçlu olduğu alım satım sözleşmesinden doğan ________’ya olan ________ TL (____ Türk Lirası) borcunu ödemediği, kendisine karşı yapılan takiplerinin sonuçsuz kalması halinde mahkeme kararına gerek olmaksızın yukarıda miktarı yazılı borcu kefil sıfatı ile ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ettiğine yönelik işbu kefalet sözleşmesine eşimin kefil olmasını kabul ve beyan ederim.

AD SOYAD

İMZA

 

___/___/20___