08 Haz 2022

Kadın Kocanın Soyadını Almak Zorunda Değildir, Bekarlık Soyadını Tek Başına Kullanabilir

Osmanlı döneminde babadan geçen soyad uygulaması, Türkiye'de 1926 yılından itibaren kocadan kadına geçmektedir; Türk Medeni Kanununa göre evlenmekle birlikte kadın kocasının soyadını alır. Ancak kadın, boşanmakla kocasının soyadını terk etmek zorundadır veya kocasının soyadını kullanabilmek için izin almalıdır. Yakın zamanda ise, kadının evlense dahi kızlık soyadını kullanmaya devam etmesi, kocanın soyadını kullanmaması hukuken mümkün kılınmıştır.

Kadının soyadına ilişkin yasal düzenlemeler

Evlenen kadının soyadındaki değişiklik

Türk Medeni Kanununun 187. madde hükmüne göre kadın, kocasının soyadını alır; kocasının soyadı ile birlikte bekarlık soyadını kullanması mümkündür. Bunun için kadın evlendirme memuruna veya nüfus dairesine başvuru yapar ve bu şekilde iki soyadını birlikte kullanabilir. Daha önce evlenip ikinci bir soyad alan kadınlar bakımından, iki soyaddan biri yeni kocasının soyadı ile birlikte kullanılabilir. 

Boşanan kadının soyadındaki değişiklik

Türk Medeni Kanununun 173. madde hükmüne göre ise, boşanma hâlinde kadın, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Kadın, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati olduğunu ve bunun erkeğe bir zarar vermeyeceği ispatlarsa, kocasının soyadını kullanmaya devam edebilir. Ancak koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını talep edebilir.

Boşanan kadının eski kocasının soyadını kullanmasına ilişkin izin talebi, boşanma davası ile birlikte veya boşanma davasından sonra ayrı bir dava olarak aile mahkemesi nezdinde ileri sürülür. Koca ise, kadının soyadını kullanmasına rıza göstermiyor ise, kadının soyadını kullanma izninin kaldırılması talebiyle birlikte kadının bu soyadı kullanmaktaki menfaatinin sona erdiğini ispatla mükelleftir. 

Evlenen kadının bekarlık soyadını tek başına kullanabilmesi

Yukarıdaki mevzuat hükümleri kadının soyadı ile ilgili düzenlemeler olup, kadının tek başına bekarlık soyadını kullanabilmesi kanun ile düzenlenmiş değildir. Önceleri kadının çok istisnai durumlarda ve haklı sebeplerin varlığı halinde bekarlık soyadını tek başına kullanmasına izin verilmekteydi.

Ancak son zamanlarda Anayasa Mahkemesi nezdinde, kadının soyadının bu şekilde değişikliğe uğraması eşitliğe aykırı olarak yorumlanmakta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde yaptırıma tabi tutulmaktadır. 

Kadın tek başına bekarlık soyadını kullanabilmek için hangi davayı açmalıdır?

Kadının bekarlık soyadını kullanabilmesi için öncelikle aile mahkemesi nezdinde nüfus idaresine veya kocaya karşı dava açarak  evlenmekle TMK. md.187 f.I gereğince kocanın soyadını almanın İnsan Hakları’na aykırı olduğunu ileri sürerek nüfus kaydının düzeltilmesini ve kocaya ait olan soyadının kaldırılmasını talep etmek gerekir. Mahkemenin talebi reddetmesi halinde İstinaf ve Yargıtay incelemeleri yapılmakta, bu mercilerin de ilk derece mahkemesinin kararını onaması halinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olan mahkeme kararına ilişkin bireysel başvurunun haklı olduğuna karar verilmesi talep edilir. 

Anayasa Mahkemesi bu şekilde aldığı 19.12.2013 tarihli ve 2013/2187 sayılı kararında eşitliğin sağlanabilmesi bakımından kadının bekarlık soyadının kullanabilmesi gerektiğine karar vermiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi kadının bekarlık soyadını kullanabilmesi için haklı bir sebep arayışının olmaması gerektiğini ifade etmiştir. Dolayısıyla, çalışıp çalışmadığına bakmaksızın, ünlü olup olmadığı önemli olmaksızın her kadın bekarlık soyadını kullanabilecektir. 

Bu doğrultuda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 30.09.2015 tarihli, 2014/889 E., 2015/2011 K. sayılı kararı ile emsal bir karar vermiştir:

“…Sebep olmaksızın davacı evlilik birliği içinde sadece kızlık soyismini kullanmak istemektedir. Kızlık soyisminin kullanmak istemek için haklı bir gerekçenin bulunmasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 8. ve Anayasanın 17. maddeleri kapsamında insan hakkıdır ve cinsiyete dayalı olarak bir ayrıma tabi tutulmaksızın kadın ve erkeğe eşit şekilde kullanılmalıdır. Aksi durum AİHS md. 14’e aykırılık teşkil edecektir”