27 Tem 2022

Boşanmada Mal Kaçırma

Evlilik sürecinde eşler arasında mal rejimine ilişkin herhangi bir anlaşma yapılmadığı takdirde boşanma sırasında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereği, tarafların evlilik sürecinde kazandıkları mallar eşler arasında ikiye bölünmektedir. Ancak boşanmaya sebep olan zina, terk, hayata kast gibi davranışlar eşlerde kızgınlık, intikam gibi duygulara sebebiyet verebildiğinden bu kızgınlık neticesinde eşler evlilik sürecinde kazanmış oldukları malları diğer eş ile paylaşmak istemeyebilir. Boşanmada mal kaçırma ve boşanma davasında mal kaçırma cezası bu noktada gündeme gelmektedir. Özetle, boşanmada mal kaçırma eşlerden birinin veya her ikisinin mallarını paylaşıma tabi olmasın diye bir şekilde elden çıkardığı, sattığı veya sakladığı durumlardır.

Eşlerden Mal Kaçırmak Suç Mudur?

Türk Ceza Kanunu’nda ‘eşten mal kaçırma’ özel bir suç türü olarak düzenlenmemiştir. Dolayısıyla boşanma davasında mal kaçıran eşin cezası şudur şeklinde bir ifade doğru olmayacaktır. Ancak yine de eşin hangi yolla mal kaçırdığını irdelemek gerekir. Zira özel olarak ‘mal kaçırma’ fiili suç teşkil etmese de eşten mal kaçırma yolları arasında TCK’da suç niteliğinde yer alan fiiller olabilir. Bu fiillere şu örnekler verilebilir:

  • Taraflardan biri diğer eşten mal kaçırabilmek için karşı tarafı dolandırmış olabilir. Bu halde mal kaçıran eşin TCK 157 hükmüne göre cezalandırılması mümkün hale gelecektir. TCK m. 157 hükmüne göre; “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası verilir.”
  • Eşlerden biri sahte bir vekâletname düzenleyerek diğer eş üzerindeki mal varlığı değerlerini kaçırabilir. Bu halde resmî belgede sahtecilik suçu işlenmiş olacaktır. TCK m. 204/1’e göre; “Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
  • Eşlerden biri mallarını satmak/bağışlamak istemeyen diğer eşi bu hususa zorlamak için tehdit etmiş olabilir. TCK m. 106/1’e göre; “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Yukarıda örneklerle de ifade ettiğimiz üzere kendi başına ‘eşten mal kaçırma suçu’ TCK da düzenlenmemekle beraber mal kaçırma amacının gerçekleşebilmesi için başkaca suçlar işlenmiş olabilir. Bu halde suçu işleyen eşin TCK da düzenlenen fiilden ötürü cezalandırılması mümkündür.

Mal Kaçıran Eşe Ne Davası Açılır?

Boşanmada mal kaçıran eşe karşı hangi dava açılmalı, mal kaçırmanın önlenmesi için hangi adımlar atılmalı gibi sorulara cevap verebilmek için mal kaçırmanın hangi zaman diliminde ve hangi yöntemlerle yapıldığının tespiti gereklidir. Zira mal kaçırma; boşanmadan önce mal kaçırma, boşanma davası açılmadan 1 yıllık süre içerisinde, boşanma davası sırasında veya boşanma kararı verildikten sonra gerçekleşmiş olabilir. Bu zaman dilimlerini ayrı ayrı değerlendirmek ve ona göre bir yol izlemek bununla beraber mal kaçırabilmek için hangi hukuka aykırı eylemlere başvurulduğunu tespit etmek, kendisinden mal kaçırılan eş için daha sağlıklı bir sonuç alınmasını sağlayacaktır. 

Öncelikle eşler arasında henüz bir boşanma durumu söz konusu değilken bile taraflar boşanma ihtimalinin varlığına karşın mal kaçırma girişiminde bulunabilmektedir. Bu mal kaçırma işlemini hangi araçlar ile yaptıkları hususu tespit edilerek dava açma yoluna gidilebilmektedir. Örneğin eşin arabayı kaçırması olayını ele alırsak; bu halde diğer eş arabanın devrinin iptali için dava açabilmektedir. Mal kaçırmak için başvurulan yollar ve mal kaçırmanın hangi zaman diliminde yapıldığına yönelik ayrı ayrı incelemelerde bulunursak;

Boşanmada Aile Konutuna İlişkin Önlem

Boşanma öncesinde en sık karşılaşılan durum boşanmadan önce satılan ev araba mallar gibi değerlerin kaybedilmesidir. Eşlere boşanma davası açılmadan önce satılan malları geri alabilmeleri veya malların satışını engelleyebilmeleri için bazı imkânlar verilmiştir. Bu imkânlardan biri beraber oturdukları evin satışını engelleyebilmeye ilişkindir. Öncelikle belirtmek gerekir ki aile konutunun sahip olunan diğer konutlardan ayrı bir korumaya tabi tutulmasının sebebi; yokluğu durumunda eşin ve çocukların barınma hakkının zedelenecek olmasıdır. Bu riskin önüne geçilebilmesi adına tarafların beraber oturdukları evin diğer eşin rızası olmadan satışına engel olunması amacını taşıyan ‘aile konutu şerhi’ uygulaması gündeme gelmektedir. Aile konutu şerhi; eşlerin aile konutu olarak kullandıkları ev üzerindeki tasarruflarına kısıtlama getiren, eşlerin ortak rızası olmadan şerh konulan konutun satılmasını veya kiralanmasını engelleyen, bu amaçla tapuya koydurulan bir hukuki engelleyicidir. Tapudaki kayıtlara konulan aile konutu şerhi ile beraber eşler konut üzerinde artık birlikte söz sahibi olacaklardır, her iki eşin de rızası olmadan konutun kiralanması ve satılması mümkün olamayacaktır. Aile konutu şerhi koyulabilmesi için diğer eşin rızası aranmamaktadır.

Aile Konutu Şerhi Konulması İçin Gereken Belgeler

Eşlerden biri;

  • evlilik cüzdanı,
  • mahalle muhtarından alınacak aile konutu belgesi,
  • başvuru yapan eşin vukuatlı nüfus kayıt örneği ve
  • TC kimlik kartı ile

taşınmazın bulunduğu yerdeki tapu dairesine giderek aile konutu şerhi konulmasını talep edebilir.

Öte yandan, aile şerhi konulmamış olsa da mal kaçırma niyetiyle satılan aile konutunun geri alınması mümkündür. Aile konutu şerhi konulmamasına rağmen tasarrufta bulunulan taşınmaza ilişkin ‘tapu iptali ve tescili davası’ açılması söz konusu olabilir.

Boşanmada Muvazaalı Mal Devri İşlemlerine İlişkin Önlem

Eşler genel hükümler kapsamında bir tasarruf işleminin boşanmadan mal kaçırmak niyetiyle yapıldığından bahisle işlemin iptaline yönelik dava açabilirler. Bu tür işlemlere muvazaalı işlemler denilmektedir. Muvazaa kısaca yapılmak istenenden farklı bir hukuki işlem yapılarak (bu hukuki işlem sadece görünürdeki işlemdir, taraflar arasında hukuki bir sonuç doğurmayacaktır.) üçüncü kişilerin aldatılmasıdır. Mal kaçırma niyetiyle muvazaalı işlem yapılmasında kandırılmaya çalışılan üçüncü kişi diğer eştir. Yani eşin gerçek amacı diğer eşten mal kaçırmaktır ancak hukuki işlemin tarafıyla anlaşarak malın satış gibi gösterilmesi sağlanmıştır. İşte bu gibi durumlarda mal kaçırma amacıyla yapılan görünürde satış işleminin iptalinin sağlanması mümkündür. Ancak bu halde karşı tarafın hukuki yararının ve hilesinin ispatlanması gerekir; muvazaanın varlığını iddia edenin bunu ispat edebilmesi gerekir.

Boşanma Davası Sırasında Mal Kaçırmaya İlişkin Önlem

Sadece boşanma davasının açılmış olması eşlerin birbirinden mal kaçırmasını engelleyen bir durum değildir. Bu halde ‘mal rejiminin tasfiyesi davası’ gündeme gelecektir. Mal rejiminin tasfiyesi davası boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte açılabilir. Ayrıca boşanma davası açıldığında mal rejimi tasfiyesi davası da açılabilir ancak bu durumda boşanma davasına bakan hakim davaları birbirinden ayırır. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava boşanma davasının devamından ötürü bekletici mesele yapılır. Kısaca hakim boşanma davası sonuçlanıncaya kadar mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davanın bekletilmesine karar verir. Hakim ayrıca mal paylaşımına yönelik dava için mallara ihtiyati tedbir koyabilir. Bu ihtiyati tedbirle beraber mal paylaşımı yapılıncaya kadar diğer eşin mal kaçırmasının önü kesilmiş olur.

Boşanmadan 1 Yıl Önce Satılan Mallar İle İlgili Önlemler

Boşanma davası açılmadan 1 yıl öncesine kadar eşlerin üçüncü bir kişi lehine yaptığı olağandışı karşılıksız kazandırmalar mal rejimi tasfiyesi sırasında mevcut mallar arasında sayılıp tasfiyeye tabi olmaktadır. Zira bu olağandışı karşılıksız kazandırmalar diğer eşten mal kaçırma niyetiyle yapılmış mallardan sayılır.

Boşanmada mal kaçırmaya ilişkin bir Yargıtay kararında şu ifadeler yer almaktadır:

"…Tasfiyeye konu olan iki taşınmazın da, boşanma dava tarihinden yaklaşık 5,5 ay önce 15.11.2011 tarihinde aynı gün davalı eşin kardeşi olan diğer davalı …’ye tapuda satış yoluyla devredildiği anlaşıldığına göre, yapılan devirlerin davacının katılma alacağını azaltma amacıyla yapıldığının kabulü gerekir…" (Yargıtay 8. HD. T. 24.10.2018, E. 2016/14281 K. 2018/17838)

Yukarıda Yargıtay kararında da ifade edildiği üzere tasfiyeden 5.5 ay önce satılan mallar tasfiyeye dahil sayılmıştır.

Yine Yargıtay bir kararında;

"Kural olarak, boşanma davasının açıldığı anda eşlerin mevcut malları (TMK. 235 m.) göz önüne alınarak tasfiyeye tabi tutulacağı kabul edilmekte ise de, bu tarihten önceki 1 yıl içerisinde elden çıkarılan malların da tasfiyede gözetileceği öngörülmektedir" (Yargıtay 8. HD. T. 31.3.2015, E. 2014/1703 K. 2015/7288 )

şeklinde karar vermiştir. Bu kararla birlikte Yargıtay boşanmadan 1 yıl önce satılan malların tasfiyeye tabi tutulacağını belirtmiştir.

Boşanmada Hangi Mallar Paylaşılmaz?

Evlilik sürecinde eşler arasında mal rejimine yönelik herhangi bir sözleşme yapılmadıysa boşanma durumunda eşler arasında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (2002 yılı öncesi hariç).

Bu rejim gereği eşler arasında evlilik sürecinde edinilen mallar boşanma sırasında yarı yarıya paylaştırılır. Ancak bu paylaştırma işlemine kişisel mallar tabi değildir. Kişisel mallar TMK 220'de sayılmıştır. Buna göre; ‘

Kişisel Mallar Şunlardır:

  1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya (makyaj malzemeleri, tıraş makinesi, giyim eşyaları vb.)
  2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri  (eşlerden birine ailesinden kalan miras malları, şans oyunlarından kazanılan değerler vb.)
  3. Manevi tazminat alacakları (örneğin eşlerden birinin şahsi haksız fiilden kaynaklı uğradığı manevi zararın tazmini için aldığı manevi tazminat alacağı)
  4. Kişisel mallar yerine geçen değerler (örneğin eşlerden birinin kendisine miras yoluyla geçen evi satarak araba alması halinde artık o arabada kişisel mal yerine geçecektir.)

Sayılan bu mallar boşanmada paylaşıma tabi tutulmayacaktır. Dolayısıyla diğer eş hak iddia edemeyecektir.

Boşanma Davası Açılmadan Önce Satılan Mallar Paylaşıma Dahil Midir?

Kural olarak, boşanma davasının açıldığı anda eşlerin mevcut malları paylaşıma tabi tutulmaktadır. Yani eşler boşanma davası açtıklarında ne kadar malları varsa (kişisel malları hariç) yarı yarıya bölünerek paylaşım yapılmaktadır. Ancak taraflar çeşitli sebeplerle diğer eşe mal bırakmak istemeyebilir ve bu sebeple mal kaçırma girişiminde bulunabilir. Kanun koyucu mal kaçırma durumunda diğer eşin mağduriyetinin giderilmesi amacı ile çeşitli yollar öngörmüştür: tasarrufun iptaline yönelik davalar, muvazaalı işlemlerin iptaline yönelik davalar, tapuya şerhlerin konulabilmesi bu yolardan bazılarıdır. Kendisinden mal kaçırıldığını düşünen eş mal kaçırma amacına yönelik yapılan işlemleri ve mal kaçırma amacını ispat ederek bu malların da paylaşıma tabi olmasını sağlayabilir. Yine boşanmadan önceki 1 yıllık süre içerisinde olağandışı karşılıksız kazandırmalar da paylaşıma tabi tutulmaktadır.

Mal Paylaşımı Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Boşanma durumunda eşler arasında görülecek mal paylaşımı davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir.Yetkili mahkeme ise boşanma davasına bakmaya yetkili olan yer mahkemesidir. (MK m. 214)

Boşanmada Mal Kaçırma Yargıtay Kararları

"Davalı, davacıdan teminat senedini aldığını kabul etmiş fakat bunu iade ettiğini savunmuştur. Bu durumda mahkemenin belirttiği gibi senedin hükmünü ortadan kaldıran bu savunmayı senetle ispatlaması gerekmektedir. Davalının senet sunmadığı anlaşılmaktadır. Bu savunma tanıkla ispatlanamaz. Bu durumda mahkemenin dava konusu senedin davacının iddia ettiği teminat senedi olduğunu kabul ederek kurduğu hüküm dosya içeriğine uygundur. Davalı boşanırken eşinden mal kaçırmak amacıyla davacıya muvazaalı olarak devrettiği malvarlığına istinaden dava konusu senedi aldığını öne sürmektedir. Davalı kendi savunmasında dayandığı muvazaa iddiasını 6098 sayılı TBK'nın 19.maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Buna ilişkin yazılı bir delil bulunmamaktadır. Buna ek olarak, davalının boşanmakta olduğu eşinden mal kaçırmak için dürüstlük kuralına aykırı olarak aktifini azalttığını ve bu nedenle davacıdan senet aldığı yönündeki iddiası, davalının ahlaki olmayan bir amaçla hareket ettiğini kabul anlamına geldiğinden, 6098 sayılı TBK'nın 27. maddesi uyarınca da hükümsüzdür." (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 13. HD., 23.10.2019, 2018/1140 E., 2019/1473 K.)

 

"her ne kadar boşanma davası açmadan önce taşınmazın satımı davacıdan mal kaçırma kastının varlığını düşündürebilse de, açılacak dava ve vekalet masrafları nazara alındığında çalışmayan bir bayanın bu masrafları karşılaması için arsanın satıldığını düşünmekte hayatın olağan akışı ile bağdaşmakta olduğu, bu itibarla davacı tarafın sunduğu delillerle muvazaanın varlığını ispatlayamadığı ve davacının boşanma davası kesinleştikten sonra mal rejimine ilişkin dava açması ve katılma alacağını davalı ...'nin mevcut malvarlığından karşılayamaması halinde ancak davalı ...'e müracaatı olabileceği belirtilerek davanın reddine, karar verilmiş..." (Yargıtay 17. HD. 19.02.2018, 2015/11974 E., 2018/1092 K.)

 

"Dava konusu İkitellideki 2 dükkan önceden borçlu adına kayıtlı iken boşanma davasının açılmasından hemen önce davalının kardeşine satılmıştır. Yapılan bu satış işleminin davacının alacağının tahsilini engellemye yönelik muvazalı bir satış olduğundan iptali gerekmektedir.

Öte yandan, dava konusu Şişli'de bulunun daire ise yine boşanma davasından hemen önce davalı kardeş adına alınmıştır. Boşanma davası yargılaması sırasında alınan bilrkişi raporunda 17.04.2002 tarihinde davalılar adına müşterek hesap açıldığı ve hesaba 28.899,89 Dolar yatırıldığı, 27.05.2002 tarihinde ise bu hesabın kapatıldığı, 40.457,315 TL olarak TL sına çevrilerek K1 hesabına yatırıldığı daha sonra paranın nasıl değerlendirildiğin belli olmadığı belirtilmiştir. Dava konusu bu taşınmaz ise paranın çekildiği tarihten bir gün sonra 28.05.2002 tarihinde satın alınmıştır.

Mahkemece, borcun doğumndan sonra gerçekleşen dava konusu İkitellideki 2 dükkanın kardeşler arasındaki satışının muvazalı olduğunun kabulü ile iptaline, diğer dava konusu taşınmazın satış tarihi, bankadaki hesap hareketleri, taşınmazın değeri araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir..." (Yargıtay 17. HD. 14.10.2014, 2013/5014 E., 2014/13312 K.)

 

Kaynak: 

Türk Ceza Kanunu

Yargıtay Başkanlığı