26 Şub 2022

Özel Boşanma Sebepleri: 1 - Zina

Türk Medeni Kanununda özel boşanma sebepleri Zina, Hayata Kast, Pek Kötü Muamele, Onur Kırıcı Davranış, Suç İşleme, Haysiyetsiz Hayat, Terk, Akıl Hastalığı olarak düzenlenmiştir. Bu sebeplerin kanunda tanımlanan şartlarının gerçekleşmesi halinde hakim evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını incelemeksizin boşanma kararı verebilir. Boşanma davası tek bir sebebe dayanabileceği gibi, terditli olarak birden fazla sebep ile boşanma kararı verilmesi talep edilebilir. Bu durumda hakim her bir boşanma sebebi ile ilgili ayrı hüküm kurmak zorundadır; koşulları oluşan sebepler açısından boşanma kararı verip, koşulları oluşmayan sebeplerle ilgili davanın reddine karar verir. Hakim bu boşanma sebepleri ile ilgili olarak kusurları tümden değerlendirerek tek bir kusur belirlemesi yapar ve boşanmanın fer'i hükümleri hakkında bu tek kusur belirlemesine göre karar verir. Özel sebeplerin varlığı halinde verilen boşanma kararında, davalı tam kusurlu sayılır ve nafaka ile tazminat talepleri buna göre değerlendirilir. Ayrıca mal rejimi ile ilgili olarak hakim tarafların pay oranlarını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir. 

Zina Sebebiyle Boşanma

TMK m. 161 zina eylemine dayalı boşanmayı düzenler: “Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.”

Zina nedir?

Zinanın tanımı kanunda açıkça düzenlenmemiştir, doktrin ve Yargıtay içtihatları ile belirlenmiştir. Zina; evli birinin eşinden başka biriyle cinsel ilişkiye girmesi veya buna teşebbüs etmesidir. Burada kast dikkate alınır; zina eden eş kasıtlı hareket etmiş olmalıdır, kusurlu bulunmalıdır. Dolayısıyla, zinaya teşebbüs edilmiş ancak tam cinsel ilişki tamamlanmamış olsa bile zinanın varlığı kabul edilir. 

Hemen belirtmek gerekir ki, zina eden kişinin diğer kişiye tecavüz etmesi veya zorla cinsel ilişkiye girmesi olayı zina olmaktan çıkarmasa da, diğer eşin tecavüze uğramış olması sebebiyle zina ettiği iddia edilerek boşanma davası açılamaz. Nitekim, tecavüze uğrayan eş bakımından kast unsuru eksik sayılır ve zina olduğu iddia edilen eylemde kusuru yoktur. 

Zina sebebiyle boşanma davası açabilmek için cinsel ilişkinin karşı cins birisiyle olması zorunlu olarak kabul edilmekteydi. Eşcinsel ilişkiler veya hayvanlarla cinsel münasebetler esasen zina olarak kabul edilmemekteydi. Ancak Yargıtay 2017 yılında erkek erkeğe gerçekleşen cinsel ilişkinin zina olduğuna kanaat getirmiş ve önceki uygulamalar ile doktrin görüşünün aksine karar vermiştir. Bununla birlikte, insan dışında bir şey ile cinsel ilişkinin zina olarak kabul edilmeyeceği görüşü istikrarını korumaktadır. Dolayısıyla, hayvanla, cinsel obje ile veya ölüyle cinsel ilişki zina sayılmaz. 

Cinsel ilişki yoksa sadakatsizlik gibi genel sebeplere dayanarak TMK m. 166/1 uygulanır ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma açılabilir.

Eğer cinsel ilişki var ancak karşı cinsle cinsel ilişki yoksa, haysiyetsiz yaşam sürme sebebiyle boşanma davası açılabilir.

Zina sebebiyle boşanma davasında zamanaşımı

Zinanın öğrenilmesinden itibaren 6 ay, her halde 5 sene geçmesiyle dava hakkı düşer. Bu demek olur ki eşin zina yaptığını öğrenen taraf öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde boşanma davası açmazsa, artıkbu zina olayına dayanarak boşanma davası açılamaz. Aynı şekilde, zina olayı 5 seneden daha eski bir zamanda gerçekleşmişse, örneğin altıncı senede öğrenilen zina eylemi sebebiyle boşanma davası açılamaz. Bu süreler hak düşürücü sürelerdir, yani karşı taraf bu yönde bir savunma yapmasa dahi hakim tarafından kendiliğinden gözetilir. Tek eylemden ibaret zina eylemlerinde o olaydan itibaren başlayan tarih, devam eden zinada zinanın sona erdiği tarihten itibaren başlamış olur.

Zina sebebiyle boşanma davasında AF

Zinayı affetme halinde de dava hakkı kaybedilir. Affın, diğer bir deyişle bağışlamanın varlığı için kayıtsız şartsız bir irade beyanının bulunması veya en azından affı açıkça gösteren fiili bir tutum veya davranışın gerçekleşmesi gerekir. Örneğin zina olayını öğrendikten sonra evliliği devam ettirmek af olarak kabul edilir; affedilen zina olayından sonra bir arada yaşamaya devam etmek, ileriye dönük planlar, girişimler yapmak gibi tutumlar zina eyleminin affedildiğine delalettir. Ancak ceza davasından veya şikayetten vazgeçmiş olmak affetmek anlamına gelmez.

Zina sayılan eylemler

Yargıtay içtihatları ile zinanın hangi durumlarda var sayıldığı açıklanmıştır. Her olay kendi özelinde değerlendirilecektir ancak Yargıtay uygulamasına göre gece geç saatte eve karşı cinsten birini almak, geceyi karşı cinsin evinde geçirmiş olmak, müstehcen fotoğrafları bulunmak gibi karinelerden yola çıkarak zina eylemi ispatlanmış sayılır.

  • Davacı-karşı davalı erkek tarafından özel boşanma sebeplerinden zina sebebine dayanılarak (TMK m. 161) boşanma isteminde bulunulmuştur. Zina olayının mevcut sayılabilmesi için en önemli koşulu, "cinsel ilişkinin" varlığının kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış olmasıdır. Davalı-karşı davacı kadının bir başka erkekle cinsel ilişkiye girdiği kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış değildir. Davalı-karşı davalı kadının bir başka erkekle telefonda konuştuğu ancak konuşma içeriğinden, evlilik sırasında, bir başka erkekle cinsel birleşmenin gerçekleştiği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davalı-karşı davacı kadının bu davranışları zina değil, "güven sarsıcı davranış" niteliğinde olup; Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi gereğince boşanmayı gerektiren kusurlu davranıştır. Ancak bu maddeye dayalı bir davası bulunmamaktadır. Davacı-karşı davalı erkeğin münhasıran Türk Medeni Kanununun 161. maddesine dayalı olarak açtığı boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 16.05.2018, 2016/17968 E.,  2018/6344 K.

  • Zina olayının mevcut sayılabilmesi için en önemli koşul, "cinsel ilişkinin" varlığının kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış olmasıdır. Davalı erkeğin bir başka kadınla cinsel ilişkiye girdiği kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış değildir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı erkeğin başka bir kadınla evden çıkarken ve sokakta yürürken görüldüğü anlaşılmakla beraber, evlilik sırasında, bir başka kadınla cinsel birleşmenin gerçekleştiği dosya kapsamı ve tanık beyanlarından anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davalı erkeğin bu davranışları zina değil, "güven sarsıcı davranış" niteliğinde olup; Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi gereğince boşanmayı gerektiren kusurlu davranıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 09.04.2018, 2016/15989 E.,  2018/4730 K.

  • Davalı-davacı kadının, 05.12.2010 günü ortak konuta bir erkeği aldığı, aynı gece saat 22.00'de evde bu kişiyle birlikte yakalandığı, bu şahsın tuvalette gizlenmiş halde bulunduğu, bu olay öncesinde de bu şahısla muhtelif tarihlerde çok sayıda görüşmesinin olduğu, bu kişinin 05.12.2010 tarihli kolluk ifadesinde, davalı-davacı kadın ile evlenmeyi düşündüğünü, daha öncede evine bir kez gittiğini, seviştiklerini ancak cinsel ilişkiye girmediklerini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Kadının, yalnızken geceleyin bir başka erkeği ortak konuta alması, zinanın varlığına delalet eder. Bu bakımdan zina kanıtlanmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 02.11.2015, 2015/21517 E.,  2015/20095 K.

  • Davalı- davacı kocanın boşanma kararı henüz kesinleşmeden bir başka kadınla birlikte yaşamaya başladığı ve bu kadından bir çocuğunun olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı-davalı kocanın zina eylemi kanıtlanmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 10.09.2013, 2013/14955 E., 2013/20457 K.

  • Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalının 8.4.2006 tarihinde evden kaçıp geceyi başka bir erkeğin evinde geçirdiği anlaşılmaktadır. Bu durum zinanın varlığı için yeterlidir. Zina kanıtlanmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 19.04.2010,2010/5442 E.,  2010/7658 K.

  • Davalı erkeğin uzun süreden beri bir başka kadınla birlikte yaşadığı, aynı kadınla ilişkisinin halen devam ettiği, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği yapılan soruşturma ve dinlenen tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Zina eylemi devam ettiğine göre, hak düşürücü süre de geçmiş sayılmaz. Toplanan delillerden, davalı erkeğin zinasının temadi ettiği anlaşılmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi  20.05.2019, 2019/1357 E.,  2019/6263 K.

  • Zina sebebine dayalı olarak boşanmaya karar verilebilmesi için öncelikle; davalı eşin başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesinin veya cinsel ilişkinin gerçekleştirildiğine pek muhtemel bakılan bir durum içine girdiğinin kanıtlanması gereklidir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerle; davalı erkeğin dava açılmadan önce başka bir kadınla birlikte birden fazla kez farklı otellerde tatil yaptıkları ve o kadınla birlikte aynı odada birlikte çekilmiş müstehcen fotoğraflarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu hale göre Türk Medeni Kanunu'nun 161'nci maddesinde yer alan boşanma sebebi gerçekleşmiştir. O halde; davacı kadının zina hukuksal sebebine dayalı (TMK m. 161) boşanma davasının kabul edilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.10.2018, 2016/24076 E.,  2018/10959 K.

Zina sayılmayan eylemler 

Öpüşme, kucaklaşma, aşıkane hareketlerde bulunma veya birinin evinde bakım amaçlı veya zorunlu sebeplerle geceyi geçirme zina olarak kabul edilmez. Benzer şekilde, uyur gezerlik varsa, hipnoz altında, bilinç kaybı veya tehdit gibi unsurların bulunması eylemi zina olmaktan çıkarır.

Boşanma Avukatı Ücretleri

Boşanma davasında ödenecek olan harçlar ve vekalet ücretleri maktudur, yani 2022 - 2023 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenir. Maktu vekalet ücreti "karşı vekalet ücreti"dir. Yani davanın sonunda haksız çıkan tarafın karşı tarafın avukatına ödediği ücrettir. Bununla birlikte avukat-müvekkil arasında ayrı bir vekalet ilişkisi kurulur. Dava başında avukat ile müvekkil arasında anlaşılacak olan bu ücretin en az 2022 - 2023 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenmesi mümkündür; bu asgari ücret tarifesine uymak zorunludur. Ancak çoğu İstanbul avukat ve boşanma avukatları 2022 İstanbul Barosu'nun Tavsiye Niteliğindeki Avukatlık Ücret Tarifesine göre vekalet ücreti belirlemeyi uygun bulur. Bu ücretler avukat ve müvekkil arasında özel olarak her dosyaya harcanacak emeğin ve zamanın değerlendirilmesi ile belirlenir. Dolayısıyla "boşanmak için ne kadar para lazım" sorusunun cevabının net bir rakam olması mümkün değildir.

   

Kaynak: 

1- Yargıtay

2- mevzuat.gov.tr